Tanrı dağlarının kuşattığı ata yurdu Kırgızistan

Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt
Prof. Dr. Cevdet AvcıkurtBalıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı
02 Ekim 2019, 10:16

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Selçuk Üniversitesi, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde Turizm Akademisyenleri Derneği (TUADER) işbirliği ile 17-19 Eylül 21019 tarihlerinde gerçekleştirilen Uluslararası Kültürel Miras ve Turizm Kongresi vesilesi ile İpek Yolu güzergahında Orta Asya’nın kalbinde yer alan Manas Destanının doğduğu uçan dağlar ülkesi Kırgızistan’ı gezip görme ve yakından tanıma fırsatı bulduk. Deniz kıyısı olmayan ancak etrafını dağların çevirdiği bu bölge Orta Asya’nın İsviçre’si olarak da adlandırılıyor.

İstanbul’dan Bişkek’e yaklaşık 5 saate yakın bir uçak yolculuğu ile ulaşıyoruz. Sonrasında 6 saate yakın bir otobüs yolculuğu ile Çolpan-Ata’nın şehri Issık Göl’e varıyoruz. Kırgız dilinde “sıcak” anlamına gelen Issık Göl’ün, dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’a esin kaynağı olduğu biliniyor. Burada Çolpan-Ata şehri’nde Çolpan Ata Türbesi ve açık hava müzesini ziyaret ediyoruz Burada M.Ö.2000’li yıllara kadar uzanan hayvan ve insan figürlerinden oluşan kaya resimleri bir çok tarihi belgeyi resimlerle ortaya koyuyor.

Issık Göl, muhteşem bir manzaraya sahip, dünyanın en büyük krater gölü olup aynı zamanda tuzlu bir göl olarak Tanrı’nın yeryüzündeki gözü olarak biliniyor. Sovyetler Birliği döneminde bu göl önemli bir turistik merkez durumunda imiş. Günümüzde de ülkenin en önemli sayfiye yeri olma özelliğini koruyor.

Yol üzerinde Burana Kulesi ve eski Türk kaya resimlerinin de yer aldığı eski şehir Balasagun’u görme imkanına sahip oluyoruz. Yol boyunca kurutulmuş balık ve ünlü Kırgız beyaz balı satan satıcılar dikkatimizi çekiyor.

Bişkek şehrine tekrar döndükten sonra ertesi gün ortalama 45 dakikalık uçak yolculuğu ile Fergana Vadisinin güneyinde yer alan ülkenin en büyük ikinci büyük şehri olan ve bu yıl Türk dünyasının kültür başkenti seçilen Oş şehrine varıyoruz. Kapalı çarşı ziyaretinden sonra UNESCO dünya miras listesinde yer alan ve Orta Asya’daki İslam dünyasının başlıca ibadet yerlerinin bulunduğu Süleyman Dağı’na ulaşıyoruz.

Süleyman Peygamberin yaşadığı yer olarak bilinen ve çeşitli efsanelere konu olan Süleyman Dağı, ülkenin önemli bir kültür ve inanç merkezlerinden biri durumundadır. Dağda yer alan mağaradaki müzede farklı dinlere ait çeşitli tasvirler de yer alıyor. Burada Şamanizme özel bir yer ayırdıkları göze çarpıyor. Dağın zirvesinde şehrin panoramik görünümü oldukça büyüleyici.

Oş şehri’nden tekrar Bişkek’e dönüyoruz. Unesco Miras Listesi’nde yer alan Tanrı Dağları’nın (Tien-Şan) Alarça (Ala Ardıç) bölgesinde doğa yürüyüşü yaparak, muhteşem manzarayı ölümsüzleştiriyoruz.

Modern bir şehir görünümüne sahip olan başkentte büyük meydan, parlamento binası, Lenin heykeli, Beyaz Saray ve Manas anıtı ihtişamlı görünümüyle ziyaretçilerini büyülüyor.

Bişkek yakınında Çontaş Köyündeki Cengiz Aytmatov’un babasının da olduğu ve 138 Kırgız aydınının Stalin tarafından katledildiği Ata- Beyt’i (Ata mezar) ve müzesini ziyaret ederek hüzünleniyoruz.

6,2 milyon nüfusa sahip olan Kırgızistan turizm değerleri açısından oldukça zengin bir ülkedir. UNESCO somut olmayan miras listesine kayıtlı 8 unsuru ile bu alanda dünyada ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Ancak, ülkede 500’den fazla kültür mirasının olduğu ifade ediliyor.

Henüz, 4,5 milyon civarında yabancı ziyaretçi çeken ve 200 dolayında otelin bulunduğu ülkenin en önemli turist pazarları arasında Kazakistan, Özbekistan, Rusya, Tacikistan ve Türkiye yer alıyor. Yayınlanan bir IMF raporuna göre ülke halihazırda turist kapasitesinin sadece %15’ini kullanabiliyor. Buna rağmen, önemli ve benzersiz turistik ürün çekiciliğine sahip Kırgızistan alt yapı ve üst yapısını hızla yenilemeye çalışıyor. Ülke gelir düzeyi yüksek batılı turistleri de çekmenin yollarını arıyor. Bu açıdan hava taşımacılığı ayrı bir önem taşıyor.

Ancak, eksikliklerinden dolayı halen Kırgızistan Milli Havayolları Avrupa Birliği’nin kara listesinde yer alıyor. Ülkede yaygın olarak kiril alfabesinde Kırgız dili ve Rus dilinin kullanılıyor olmasının Batılı ve Türk turistler açısından anlama sıkıntısı oluşturduğu da görülmektedir.

Turistik çekiciliklerin bulunduğu bazı kırsal alanlara ulaşımda ciddi zorluklar yaşanıyor. Bu noktada ülkeye para girişi sağlayacak yabancı sermayeye büyük ihtiyaç duyuluyor.

Tüm bunlara rağmen, zaman içerisinde ülke içinde ve bölgede ekonomik ve siyasi istikrarın artmasıyla Türkiye ile Türk dünyasını oluşturan ülkeler arasında turizm başta olmak üzere yeni işbirliklerinin geliştiği görülecektir.

Modern İpek Yolu güzergahındaki Kırgızistan’da halen bir çok ülkeden yatırımcı bulunuyor. Başta turizm olmak üzere Türkiye’deki yatırımcıların ilgi duyabileceği pek çok fırsat bulunuyor.

Şartlar olumlu yönde geliştikçe Türkiye’den tarih ve kültür başta olmak üzere Tanrı Dağları’nın büyüleyici atmosferini görmek amacıyla ata yurdunu ziyaret edecek Türk ziyaretçilerin sayısının artacağı muhakkkaktır.

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha