Mağdur edebiyatı yapmadan…

Mehmet Güneli
Mehmet GüneliProntotour Kurumsal İletişim Müdürü
sayfayı yazdır, turizm ajansı
02 Nisan 2018, 14:39

TÜRSAB’ın yeni yönetimi mazbatasını aldı; işe güce başladı.

Hayırlı olsun…

Yapılan tebrik ziyaretlerden anladığımız kadarıyla turizm sektörünün büyük bir bölümü bu değişimden memnun.

Yaklaşık 1 aydır görevde olan bir yönetimden tez zamanda çok iş beklemek tabii ki doğru olmaz.

Ancak medya ve sosyal medyaya düşen bazı kareler, açıklamalar bize ufak da olsa ipuçları verebilir.

Neredeyse yönetimin iş başına geldiği gün bütün alacaklıların söz birliği yapmışçasına birliğin kapısına dayandıklarını gördük, okuduk; kasa tam takır; maaşlar birkaç aydır ödenmemiş veya zor ödeniyor.

Kurumdan icra memurlarının eksik olmadığı bir dönemde Başkan Firuz Bağlıkaya’nın soğukkanlılığını koruyarak dik durması; oturduğu sandalyenin haczedilme ihtimali varken, kendi şahsi bilgisayarına bile göz konmuşken buradan bir mağduriyet çıkarmaması ve vakur bir yönetici tavrı içinde olması TÜRSAB’da değişimin başladığını gösteriyor.

Başkan, Meslek Birliği’nin dimdik ayakta durduğunu herkese gösterdi. İstese 20 ay sonraki seçimler için mağduriyet edebiyatı yaparak bugünden çalışmalara başlayabilirdi. Elimiz kolumuz bağlı, içinden çıkılması zor bir enkaz devir aldık diyebilirdi.

Üstelik Bağlıkaya, dün eski yönetim ve başkanla çalışanları bugün başka insanlarmış, üçüncü şahıslarmış gibi oyunun dışına itmedi. Seçimin geride kaldığını önemli olanın turizm ve seyahat acentelerin sorunları olduğunu belirterek herkesi kuşatan söylem ve politikaları tercih etti.

Öte yandan TÜRSAB, turizmin güncel konularından da uzak durmadı. Fuarlarda temsilden, devlet kurumlarının ilgili birimlerine ziyarete kadar yapılması gereken ne varsa yapıldı.

Peki başkan ve yönetimi bekleyen sorunlar yok mu?

Elbette var.

Belki de bu yönetimin ilk dönemi restorasyon dönemi olacak. O nedenle 2 dönem yetmeyebilir; başkanlık 3 dönemle sınırlandırılmalıdır.

Seçimden önceki vaatler, üyeler tarafından madde madde takip edilecektir. Mutlaka genel kurulda bunların ne kadarının hayata geçtiği sorgulanacaktır.

Değişim hareketinin homojen bir demografik karakter taşımasını beklemek doğru olmaz. Bütün kişi ve grupların salt TÜRSAB’da değişimi isteyerek bir araya geldiğini sanmıyorum. Mutlaka beklenti içinde olanların tavır ve düşünceleri zaman içinde daha net kendisini gösterecektir.

Ama dün kapısından girerken tereddüt yaşayanlar veya ayağı birliğe gitmeyenlerin bugün rahatlıkla kapıdan içeri girmesi sevindirici. Zafer sarhoşluğuna kapılıp başkanlık koltuğunda fotoğraflar çektirenleri de mazur görmek lazım.

Önemli olan TÜRSAB’ın nereye doğru evrileceği...

Aslında Başkan’ın kartları güçlü…

Yönetime aldığı isimlerden anladığımız kadarıyla konservatif bir yapı var. Bu özellikle siyasi iktidar ile daha kolay iletişim kurmasını sağlayacaktır. Yani aslında moda deyimle TÜRSAB’ın bir tarafı “milli” diğer tarafı ise demokratik, çoğulcu ve şeffaf olacak. Başkan her mecrada net vurguluyor: Bizim patronumuz acenteler…

Yani tabanın beklentilerine cevap bulabilmek için çalışacaklar.

Lafın özeti, 32 günlük yönetime, üstelik enkaz almış bir yönetime zaman tanımaktan başka şansımız yok!

Ama madem değişim oldu; yazıyı Mevlana'nın sözleri, Sezen Aksu’nun ezgileriyle bitirelim:

“Ne kadar söz varsa düne ait, artık yeni şeyler söylemek lazım…”

İyi haftalar

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
Serdar Saglamtunc
06 Nisan 2018, Cuma 09:36
Çok yerinde görüş ve öneriler. Bugün ülkenin içinde olduğu sosyo politik ortam kurumlarda akılcı değişimin dış gözler yardımı ile yapılabileceğini göstermektedir. Yani yıllardan beri belli politikalar ile eli kolu bağlanan durumdan çıkış kurum dışı profesyonel bir proje yönetimi ile ancak yerine getirilebilir. Çünkü kurum içi yumuşak karınlar belli köşelerde yer kapmışlar ve görünmez olmuşlardır. Bu tip yenilenme projelerinde önerimiz eldeki değerleri teknik format içinde ayırarak her birinin etki ve yapılabilirlik derecelerini belirlemek olmalıdır. Bu zorlu tablo oluştuktan sonra öncelikler ve uygulama yöntemleri bilimsel ve uzman görüşü ile hazırlanarak işe koyulmalıdır. Yoksa bir oradan bir buradan çözüm önerileri ve uygulama çabaları boşa gayrettir. Harcanan zaman, para ama daha önemlisi umutlar olur.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha