Yazıyorum, anlatıyorum “artık Bundan anlar” sanıyorum, ama sonra bakıyorum, eski hamam eski tas... Bununla da kalmıyor, yanına kim gelirse onu da bozuyor (ya da biz onları adam sanıyoruz).
Her ailenin, şirketin, cemiyetin, sivil toplum örgütünün, ülkenin bir lideri vardır. Genelde seçim ya da gönül rızası ile gelirler başa... Liderin taahhütleri vardır, lideri seçenlerin de beklentileri. Liderliğin de raconu vardır; dürüst, adaletli, karizmatik olacaksın, hak yemeyeceksin, haksızlık etmeyeceksin, vesaire vesaire... Bu vaatlerle seçilirler, ama dediklerinin onda birini dahi yapmazlar. Bunlar gerçekte “doğan görünümlü şahin”dir. Görünüşte lider gibi dururlar, bir şekilde hak etmediği bir pozisyona gelmiştir ve gerçekte amacı temsil ettiği kurum ya da camiaya hizmet değil, bir şekilde ele geçirdiği statüyü sürdürebilmektir. Bunlar “kahve dövücüsü” gibidir, görünüşte çok çalışıyormuş sanırsın, ama gerçekte, birazdan kendi içeceği kahveyi hazırlıyordur. Bunların bir de “hık deyicileri” vardır ki onlar da tam bir dalkavukturlar, “belki bir fincan da bana ikram eder” diye yanında el pençe divan dururlar.
Lider dediğin önce konulara hakim olmalıdır; Turizm, tanıtım, temsil, sektörel gelişim, mesleki disiplin, etik, dertlere derman Bulması ve çözüm üretmesi beklenir. Ama işte doğan görünümlü şahinlerde bu fonksiyonlar yok, hiçbir zaman da olmadı. Bunun DNA’sında hamasi nutuklar atmak, menfaati gereği kendini ve çevresindekileri kollamak, eski muhaliflere çanta taşıtmak, orantısız güç kullanmak, seçim odaklı yaşamak var.. Hepsi bu..
Gelişmiş ülkelerde böyle birinin sivil toplum liderliğinde karşılığı var mı? Yok, ama ne gam, yine seçiliyor, tekrar seçiliyor.. Önemli olan BU, seçilmek, koltuğu korumak, gücü elinde tutmak!. Gerisi teferruat...
Bunca yıldır hep kayıp, hep bozgun, safi hamaset… Birlik filan koca bir yalan, Bu sektörde her koyun kendi bacağından asılıyor, her açılan şirket kendi göbeğini kendi kesiyor.. Ehhh imam böyle olunca haliyle cemaat de çoğu zaman bildiğini okuyor. Örnek mi istersiniz, alın size tazesinden bir tane ; Didim BYK Başkanı şöyle buyurmuş; “Muhatap TURSAB’dır, bırak desinler bırakayım”. Yahu arkadaş, kanun ve yönetmelikler açık, TURSAB üyesi olmak baş koşul, bunu saklamak, görmezden gelmek, bilerek, kastederek karşısındakileri yanıltmak ise kanunen suç!.. Peki bu suçu işleyenler kimler? TURSAB Yönetim Kurulu, profesyonel kadrosu, Didim BYK Başkanı ve bu konuyu önceden bildiği halde göz yuman herkes!.. Göz yumanlara lafımız yok, kendileri bilirler, ama diğerlerine sormak gerek ; Siz nasıl insanlarsınız, nasıl işler yapıyorsunuz, cahil misiniz, kör müsünüz, yoksa al takke ver külah derdinde, farklı işler peşinde misiniz? İnsanlar sizi niye seçti? Herkese değil, sadece birilerine menfaat sağlamanız, eksik ve açıklarına göz yummanız için mi? Nerde sizin onurunuz, ticari ahlakınız?
Sonra yok efendim havayolları şöyle yaptı, filanca şirket fiyatı böyle kırdı, feşmekan tur paketlerini sattı, bayram günü kaçtı, otelciler devletten destek aldı, ama acenteciler ayazda kaldı.. Az bile bize!.. Vallahi az, kör, topal, el terazi, göz mizan, sıfır destek, yine iyi geldik bu günlere.. Suçlu kim mi, biz tabii ki; Senelerdir "BU" kafayı seçenler, gözlerinin önünde yapılan haksızlıklara göz yuman, mağdur meslektaşlarının yanında duracağına “oh olsun” diyen, kısaca işadamı olup, ama bir türlü adam olamayanlar!.. Suçlu bunca senedir muhalefeti örgütleyemeyenler! (yazar burada kendine de çakıyor)