Apple, Netflix ve turizmde içerik pazarlama

Murat Z. Özbilgi
Murat Z. ÖzbilgiYazar/Gezimanya Yöneticisi
sayfayı yazdır, turizm ajansı
04 Ocak 2018, 17:21

Dedikodusu, bir seneden uzun bir zamandır bütün pazarlama dünyasında dolaşıyor. Apple, içerik devi Netflix’i satın almak için planlar ve görüşmeler yapıyor. Son dönemde ise bu söylentiler ayyuka çıktı. Peki Apple neden böyle bir şey yapıyor? Ve turizmciler olarak bu bizi neden ilgilendiriyor?

Bu köşede bir süredir “içerik pazarlama”dan bahsediyoruz. Son dönemde pek çok kimsenin dilinde olan bu moda kelimenin ne anlama geldiğini iyi biliyor muyuz peki?

Turizm sektörüne özel bir durum olarak söylemiyorum; bugün herhangi bir sektördeki bir pazarlama uzmanıyla görüşseniz size içerik pazarlamayla ilgili doğru bilgi vereceği pek garanti değil.

İçerik pazarlama ne değildir?

En yaygın yanılgı içerik pazarlama ile doğal (native) reklamları birbirine karıştırmak. Doğal reklam, bir yayın mecrasının kendi yayın tarzı içerisinde kalarak yaptığı marka ya da ürün tanıtımlarına verilen isim. Son dönemdeki en yaygın örneği ise yurt dışında Buzzfeed, Bored Panda gibi popüler platformlarla yaygınlaşan, ülkemizde ise Onedio, Listelist gibi sitelerde yaygınlaşmış liste içerikleri yöntemi. İşte “Bu yaz kaçırmamanız gereken 10 tatil beldesi” gibi başlıklarla üretilmiş bu içeriklerin içerisine kendi ürününüzün tanıtımını yerleştirirseniz bu yaptığınız bir “doğal reklam” olmuş olur. Çünkü mecranın doğal yayın tarzını bozmadan içine dahil olmuş olursunuz. Güzel ve etkili bir yöntemse de pek çok pazarlamacının zannettiği gibi bu içerik pazarlamanın kendisi değildir. Hatta doğrudan bir ilgisi bile yoktur.

Bir diğer yanılgı ise içerik pazarlamayı “influencer pazarlama” ile aynı şey zannetmektir. Bir blog yazarı, Instagram fenomeni ya da Youtube kanalı markanız için pek çok şey yapabilir. Geniş ve akıllıca hazırlanmış bir pazarlama planının içinde, doğru kullanıldığında geniş kitlelere sahip bu kişiler çok etkili olacaktır. Ancak özellikle pazarlama ajanslarında yaygın olan bir anlayış bunun içerik pazarlama zannedilmesi iken aslında içerik pazarlama “influencer marketing” kanalıyla olmak zorunda bile değildir.

Sosyal medya üzerinde yapılan pazarlama faaliyetlerini içerik pazarlama sanmak da en az yukarıdaki örnekler kadar yaygın bir yanılgı. Sosyal medya, influencer pazarlama ya da native reklam, içerik pazarlama ile karıştırılan ne kadar çok farklı alan var, öyle değil mi? Bunun en önemli nedeni ise bu konunun ülkemizde, hatta Avrupa’nın pek çok ülkesinde bile henüz yeni olması.

Yanlış uygulamalar fayda sağlamıyor

İçerik pazarlama şu anda pazarlama dünyasında bir “buzzword”, yani herkesin ağzında dolanan moda bir kelime. Henüz hem akademik dünyada, hem de sektörde yeni yeni yerleşen bir kavram olduğu için de farklı şekillerde yanlış anlaşılması doğal. Bu yanlış anlaşılmayı eleştirmiyorum. Ancak kavramı tam algılamayan kişi ve kurumların yanlış uygulamalara yönlendirilmesi de doğru değil.

Bugün içerik pazarlama modasının yarattığı algıyı yanlış algılayarak ya da yanlış uygularak, markalara yüksek bütçeler harcatıp gerçek anlamda iş değeri yaratmayan, karlılık artışıyla sonlanmayan projeleri her yerde görmek mümkün. Pek çok markaya uzun vadede çok az fayda sağlayacak Instagram fenomeni kullandırmak örneğin, kesinlikle eleştirilecek bir nokta. Ya da sosyal medyaya dünya kadar para saçıp, takipçilerin aynı reklamlara verdikleri gibi önyargılı tepkileri vermesinden başka bir sonuç üretmeyen işler içerik pazarlamanın mantığına, felsefesine tam olarak ters bir pratik.

İçerik pazarlama gitgide artan bir iletişim kalabalığında kullanıcıların reklam görmekten sıkılması ve artık reklamlara tepki vermemesi sonucu geliştirilmiş bir yöntem. Bu tarihsel bir süreç, tüketicinin geçirdiği bir evrim… Tıpkı matbaanın icadı ya da televizyonun pazarlama dünyasına girmesi kadar da etkili bir kilometre taşı.

Daha iyi pazarlama için daha az “reklam”

Reklamın en iyisine dahi tahammülü kalmayan modern çağ insanının, sosyal medya kullanıcısının karşısına çıkmak için uzun vadede tek bir şansınız var; o da kullanıcının gerçekten görmek istediği bir içerik üretmek ve karşısına bu şekilde çıkmak.

Yani günümüzün sert pazarlama koşullarında müşterilerinize ve müşteri adaylarınıza daha etkin ve daha yaygın ulaşmak istiyorsanız yapmanız gereken birilerinin ürettiği içeriğin yanında emanet duran bir reklam vermektense kendi içerik platformunuzu oluşturmak. Bunu da doğru bir şekilde; profesyonelce ve müşterilerinizin görmek istediği şekilde yapmak…

Kulağa biraz tuhaf gelebilir ama eğer dijitalleşen çağımızda daha iyi pazarlama yapmak istiyorsanız daha az reklam yapmalısınız.

Peki, bu pazarlama yapmayacağınız, hiç reklam vermeyeceğiniz anlamına mı geliyor? Hayır, kesinlikle değil. Ancak reklamlarınız kendi erişim çaplarının ötesinde bir amaca, büyük bir plana hizmet etmeli. Hem reklamlarınızda, hem de kullanıcıya ulaşan içeriğinizde yapacağınız içerik kalitesini yükselterek uzun vadede sizi ve içeriğinizi takip eden kişilerden müşteri bulmak.

İçerik pazarlama, doğası gereği reklam sektörü ve geleneksel medya kanalları başta olmak üzere pek çok sektör dinamiğiyle ters gibi görünen bir mantığa sahip. Ancak günümüzde dört bir taraftan içerik bombardımanında kalmış tüketiciye ulaşmak için başka bir şansınız da yok.

Yani içerik pazarlamaya ister geçin, ister bir gün geçmek zorunda kalacağınız günü bekleyin. Ama markanız bir gün bu değişimi gerçekleştirecek ya da bu değişimi gerçekleştirmiş bir rakibinizin karşısında maalesef çok acı sonuçlar göreceksiniz. Üstelik de bu sonuçları gördüğünüzde harekete geçmek için çok geç kalmış olabilirsiniz. Çünkü içerik pazarlama, geleneksel reklamın aksine anlık patlamaların yöntemi değil. İçerik pazarlamayla bugünden yarına, kısa vadede sonuç alamama olasılığınız çok yüksek.

O yüzden sektörde güzel konuşan, konuşmayı da çok seven dijital pazarlama ‘uzmanlarını’ ya da siz her reklam verdiğinizde cebine komisyon atan reklam ajanslarınızı dinlediğiniz kadar biraz da bu konuda kendinizi geliştirmenizi öneririm. Kendi çıkarlarınız değişen dünyada pazarlamanın bambaşka bir çerçevesinde, geleneksel dinamiklerle çalışan mevcut sektörün biraz da dışında yer alıyor.

Apple’ın kısa süre sonra, tarihte 1 trilyon Dolarlık ciroyu geçen ilk şirket olması bekleniyor. Bugün dünyanın tartışmasız en güçlü markası, tarihin gelmiş geçmiş en değerli şirketi Apple bile geometrik artarak gelmekte olan içeriğin gücü karşısında önlem alıp strateji geliştirmeye çalışırken; siz yalnızca bir kaç “Instagram”cıya gönderi attırarak, Google’da kelime satın alarak ve ürünlerinizin sunumundan ibaret bir web sitesi yaparak uzun vadede başarıyı yakalamayı bekliyor musunuz gerçekten?

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
Mehmet Güneli
11 Ocak 2018, Perşembe 11:08
Ben de içerik üzerine kafa yoran biri olarak Murat Bey'in söylediklerine katılıyorum. Apple'ın Netflix'i almak istemesindeki strateji ne kadar doğru bir örnek. Content'in tüketiciyle gerçek bağlam kanalı olduğunu şirketler anlamaya başladı. Kendini doğru ifade edebilen ve doğru mecralar kullananların farkındalık yaratması, büyümesi daha kolay olacak. Bu alanda yatırımınız yoksa veya bu yatırımı küçümsüyorsanız birkaç tweet atarak veya instagram fotosu paylaşıp etiketleme yaparak bu işin yapılacağına inanıyorsanız da yanılıyorsunuz.
Yahya Karaoğulları
05 Ocak 2018, Cuma 11:14
İçerik pazarlaması konusuna sevdalanmış ve işini bu alana yatırım yapmak yoluyla kurmuş biri (ve dahi eski bir turizmci) olarak, sektörünüzü konu hakkında aydınlatmayı hedefleyen bu faydalı ve keyifli yazınız için teşekkür ediyorum. 3 yıldır okurlarımızı ve takipçilerimizi içerik pazarlamasına dair naçizane bilgilendirmeyi sürdürdüğümüz webeditoryal.com adlı adresimize beklerim.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha