22 Ekim 2018
E-Bültene Abone Ol!

Blogger deme bana!

Murat Z. Özbilgi
Murat Z. ÖzbilgiYazar/Gezimanya Yöneticisi
01 Şubat 2018, 16:51

İçlerinde sevdiğim arkadaşlarım da olan bir grup turizmciyle son dönemde konuştuğumda duyduğum söz bu: “Blogger deme bana!”. Influencer pazarlamayı profesyonel yapan biri olarak maalesef çoğu zaman da söylediklerini haklı buluyorum.

Özellikle son günlerde yaşanan bir olay toplumun dijital içerik üreticilerine (influencer) yaklaşımıyla ilgili enteresan tespitler yapmaya yaradı. Gelin bu olayın hem üzerinden geçelim, hem de sosyal medya fenomenlerini turizm pazarlaması açısından inceleyelim.

Öncelikle size söz konusu olayı anlatayım. 2 hafta kadar önce İngiliz bir vlogger olan 22 yaşındaki Elle Darby Dublin’de bir otele e-posta atarak kendi sosyal medya hesaplarında otelin tanıtımını yapmayı önerdi. Karşılığında da otelden ücret yerine bir kaç gece konaklama talep etti.

Otel sahibi vlogger gence yanıt verdi. Ancak bu yanıtı kendi sosyal medya hesabında afişe ederek yaptı ve cevapta da oldukça sert bir üslup kullanarak Darby’i ücretsiz hizmet isteyen bir dilenci olmakla suçladı. Önce Birleşik Krallık basınında yankı bulan bu haber çok geçmeden Türk basınının pek çok mecrasında da başlık oldu.

Olay gerçekleştiğinden beri pek çok platformda aynı tartışmalar dönüyor. Kimileri otelcinin yanıtını gereksiz sertlikte bulurken, kimileri de vlogger kızın bunu hak ettiğini düşünüyor. Kimi diğerleri ise verdiği cevabın üslubu ve seçtiği iletişim kanallarına bakarak otelcinin kara reklam yaptığını, vlogger’ın üzerinden meşhur olmaya çalıştığını iddia ediyor. Hatta otelcinin ve Elle Darby’nin birlikte çalıştığını ve bütün bu olayların bir senaryonun parçası olduğunu düşünen bile çok kimse var.

Bu konuda yorumumu çok hızlı geçip esas toplumu, özellikle de biz turizmcileri ilgilendiren kısmına gelmek istiyorum. Vlogger kızı haksız bulmuyorum. Dilenci olduğunu da düşünmüyorum. Bir turizm işletmesi nasıl ki gazeteye, ilan panolarına ya da Google aramalarına reklam veriyor ve tanıtım yapıyorsa, bir vlogger üzerinden de tanıtım yapılabilir. Turizmci bu reklamın/tanıtımın karşılığında para ödeyebileceği gibi otel konaklaması da verebilir. Hatta turizmde yaygındır, pek çok otel barter (becayiş) olarak otel odası verir, karşılığında da para yerine geçecek bir ürün ya da hizmet alır. Örneğin pek çok havayolu personeli bu şekilde otellerde uçak bileti değiş-tokuşu yöntemiyle ücret ödemeden konaklar. Burada vlogger kızın yaptığında ticari ya da etik bir hata yoktur. Reklam mı yapıyor bilemeyiz ama otelcinin bu cevabın yankı bulacağını tahmin ettiği (ve haklı çıktığı) aşikar.

Aslında bu fikrin otelcinin aklına nereden geldiği de belli. Anlatayım... Bu “influencer’a kapak yapma” ve bu sayede adını duyurma işi kısa bir süre önce başladı. Geçtiğimiz Eylül ayında İrlanda’nın Kilkenny şehrinde bir Michelin yıldızlı restoran sahibi olan Garrett Byrne restoranının tanıtımını yapmak için kendisine yazan bloggerlara sosyal medyadan ters ve alaycı bir cevap verdi. Türkçesi “Bedava yemek yok, başka kapıya!” diye özetlenebilecek bu cevabı twitter’dan paylaşan restorancı kısa sürede basından ve bloggerlardan o kadar çok cevap ve tepki aldı ki restoranın ünü şehrin, hatta ülkenin sınırlarının dışına taştı. Elle Darby’e cevap veren otelcinin de Garrett Byrne’ün açtığı yoldan gittiği kesin.

Peki bu iş neden bu şekilde gerçekleşiyor dersiniz? Neden bu tartışmalar yankı buluyor? Öncelikle tartışıp mesajlaştığı kesim blogger dünyası olduğu için bu kurnaz İrlandalı turizmciler bloggerların geniş takipçi kitlelerine negatif bir mekanizmayla erişebileceklerini düşünüyorlar. Bence haklılar da. Çünkü olayın üzerine “atlayan” bloggerlar bu işi sosyal medyada organik olarak köpürtüyor. Farkına varmadan reklam yapıyorlar yani. Ancak olayın toplumda yankı bulmasının mekaniği daha da ilginç.

Bu yazışmaları haber yapan yabancı basına (özellikle İngiliz) ve Türk haber kaynaklarına bir göz atın. Özellikle incelenmesi gereken, sosyal medya gönderilerinin altında halkın genelinden gelen tepkiler. Ne turizm profesyoneli, ne de Instagramcı ya da Youtuber olan bu kişiler genelde yukarıdaki örnekteki otelci veya restorancıya hak verir şekilde tepkiler veriyor. “İyi yapmış, bedavacılar başka kapıya!”, “Bıktık artık bu fırsatçılardan”, “Herhalde bir daha başkasına dilencilik yapmaz artık” gibi yorumların sayısı hiç de az değil. Özellikle bazı Türk haber portalları da bunun farkında olduğu için tahrik edici başlıklarla veriyorlar haberi. Bu gidişle yakında Türkiye’de de benzeri örnekleri görmemiz yakındır.

Bu olayların sosyal medya yansımalarına bakarak “Toplum bloggerları sevmiyor” sonucunu çıkarmak biraz fazla iddialı olur. Ancak belli bir kesimin de işi gücü bırakıp da dünyayı gezip ya da güzel restoranlarda yemek yiyip hayatını bu tecrübelerini sosyal medyaya yansıtarak kazanan insanlara biraz hasetle baktığını anlamak zor değil. Ben de benzeri bir iş yapan bir insan olarak Türk ya da yabancı blogger arkadaşlarımı zaman zaman kıskanmıyor değilim. Ne güzel değil mi? Hem gezip tozuyorlar, hem de birileri onlara para ödüyor. Olaya böyle bakmak çok insani bir tepki. Çok haklı ve adilane değil, ama insani.

Ancak turizm profesyoneli gözlüğüyle bakmak daha farklı bir yaklaşım gerektiriyor.

Son dönemde o kadar çok turizm işletmecisinden bloggerlarla ilgili olumsuz yorumlar duydum ki... Kendilerine gelen yağmur gibi epostalardan bezmiş durumdalar. Bir kaç bin takipçisi olan Instagramcılardan gelen ücretsiz konaklama, yemek taleplerinden tutun da davet edildiği basın gezisinde business uçmadığı için dönüşte gittiği geziyi kötüleyen bloggerlara kadar ortalık pek çoğu haklı şikayetlerle dolu.

Blogger, youtuber, instagrammer, en geniş tabiriyle de influencer adını verdiğimiz bu kişiler son dönemde sayı olarak çok arttı. Dolayısıyla da pek çok sektörde olduğu gibi turizmciler de bu yeni “meslek” sahipleriyle (meslek kelimesini tırnak içine aldığımı farkettiniz mi?) yeni tanışıyor. İçlerinde çok düzgün ve profesyonel olanlar varken, Instagram hesabına binlerce takipçi satın alıp da kendisine ücretsiz otel konaklaması sağlamak isteyen kişiler de artık turizmcileri bunaltmış durumdalar.

Ancak turizmcilerin bu gelişmelere çok profesyonelce yaklaşması gerekiyor. Gelen anlamsız yüzlerce eposta mesajı, yaşanan kötü tecrübeler veya şişinerek ortalıkta gezinen, oturmayı kalkmayı bilmez, konuşma tarzı çirkin bloggerlar bu işin ciddi, profesyonel ve değerli bir iş olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Turizm markanıza doğru blogger seçimiyle, profesyonel bir Instagramcının kitlesine göstereceği karelerle, kitlesi markanıza uygun bir vlogger’ın Youtube’da yapacağı anlatımla çok şey katarsınız. En basitinden muadilini çok yüksek fiyatlara reklam kanallarından elde edeceğiniz tanıtımı influencer’lar kanalıyla daha uygun maliyetli ya da kimi zaman da ücretsiz elde edebilirsiniz.

Ancak her gazete sizin için reklam verilecek uygun gazete olmadığı gibi, bir blogger da sizin için çalışılacak uygun blogger olmayabilir. Bunun farkını anlamanın ise 2 yolu var: Ya profesyonel bir pazarlama ajansından yardım alacak ve işi garantiye alacaksınız. Ya da kendinizi geliştirecek ve iyi blogger kimdir, nasıl seçilir bunu doğru şekilde öğrenecek ve bu işteki gelişmeleri takip edeceksiniz. İlk seçeneği bir kenara bırakıyorum. İkincisi için bu satırları okumaya devam edin, önümüzdeki yazılarda bu blogger gerçeğini incelemeye devam edeceğiz.

Turizmciler olarak sokaktaki adamın verdiği kıskançlık temelli olumsuz tepki sizleri yanıltmamalı. Aldığınız yüzlerce anlamsız mesaj da aynı şekilde.Bunlar maalesef hayatın gerçekleri. Influencer kullanmayı profesyonel bir pazarlama pratiği olarak görmez de, yalnızca gelip kalıp yazmaya çalışan beleşçiler olarak değerlendirirseniz büyük bir pazarlama fırsatı kaçırırsınız. Ancak her önünüze gelen kişiyi profesyonel zannedip işletmenizi olmadık isimlerle doldurursanız da kötü tecrübeler yaşamanız kaçınılmaz. İşte esas o zaman “blogger demeyin bana!”.

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
Murat Özbilgi
04 Şubat 2018, Pazar 11:19
Haklısınız. Gerçi blogger lafı teknik olarak tam karşılamasa da jenerik bir kelimeye dönüştü ve ayrıca influencer kelimesine de güzel bir karşılık bulunamadı. Böylece blogger kelimesi yaygınlaştı. Selamlar
Recep Hilmi TUFAN
03 Şubat 2018, Cumartesi 08:27
Bu konuda ben de bir yazı kaleme almıştım. Maalesef her sosyal medya fenomenine "blogger" denmesi de bizim yaramız: https://www.rehitu.com/2018/01/blog-yazlarm-seslendiriyorum.html
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha