Kültür ve Turizm ayrı mı olmalı?

Mehmet Güneli
Mehmet GüneliGazeteci-Yazar
29 Mayıs 2019, 09:52

Tarihi eserlerin ve kültürel varlıkların korunmasına ilişkin haberleriyle tanıdığımız gazeteci Ömer Erbil ile katıldığı televizyon programında İlber Ortaylı Hoca, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın (KTB) ayrı olması gerektiğini işaret ederken yine de kültür tarafına turizmden gelen insan kaynağının olumlu katkı sağladığını en azından yabacı dil bilen kendini geliştirmiş personel kazandığını ifade etti. Kültürün turizmden kazandığı yetişmiş personele mi sevinsem, kültürün eksiğine mi üzülsem, turizmde böyle bir İK varken neden sıçrama yapamıyoruz diye mi dertlensem bilemedim.

Programı izlerken tarihte farklı isimlerle de varlığını teşekkül eden ve son olarak 29 Nisan 2003’te Kültür ve Turizm şeklinde birleştirilen Bakanlık’ın mevcut konumu üzerinden yürütülen tartışmalar aklıma geldi.

KTB’nin icracı bir bakanlık olmadığı ancak özel sektör kamu birlikteliğinde iyi bir koordinasyon görevi üstlendiği şeklindeki tartışmalar hep yapıldı. Bazı yasaların güncellenmesi, tanıtım ve yatırım gibi alanlardan bakanlık ve ilgili bölümleri ontolojik bir gereksinimi ortaya koyuyordu.

Ancak günümüzde dijitalleşmeyle beraber bilgiyi anlatma ve iletme araçları değişti, etkileşim şekilleri, söylem ve amaçlar farklılaştı. Kültür tarafında da turizm tarafında da normlar ve geleneksel temayüllerin ötesine geçen yenilikler oldu.

Turizmin kültürle ilişkisi yadsınamaz, kültürün de turizmle bağı kopartılamadı ancak bu gerçek iki sektörel disiplinin birlikte bir organizasyon şeması üzerinde konumlanması, politikaların bu şekilde yönetilmesi anlamı taşımalı mı? Emin değilim.

Şöyle düşünelim; turizm sektörünün ilişkide olmadığı çok az disiplin var. Aile ile de spor ve sağlık ile de ilişkili. Çevre, ekonomi ve daha pek çok çalışma alanı turizmle ilgili. Örneğin bakanlığın adı Spor ve Turizm Bakanlığı veya Sağlık ve Turizm Bakanlığı olsa ya da Aile, Çalışma ve Turizm Bakanlığı olarak açıklansa kim itiraz edebilir? Düz mantıkla bunların hepsi mümkün.

Öyleyse turizm ve kültür ayrı bakanlık mı olmalı? Geçtiğimiz hafta Milliyet Gazetesi’nde bir köşe yazısı vardı. Ali Canip Olgunlu imzasını taşıyan “Kültür ve turizmi ayrı düşünmek” başlıklı yazıda yapılan yorumlar tartışmanın geldiği noktanın geliştirici nitelikten ne kadar uzak, sığ olduğunu da gösterdi. Yazının şu cümlesini de şaşkınlıkla buraya bırakmak istiyorum: “Kültür insanından turizme yönelik tesis yapması beklenemez, turizm insanından da yüksek düzeyde kültürel bir birikim beklenemez.”

Doğruyu söylemeniz, doğruyu yanlış anlatmanıza engel değil.

Kültür ve Turizm ayrı bakanlıklar olmalı çıkışının arkasında pek çok gerekçe ortaya koyabilirsiniz. Bizim gibi köklü geçmişi olan, popüler kültürün tüm araçlarıyla hızla yayıldığı ülkelerin Kültür Bakanlığı mutlaka olmalı diyebilirsiniz. Bu kadar çok turizm ürünü olan, 3 tarafı denizle çevrili, milyonlarca ziyaretçinin geldiği bir ülkede Turizm Bakanlığı da olmalı diyebilirsiniz.

Bence mevcuda göre değil ihtiyaçlara göre düşünmeliyiz. İhtiyacımız olan şeyin tanıtım, inovasyon ve markalaşma olduğu ortada. Ürün ve markalarımızı global hale getiremiyoruz. Bu turizmde de böyle diğer sektörlerde de…

Bu nedenle olması gerekenin “Tanıtım ve Marka Bakanlığı” olduğunu düşünüyorum.

Sayılarla değil markalarla turizm yapmalıyız. Bu durum tüm sektörler için geçerli.

Düşünsenize, pazar değeri 35 milyar dolar olan Airbnb kadar turizm gelirimiz yok! Küresel gücü olan markalar yaratamaz, markalaşamazsak sayılar üzerinden turizm yapan bir bakanlığımızın olması bize ne sağlayacak? 1.5 milyon yatak değil de 2.5 milyon yatak kapasitemizin olması bizi daha mı güçlü gösterecek?

Turizmi turizmcilere bırakın derken turizmci bir bakan olması gerektiği üzerine yoğunlaşan sektör, esası ve işin kuramsal tarafını hep ihmal etti. Bugün turizm sektörü tüm dünyada özel sektörün kaldıraç gücüyle ilerliyor. Bu nedenle konseyler, ajanslar ve board’lar oluşturuluyor. Yerel destinasyon yöneticileri daha etkili kararlar verebiliyor.

Hatırlarsanız 2012 yılında zamanın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın başkanlığında “Turizm Meclisi” adıyla kurulup hedeflenen turizmdeki çatı örgütü bu kez “Turizm İstişare Kurulu” adıyla geçtiğimiz yıl yeniden hayata geçirildi. Bunu portallarda haberini okuduğumuz, mütemadiyen toplanan bir kurul olmaktan çıkarıp turizmde bir umut haline getiremez miyiz?

Turizmde yeni oluşturulan Turizm İstişare Kurulu (TİK) icracı bir görev üstlenebilir. Hep konuşulduğu üzere KTB’nin sorumluluklarının bir kısmı Ekonomi Bakanlığı’na bir kısmı TİK'e bağlanabilir. Yani özel sektör daha fazla elini taşın altına koyabilir. Kültür ve Turizm ayrılmalı derken de sorunu ortaya doğru koymakta, tartışmayı bu zeminde sürdürmekte fayda var.

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
Mehmet Güneli
30 Mayıs 2019, Perşembe 11:51
Serdar abi çok güzel bir yorum yazmışsın. Teşekkür ederim. Her zaman bu sektörün en kıymetli düşünen isimlerinden birisin. Yorumlarının her kelimesine katılıyorum. Turizmde soruna sadece turizm açısından değil tüm etken eko-sistem ile bakabilme modeli ve dinamik uzman heyetlerin karar alarak yönetebildiği bir sistem aslında benim de vurgulamaya çalıştığım bağımsız yönetim modelinin bir parçası. Bazen olay ve olgulara sadece isimler üzerinden bakıyoruz maalesef. Örneğin sektörden bir isim turizm bakanı olunca sanki bütün sorunlar çözülecekmiş gibi hissediyoruz. Hissettikçe daha çok duygusallaşıp rasyonellikten uzaklaşıyoruz.
SERDAR SAĞLAMTUNÇ; FCSI
29 Mayıs 2019, Çarşamba 07:43
Sevgili Mehmet, Doğru tespitlerine katılıyorum. Bir farklı açıdan da bakabilir miyiz acaba? Bugünkü işlev ve daha önemlisi küresel gelişmeler paralelinde bakanlık yerine daha dinamik uzman heyetler bu işleri yerinde ve gereği gibi yapamazlar mı? Eğer turizmi bir proje yönetimi olarak ele alabilsek resmin tümüne dokunma şansı olabilir. Ama yıllardır yazdığımız ve önerdiğimiz modeller dikkate bile alınmıyor. Soruna sadece turizm değil tüm etken eko-sistem ile bakabilmek ve her paydaş için işleyen bir model oluşturup bütünü işlevsel hale getirmek gerekli diye düşünüyorum. Sadece bu fikir geliştirilse yerel dinamizm süratle akmaya başlayacak niteliktedir. Aynı anda gelecek planları ve misafir beklentileri iyice incelenebilir. İstişare diye bir şeyin var olmadığını biliyorum. Aynı herhangi bir konuyu açmaza sürüklemek için kurulan komisyonlar gibi. Üst katlara sesimiz ulaşsa pek çok farklı ama çözüm getirici planlama ve programlar yapmak olasıdır. Belki de günü henüz gelmemiştir. :)
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha