Yazarlar (Turizm Meclisi)

Hiçbir şey yoktan var, vardan yok edilemez!

Felsefenin de başlangıcı sayılan bu sözü söyleyen yabancımız değil, Milas’lı, öz be öz Anadolu’lu Thales. MÖ 600’lerde yaşadığına bakılırsa epey de olmuş söyleyeli. Ama ne yazık ki bu toprakların mucizelere inanan ve kolaycılığı seven insanının ne şekilde evrileceğini öngörememiş.

Cemal Kızıltan
Cemal Kızıltan
Tourismo Group Grup Başkanı

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki 77 milyondan fazla nüfusa sahibiz, üstelik bunun 20 milyonu okul çağında. Her yıl liselerden 750 bin, üniversite ve yüksek okullardan 450 bin civarı gencimiz mezun oluyor. Ülkedeki genel işsizlik oranı yüzde 10, bu da yetmiyor; genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 18’lerde! Eğitime harcanan hane bütçesi yüzde 2, kültüre harcanan hane bütçesi yüzde 3 iken, alkol ve sigaraya ödenen para yüzde 4’lerde... Ünlü bir Türk sözü olan “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” talihsizliğimiz işte böylesi tercihlerin altında yatıyor. Yine ülkemizde yaklaşık 8 milyon kişi her sene yurt dışına çıkıyor; bunun da 5 milyonu komşu ülkeler ile Türki Cumhuriyetlere gidiyor; ama en fazla ziyaret edilen ülkenin 1 milyon kişi ile Gürcistan olması da manidar.

Ülkemiz zengin değil, zenginleşmek için ciddi bir şey de yapılmıyor. Bir çok insan için umut kaynağı olan üniversite diploması, Türkiye’de gelecek garantisi değil. İnternet ve diğer teknolojileri sadece eğlence amaçlı kullanılıyor. Kimse yabancı dil öğrenmiyor, haliyle kendini geliştiren bir toplum olamıyoruz. Bu yüzden 670 TIR demir satıp, ancak 1 TIR cep telefonu ithal edebiliyor; 582 TIR un satıp 1 TIR ilaç alabiliyor; 25 tır mermer satıp 1 adet tomografi cihazı temin edebiliyoruz. Oysa gerçekler ortada; Çimentonun kilosu 15 kuruş, bilgisayarın kilosu 860 lira; 3,5 ton domates satıp, anca 7 kilo domates tohumu alınabiliyor: Yapılan ihracatta ileri teknolojinin payı ise sadece yüzde 3. Nüfusun yüzde 71’i ülkemizin bilimsel ve teknolojik başarılarından gurur duyuyor, ama bu başarıların ne olduğunu bilmiyor...

İşte bu ülkenin bir şansı vardı; turizm! Tam istendiği gibi döviz getiren, yüksek teknoloji gerektirmeyen; var olan insan gücünü en doğru ve etkin şekilde kullanabilen; hammadde gereksiniminin neredeyse tamamı yerli ve milli kaynaklardan temin edilen; tek başına pek çok farklı sektörü hareketlendiren; köylünün köyünde, şehirlinin sayfiyelerde yaşayabileceği; kör gözüne parmağını sokmadıkça doğayı tahrip etmeyen, her derde derman bir sektör...

25 yıldan fazladır turizme ciddi anlamda yatırım yapanların başına sadece son bir sene içinde gelmeyen kalmadı! Tam hasat toplama zamanı geldiğinde alevlenen terör, hatalı siyasi tercih ve öylemler, savaş, Suriyeli göçmenler, canlı bombalar, itişme ve kalkışmalarla bunca emek, yetişmiş insan gücü güme gitti. Sorun sadece yetişmiş insan gücü ile sınırlı değil, turistik tesisler, tur operatörleri, havayolları ve turizm şirketleri %50’den fazla daralan sektördeki malum riskler nedeniyle ciddi oranda tehlikedeler. Sermaye tükendi, borçlar tavan yaptı; ne tahsilat ne de ödeme yapılamıyor! Bu kaotik ortamın haliyle trajik sonucun oluşmasında hiçbir suçu ve ihmali olmayan turizm sektörüne mutlaka ve acilen destek gerekiyor. Sektörün tüm bileşenlerine destek verilmeli ki yüz binlerce emekçi ve on binlerce yatırımcı nefes alsın. Kısıtlı şartlarda da olsa yaşamına devam edebilsin. Aksi halde onca emek, deneyim ve işgücü çöpe gidecek. Yeniden inşası, ya da telafisi mümkün olmayacak.

Milaslı hemşehrimiz Thales’in dediği gibi hiçbir şey yoktan var, vardan yok edilemeyeceğine; bunca yatırım hastane, tesettür oteli ya da yurda dönüştürülemeyeceğine göre geriye tek seçenek kalıyor, o da el değiştirmesine... İşte zurnanın zırt dediği yer de burası, çünkü işi bilenlerin gidip, yerine cahil ya da deneyimsizlerin gelmesine kimsenin tahammülü yok!

Aman diyeyim…

Yorumlar (0)