Eyvah yine işsiz kaldım!

Mustafa Küçükçakan
Mustafa KüçükçakanOtel Genel Müdürü / Çevirmen
sayfayı yazdır, turizm ajansı
28 Haziran 2018, 11:00

Satışları dibe vurmuş, çalışan personeli küstürülmüş oteller grubunu, birkaç ayda düze çıkardım. Kazandığımız parayla da oteli yenileyerek, servis kalitesi ve konuk memnuniyetine dayalı çalışmayla, grubun itibarını artırıp, her yıl hedeflenen cironun üstüne çıkarmayı başardım.

Fakat iki bin on üç yılındaki gezi olaylarıyla başlayan kriz, henüz bir ayını bile doldurmadan beni işimden etti.

Bir kez daha işsizdim. Korkmuyorum! Baba mesleği yağlı boyacılık yapar, iskeleye çıkarım. Bisiklet tamirciliği… Fransızca öğretmenliği… Çevirmenlik… İş mi yok, semeri olana! Meydan okuyorum makus talihime.

Sıkıntılı dönemlerinde herkes gibi defalarca yardım ettiğim bir resepsiyon çalışanının da referansıyla, milyon yüz bin dolarlık bir tesisin başına genel müdür olarak geçmeyi başarmış, yeniden hayata tutunmaya başlamıştım.

Fakat orada da ilk gün olduğu gibi, bir tek gün bile sevinemedim... Satış müdürü bayan çalışan, her gün sayısız mazeretle işe gelmiyor, okul arkadaşı olan çalışanlara sürekli işini devir ediyordu. Ayrıca yaptığım ilk toplantıya house keeper sorumlusu dışında kimse katılmamıştı.

Aşçı işe gelmiyor veya istediği zaman geliyor üstelik sürekli saldırgan bir tutum sergiliyordu. Kobay olduğum belliydi.

Kobay Genel Müdür!

Çaldığım bütün kapılar yüzüme kapandı derdimi anlatamadım. Sonunda istifa etmek zorunda kaldım.

Ertesi gün çok uluslu milyon yüz bin dolarlık tesisin başına doğru dürüst işe bile gelmeyen bir aşçı genel müdür olarak atanıyordu…

Bir kez daha işsizdim.

Üniversite öğrenimim sırasında Diyarbakır’da gece çalışıp gündüz okula gitmiştim tam dört yıl boyunca. Bu bile bir şey değilmiş.

Dünyanın en ağır işi işsizlik!

Çalışmak isterken çalışamazsanız özgür değilsiniz. Çalışmamak isterken de çalışmazsanız yine özgür değilsiniz.

Ne yapacağınızı bilmediğiniz bir güne uyanmak!

Önce zaman kayboluyor. Saatlerin yeri değişiyor. Yeni işiniz: ADIM SAYAR

Çamlıca - Üsküdar on bin yedi yüz adım; birde dönüşü var yirmi bir bin dört yüz.

Geceler gündüz, gündüz gece oluyor. Beynimde kontrol edemediğim acılar beni yerden yere vuruyor. Bir iş bul diyor çıkarcı aklım.

Kapılar… Çaldığınız kapılar… Dilsiz. Umarsız kapılar.

En çok akıl veriyor arkadaşlar. İşi olanın aklı çok olmayanın hiç mi hiç yok! Herkes gemisini yüzdürme telaşında.

Üç yıl! Binlerce başvuru! Bir tek iş görüşmesi bile yok! Araya adam koymadığınız hiçbir C.V'nin değeri kıymeti yok.

Boşuna bekleyip hayal kurmayın. Emin olun bir tek kez bile aranmayacaksınız.

On yıldan çok yanında çalıştığınız patronunuz, yıllar sonraki karşılaşmanızda ilk sorusu :

-Ne olmuş sana?

-Sahi Ne olmuş bana?

-Saçlar dökülmüş kalanı da beyazlamış; yüzünde çukurlar açılmış.

-İş istiyorum, para değil... Yinelesem de şirketin genç koordinatörü genç bayana gönderiyor mülakata.

- Bana, anlat diyor kendini, yaşından çok iş tecrübem olan genç bayan. Konuşamıyorum…

Kimse yok. Düştün mü? Etrafında kimse yok...

Site yöneticisi olarak çalışabilirim. İş görüşmesindeyim.

Çok ünlü bir site. Yıldızlar Sitesi! Mankenler, geliri asgari ücretin on yüz bin katı kazanmayı başaran üstün insanlar sitesi… Yerli ve yabancı zenginler…

Fransızca, İngilizce, Arapça‘dan sınav yapıyor genç İ.K yöneticisi. Dirensem de bu yaşta sınava çekilmem acı verse de yapıyorum soruları. Her ne kadar üç üniversite bitirmeme akıl erdiremese de...

Burada bir daire iki milyon dolar. Değerli diyor burada oturan insanlar. İki milyon dolarlık insanlar...

Ücret soruyor yönetici.

Projede ne ücret uygunsa ona razıyım desem de,

Üç yabancı dil, üç sınav

Haber bir türlü gelmiyor.

Prezantabl arıyorlarmış iş yine olmuyor...

Mahallenin bisikletçisi Sarı Dayı. Dinliyor beni. Sonra başını sola eğip ‘’Kazandığım belli. Sende bu yaşta prostat vardır, şeker vardır, tansiyon vardır. Üç kez tuvalete gidersin günde üç liradan eder ayda doksan lira! Yani Sarı Dayının bisikletçi dükkanında da etmiyorum doksan lira. Kimsenin kimsesi yok, sahip çıkmıyor ülkem bana.

Çaldığım kapılar dilsiz, umarsız kapanıyor sessizce. Tam yokluğuma alışmışken; telefonum çalıyor. Uluslararası bir grubun üst düzey yöneticisi olarak Tayland’a atandığımı söylüyorlar.

Valizlerimi hazırlıyorum şimdi.

Neresi gurbet?

Burası mı orası mı?

Yarın yola çıkıyorum.

Hoşça kalın.

27.06.2018

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
Deniz mertoğlu
29 Haziran 2018, Cuma 06:48
Mustafa abi günaydın, Yazını okurken çok duygulandım Herşey okadar güzell kaleme alınmışki Emeğine sağlık
haluk aslan
28 Haziran 2018, Perşembe 09:38
Mütiş bir açıklama daha ne olsun bilmiyorum nasıl tarif etsem. Ama siz gereken tarifi yapmışsınız Sn Genel müdürüm.
İsa unal
28 Haziran 2018, Perşembe 02:41
Haydi hayırlısı. Başarılar dilerim.
Ahmet sonuk
28 Haziran 2018, Perşembe 12:34
Mustafacım o kadar güzel tarif etmişsinki daha ne denir
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha