Bu teslimiyete gönlüm razı değil!

Mehmet Güneli
Mehmet GüneliProntotour Kurumsal İletişim Müdürü
sayfayı yazdır, turizm ajansı
14 Mayıs 2018, 15:51

Turizm sektörünün güçlü alt yapıya ve sürdürülebilir projelere ihtiyacı olduğu aşikar. Henüz her krize mukavemet gösterecek bir alt yapımız maalesef yok.

Küresel arenada ise pek tabii kuyruğunuzu dik tutma zorunluluğumuz var. Pazarlarımızı köpürtecek, imajımızı parlatacak her hamle bizim için çok kıymetli.

Öyle dükkanı kapadım, fikri meditasyonda, fiziki restorasyondayım deme lüksümüz de yok!

Bir İspanya veya Yunan adası olsak belki böyle anti-turizm çıkışları yapabiliriz. Ancak şimdi daha çok çalışmaya ihtiyacımız olan bir dönemdeyiz. Üstelik siyasi iklimi öyle mutedil dalgalı olmayan bir coğrafyada turizm yapıyoruz.

Ve biliyoruz ki turizmde her türlü başarı öncelikle özel sektör ve kamu işbirliğinden geçiyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bürokrasisi son yıllarda bunu belli ölçüde başardı. 1982’de kabul edilen 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile özel sektörün kamuyla irtibatı sürekli hale geldi. Özal’lı yılların turizmcileri bakanlığın yönlendirmesiyle sektör olmayı başardı.

Bu nedenle TYD yıllardır vefa gösterip adına ödül vererek belki derneğin ismini unuttuğumuz dönemlerde bile Barlas Küntay sayesinde kendisini hatırlamamızı sağladı.

80’li yıllardaki bu turizm hamlesi ne kadar doğru idiyse sonrasında sektöre gerçekten damga vurabilecek politikacıların gelememesi de o kadar şaşırtıcıydı. Sektörün içinden çıkan Bahattin Yücel’in kısa süren bakanlık dönemi bile sadece can suyu olabildi. Ancak bir şey aklı-selim yapıldı: Özel-sektör kamu ahengi oluşturuldu.

Bugün bakıldığında tamam, belki Kültür ve Turizm Bakanlığı tek başına icracı bir bakanlık değil; ama orkestra şefi görevini başarıyla icra ediyor. Sektör diğer bakanlıkların kapısını çalarken, Ekonomik Koordinasyon Kurulu ile temas kurarken yine Kültür ve Turizm Bakanlığı yanında oldu.

Yani turizm sektörü aslında bakanı ve bakanlık bürokrasisi ile çalışma sinerjisini bir ölçüde yakaladı. Sektörü tanımayan bakanlar geldi ama bakanlığın bakış açısı ve stratejiler çok da değişmedi.

Bir tarafıyla ironik olsa da her gelen bakan yine 12 ay turizm dedi. Yine alternatif turizm dedi, ürünü çeşitlendirmek dedi, sağlık, termal dedi, spor dedi, dedi…

Turizm profesyonelleri için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın varlığı onun için bir güvence ve moraldir. Bazen sorunlarına çözüm bulamasa da bakanlık sektörün kamusal resmiyetidir.

Şimdi diyeceksiniz ki Avrupa’da pek çok ülkede bakanlık yapmıyor bu işleri! Evet bazı ülkelerde farklı yöntem ve yaklaşımlar var. Ama bizim ülkemizde tutan bir aşı var. Ve geleneksel siyasi yapımız bu durumu en azından şimdilik zorunlu kılıyor.

Bakanlığın başarılı olsun veya olmasın sadece teşekkül eden varlığı sektörün farkındalığı için önem taşıyor.

Bakanlıkta görev alan bürokratların liyakatini tartışabiliriz ama misyonunu bugün tartışmam. Yurtdışındaki fuarlarda buna çok yakından tanık olabilirsiniz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın akıbeti zaman zaman konuşulur. ‘Kültür’ ayrı bakanlık ‘turizm’ ayrı bakanlık olmalı diyenler hep oldu. Ya çok ayrıştırarak çözmeye çalışıldı ya da şimdi olduğu gibi varlığını yok ederek…

Bakanlığın kendisi olmadığı zaman kültür ve turizmin sorunlarının daha kolay çözüleceği konusunda ikna edici bir proje varsa ortada önce o anlatılmalı sektöre. Yok bu yeni sistemdeki değişime bağlı bir yapılanma olacaksa neden bakanlık ortadan kalkıyor?

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin tümüyle yürürlüğe gireceği 24 Haziran sonrası sürece ilişkin teknik hazırlıklar tamamlandığında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “kültür” kısmı Milli Eğitim Bakanlığı’na “turizm” kısmının da ekonomi bakanlığına bağlanacağı konuşuluyor.

Bu çözümün kurumların doğasına aykırı bir evlilik olduğu kanısındayım. MEB biraz kültür, bilgi, metot gerektiren bir bakanlık denilerek ‘kültür’ tarafı burada olabilir şeklinde bir yakıştırma yapılıyorsa, turizm ise bizzat iktisat işi denilerek ekonomi bakanlığına devredilmek isteniyorsa yanlış yapılıyor demektir. Turizm ne salt beşeriyete dayalı bir sektör ne de tek başına iktisadi…

Turizmin kaderini turizmciler belirlemelidir.

Ben kültür ve turizmin ayrılmasını doğru bulmayanlardanım; şimdi ise birinin MEB’e diğerinin ekonomiye teslimine gönlümün razı olmadığını da söylemeliyim.

Herkese iyi haftalar

Not: Yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarlar sorumludur. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; site sorumlu değildir.
Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha