Şura

Mehmet Güneli
Mehmet GüneliProntotour İçerik ve Yayın Yönetmeni
sayfayı yazdır, turizm ajansı
01 Kasım 2017, 15:02
Uzaktan 3. Turizm Şurası hakkında konuşmak zor ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının satırlar aralarından belki bazı sonuçlar çıkarabiliriz...

3’üncü Turizm Şurası bugün başladı. Aylardır hummalı bir çalışma vardı. Komisyonlar kuruldu. Bildirgeler oluşturuldu. Profesyoneller turizmi dört bir yanıyla masaya yatırıp Şura’ya hazırladı.

Külliye’deki bu buluşmaya yurdun dört bir tarafından turizmcilerimiz akın ettiler. Sosyal medyaya hemen bu ilgi yansıdı. Canlı yayınlar yapıldı. Tweet’ler atıldı. Önemliydi, beklentisi yüksekti, çünkü 94 yıllık Cumhuriyet tarihinde üçüncüsü yeni yapılabilmişti.

İstanbul’dan bakarak Şura hakkında konuşmak zor ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının satırlar aralarından bazı sonuçlar çıkarabiliriz. Öncelikle yeni dünyanın turizm anlayışının altının çizilmesi çok önemliydi:

“İnsanlar gittikleri yerlerde aldıkları hediyeler kadar unutulmaz anlar da biriktirmek istiyor.”

Demek ki devletimiz “an”a veya “deneyim”e odaklı bir turizm anlayışına sahip çıkıyor. Bu çok sevindirici…

Çünkü biz yıllardır seyahatin, insanların kendilerini geliştirmeleri için önemli bir misyon taşıdığını savunduk.

Bu deneyimi yaşatmayı sadece bize gelen turistlere değil; kendi vatandaşlarımızın tatil anlayışları için de benimsenmesi gerektiğini, onların yeni coğrafyaları keşfetmelerini, unutulmaz anlara tanık olmalarının önemini anlattık.

Turizmi geliştirmek istiyorsak önce seyahat edebilen, tatil alışkanlıkları olan bir toplum oluşturmalıyız.

Şura’daki konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan markalaşmanın da altını çizdi.

Evet; marka olacak pek çok turizm mücevherimiz var. Anadolu’nun dört bir tarafı değerlendirilmeyi bekliyor.

Geçen hafta yaptığım Mudurnu gezisinde Bolu’nun bir güzelliğine daha şahit oldum. Mudurnu'nun “Cittaslow” adayı olmasına çok sevindim. Göynük ve Taraklı’dan sonra Mudurnu da bu alandaki koridora katılıyor. Tarihi İpek Yolu’nun küçük durakları oluşmaya başlıyor.

Cumhurbaşkanımızın konuşmasında hem kaybettiğimiz pazarların teyidi hem yeni pazarların umudu vardı. Ancak kendisi bunu “Kaybettiğimiz pazarların daha büyükleri bir karış mesafede bizi beklemektedir” cümlesiyle açıkladı.

Çin başta olmak üzere, Endonezya, Malezya, Japonya, Güney Kore gibi yeni alanlara ağırlık vermemiz gerektiğini söyledi. Bu konuların Turizm Şurası'nda tartışılacağının altını çizdi.

Bir diğer önemli nokta tabii ki turizm gelirleri…

Erdoğan, turizm gelirlerinde kat etmemiz gereken çok mesafe olduğunu, gelen turist sayısına paralel gelir elde edilmesi gerektiğini söyledi. Sektörün yıllardır konuştuğu ama başka olgulara uzanan ve kırılımları olan bu konu bir kez de devletin tepesinde zikredilmiş oldu.

İstanbul’un potansiyelini yeterince kullanmadığı vurgusu da “malumun ilanı” olan gerçeklerden biriydi.

Ancak bence konuşmanın sektör için en kıymetli ve umutlu cümlesi şu oldu:

“Turizmde artık yükseliş dönemindeyiz. Devletimiz tüm imkanları ile turizm sektörünün yanındadır.”

Umarım sektörün her paydaşı bu duyguyu hisseder.

Yorumlar
Serdar Saglamtunc
06 Kasım 2017, Pazartesi 11:45
Güzel bir yazı ve doğru tespitler. En önemlisi ise turizm olgusunun bir ekonomik ve kültürel tarafını öne çıkartmak. Yazıda bahsedilen "seyahat edebilen, tatil alışkanlıkları olan toplum" vurgusu çok önemli. Ama bunu henüz turizm camiası ve kamu yetkilileri anlamış değil. Hediye ve an lafı tam bir politik söylem ve içi boş. Gelen turistin halkta ve TV de gördükleri biriktirdiği "anılar"dır. Bunu pozitif geliştirecek ne yapılıyor? Bakanın konuşması ise tam fiyasko. Yeni strateji, kamu koordinasyonu, turizm yasası, hedef belirleme, teşvikler başlıkları turizmin anlam ve uygulama bakımından cahiliye devrinde olduğunu yetkili ağızdan itiraf niteliğinde. Akıl eldeki birikimi kullanma becerisidir. Bu eksik!
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha