HIKVISION

Covid-19 ve turizmde yeni 3S anlayışı

Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt
Prof. Dr. Cevdet AvcıkurtBalıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı
26 Mayıs 2020, 22:59

Covid-19 ile birlikte turizmde yeni bir anlayışın söz konusu olacağı öngörülüyor. Bu yeni anlayış; Yavaş (Slow), Küçük (Small) ve Akıllı (Smart) Turizm üçlemesinden oluşacak gibi gözüküyor.

Türkiye’nin turizmde esasen kültür turizmi ile yola çıktığını ancak 1980’li yıllarda izlenen politikalar, verilen teşvik ve desteklerle deniz (sea), güneş (sun) ve kum (sand) üçlüsünü (3S) içinde barındıran kitle turizminin egemen olduğunu biliyoruz. O dönemde temel tartışmalardan biri, Türkiye’nin kitle turizmine mi yoksa gelir düzeyi yüksek ama az sayıda turistin tercih edileceği selektif turizme mi yönelmesi gerektiği konusu idi. Büyük tur operatörlerinin tercihi Türkiye’nin turizmde söz sahibi olacaksa bunun kitle turizmi ile mümkün olacağı yönündeydi. Sonunda kitle turizminin desteklenmesi gerektiğini söyleyenlerin dediği oluyor. Türkiye’nin özellikle Akdeniz ve Ege kıyıları alınan teşviklerin de etkisiyle büyük tatil köyleri ve 5 yıldızlı tesislerle donatılmış oluyor. Hatta öyle ki, bugün Antalya’daki 5 yıldızlı tesis sayısının dünya turizminde iki numara ülke olan İspanya’daki tüm 5 yıldızlı otellerin sayısının neredeyse iki katı kadar sayılabilecek bir rakamda olduğunu belirtmek gerekir. Doğal olarak, artan arz ile birlikte sayısal anlamda ziyaretçi sayısı her geçen yıl artış gösteriyor. 2019 yılında ziyaretçi sayısı 51,7 milyon rakamına ulaşıyor ama turizmden elde edilen gelir ancak 34,5 milyar doları biraz geçebiliyor. Ziyaretçi sayısında dünyada 6’ncı sırada iken, turizm gelirlerinde 13’üncü sırada yerini alıyor. Yani, kişi başı ziyaretçi geliri olması gereken seviyede gerçekleşmiyor. Ancak, Türkiye’nin kitle turizmine yönelmiş olmasının dünyada turizmde adından çokça söz ettirdiğini ve yüzbinlerce istihdam sağladığını ve tüm sektörlere katma değer yarattığını da ifade etmek gerekir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi olarak ilan ettiği Covid-19 küresel salgını ile birlikte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir süreç yaşanmaktadır. Bu süreçte, en fazla yara alan ikinci sektörün turizm olduğunu görüyoruz. Salgının insanlara öğrettikleri ve artan bilinçlenmeyle birlikte insanların bu yeni dönemde tutum ve davranışlarında kalıcı değişiklikler olacağı öngörülüyor. Sorumluluk bilincinin artacağı ve turizmde doğa, kültür, sürdürülebilirlik ve diğer insanlarla ilişkilerin değişeceği, yeni etik kodlarının söz konusu olacağı yeni bir döneme giriyoruz. Salgın sonrası süreçte, ziyaretçilerin artık kalabalıktan uzak, daha hijyenik, daha güvenli, daha sağlıklı, daha küçük, daha yavaş ve daha akıllı teknolojilerin yön verdiği turizm destinasyonlarına ve mekanlara ilgi gösterecekleri düşünülüyor. Esasen, bu yönde eğilimler pandemi öncesinde ortaya çıkmaya başlamıştı. Pandemi süreci bu değişimi hızlandıracak gibi gözüküyor. Şimdi bunları başlıklar altında ele alalım.

Yavaş Turizm (Slow Tourism)

Yavaş turizm kavramı genellikle turizmin daha sürdürülebilir şekli olarak düşünülebilir. Salgın sürecinde pek çok deneyim elde eden, bilinçlenen, okuyan ve araştıran insanların pandemi sonrası normal hayatlarında gösterecekleri yavaşlama eğilimlerinin ve yeni yaşam tarzlarının turizme yansıması olacaktır. Tatil anlayışı bir süredir zaten değişim gösteriyordu. Pandemi süreci bu değişimi hızlandırdı diyebiliriz. Öncelikle, salgın sonrası içe kapanan toplumlar normalleşme süreciyle birlikte daha iyi bildikleri ve yaşadıkları yerlere yakın olan tanıdık destinasyonları ve mekanları tercih edeceklerdir. Bu aynı zamanda daha az kirliliğe yol açacak ve daha az enerji maliyetli seyahatlerin gerçekleşeceği anlamına geliyor. Bu tercihler, ülke içinde yakın destinasyonlar olurken, kalınacak mekanlar da ikinci konut, pansiyon, karavan ve butik tesis gibi küçük tesisler olacaktır. Bu sadece, fiziki olarak uzak destinasyonların yerini yakın destinasyonların alması meselesi değil, aynı zamanda mekan ve zamandaki uygulamalar ve başkalarıyla daha otantik ilişkiler kurmayı amaçlıyor. Çeşitlilik ve kalite sunan destinasyonların ödüllendirileceği bir döneme giriyoruz. İnsanların gittikleri yerlerde daha derin bilgi edinme, daha doğal, daha mütevazi, daha anlamlı, daha otantik, daha yerel, daha sağlıklı ve daha deneyim odaklı, yani faydacı talebin ön planda olduğu bir yaklaşımı içeriyor. Meşgul bir dünyada sakin kalmak mümkün ve yalnızca yavaşladığımızda görebileceğimiz pek çok şey bulunuyor. Yavaş turizm, Sındırgı’da Yağcıbedir halısını renkleriyle, motifleriyle ve hikayesiyle satın almaktan, Ayvalık mutfak lezzetlerini tatmaktan, Didim’de Vegan Festivali’ni görmekten, Sandıklı’da bir Yaren Gecesi’ne katılmaktan, Edremit’te soğuk sıkım zeytinyağının nasıl elde edildiğini görmekten, Bursa yakınlarında Eskikaraağaç’taki Türkiye’nin tek Leylek Köyü’nü ziyaret etmek ve yerel kadınların kendi ürettikleri özgün ürün ve yiyeceklerle nasıl bir sosyo-ekonomik dönüşümü başardıklarını görmek ve muhteşem doğayı hissetmeye kadar pek çok deneyimi kapsıyor. Bu kapsamda Türkiye’de bir süredir pek gündemde yer tutmayan, yerelliğin, doğallığın, geleneklerin, yenilebilir enerjinin, çevre sorumluluğunun ve özgünlüğün önemli olduğu “Sakin Şehir” anlayışının yeniden gündeme gelmesi ve diğer birçok destinasyona örnek olması beklenebilir. Türkiye’nin en son Ankara’nın Güdül ilçesinin de dahil olmasıyla sakin şehirlerinin sayısı 18’e çıkmış bulunuyor. İlk kez bir İç Anadolu şehrinin sakin şehir ağına dahil olduğunu görüyoruz. Kıyılarda yoğunlaşan turizmin Anadolu’nun iç kesimlerine kadar yayılmasının, turizmde yerel halkın daha fazla sosyal ve ekonomik fayda sağlayacağı, ziyaretçilerle birlikte daha fazla kişisel tatmin sağlayarak yaşam kalitesinin artacağı yeni bir dönemin başlayabileceğini öngörmek mümkün.

Küçük Ölçekli Turizm (Small Tourism)

Salgın sonrası yeni dönemde, kalabalığın az olduğu ve bir sorun olduğunda mutlaka bir muhatabın olacağı az yatak kapasiteli pansiyon ve otel gibi küçük tesislerin daha avantajlı olacakları ve tercih sebebi olacakları düşünülüyor. Kişiye özel hizmetin ön plana çıkacağı ve küçük detayların önemli olduğu bir turizm söz konusu olacak. Küçük ölçekli turizm, yöredeki insanlara daha fazla gelir getiriyor ve aynı zamanda yerel halk ile ziyaretçiler arasında daha anlamlı deneyimler kurulmasına olanak sağlıyor. Yeni turizm anlayışında, statü ve kibarlık arayışından ziyade, gösterişli olmayan ve gerçek bir keyif yaşatabilecek tesis ve mekanların tercih edileceğini söyleyebiliriz. Bu çerçevede, özellikle Ege’deki pek çok irili ufaklı deneyim sunan butik tesislerin ön planda olacağı bir turizme yönelim olacak gibi görünüyor.

Akıllı Turizm (Smart Tourism)

Yeni turizm anlayışında akıllı teknolojiler de vazgeçilmez ve hayatı kolaylaştıracak unsurlar olarak yerini alacaktır. Turizm sektörü, dijitalleşen yeni ziyaretçi profiline hazırlıklı olmak durumundadır. Artık günümüzün yeni yavaş turistlerinin on yıl öncesine göre büyük ölçüde teknolojiye yabancı olmayan ve akıllı teknolojileri kullanan bireyler olduğunu biliyoruz. Akıllı telefon uygulamaları, destinasyonlarda arz ve talebin kalitesini doğrudan etkileyebiliyor. Akıllı turizm destinasyonlarının rekabet avantajı kazanacağı bir döneme giriyoruz. Akıllı telefon uygulamaları ile örneğin Roma’da ziyaretçilerin arenada bir gladyatör dövüşünü artırılmış gerçeklik yolu ile görmeleri mümkün olmaktadır. Temassız otelcilik artık konaklama sektöründe önemini her geçen gün artırıyor. Endüstri 4.0, yapay zeka, İnternet tabanlı bilişim hizmetleri, artırılmış gerçeklik ve robotların turizmde insanın yerini almasa da hayatı kolaylaştıracağı ve seyahat deneyimini artıracağı muhakkaktır. İspanya’nın Barselona ve Malaga gibi birçok turistik bölgesinde ve Roma’da, akıllı turist rehberlerinin uygulamaya koyulduğunu biliyoruz. Benzer uygulama İstanbul destinasyonu için de söz konusu. Yeni turizm yaklaşımında destinasyonlardaki akıllı uygulamalar, ziyaretçi memnuniyetinde önemli bir araç olmaya devam edecektir.

Kısaca, Yavaş, Küçük ve Akıllı Turizm üçlemesinin Covid-19 sonrası yeni dönemde klasik turizm anlayışının yerini tamamen almasa da kendinden çokça söz ettirmesi muhtemeldir.

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha