Bir İlber Ortaylı Geçti Bu Dünyadan… Ama Asıl Soru Şimdi Başlıyor
Bugün bir haber düştü… Ve ülkemiz bir anda sustu. Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti. Bazı insanlar ölmez aslında. Sadece bir ses eksilir hayatımızdan. Televizyonu açtığınızda o sert ama bilge tonuyla “Evladım, tarih öyle öğrenilmez…” diyen bir ses. Bir konferansta bir cümleyle üç imparatorluğu aynı masaya oturtabilen bir zihin. Bir kitap sayfasında sizi Osmanlı arşivlerinden Viyana sokaklarına kadar gezdirebilen bir rehber. İlber Ortaylı sadece bir tarihçi değildi; yürüyen bir kütüphane gibiydi, tek başına bir okuldu, aynı zamanda bir zihniyetin ve bir kültürün taşıyıcısıydı.
Ama bugün, onun ardından düşündüğüm şey sadece kayıp değil. Daha büyük bir soru. Onun yerini kim dolduracak? Ve belki daha önemlisi: Bu sorunun cevabı neden bu kadar zor?
Böyle insanlar benzersizdir. Evet. Ama sadece “benzersiz” olmak yetmez. Asıl mesele şudur: Bir insanın değeri, kendisinden sonra bıraktığı insan sayısıyla ölçülür. Bir ağacın büyüklüğü gölgesinden anlaşılır. Ama bir ormanın büyüklüğü, yeni filizlerden. İlber Ortaylı’nın bilgi birikimi elbette devasa. Diller, arşivler, kültürler, medeniyetler… Ama bugün fark ettiğimiz gerçek şu: Türkiye’de bu ölçekte entelektüel yetiştirme sistemi yok. Tek tük büyük insanlar var. Ama onların arkasından gelen yok. Bir Halil İnalcık yetişiyor. Ama onun arkasından onlarca İnalcık gelmiyor. Bir İlber Ortaylı yetişiyor. Ama onun arkasından onlarca Ortaylı gelmiyor. Çünkü bizde bilgi çoğu zaman kişisel bir başarıdır. Kurumsal bir miras değil.
Aslında bu mesele sadece tarih dünyasının meselesi değil. Bu mesele Türkiye’nin meselesi. Ve evet… Bu mesele turizmin de meselesi.
Türkiye turizmde dünyanın en büyük ülkelerinden biri. Ama bir yerlerde hala eksik kalıyoruz. İNSAN. Otel yapılır. Havalimanı yapılır. Yol yapılır. Ama insan yetiştirmek… İşte o en zor olanıdır. Turizmde yıllardır aynı şeyi söylüyorum: Sektörün sürdürülebilirliği otellerle değil, insan kalitesiyle ölçülür. Bir destinasyonu özel yapan şey sadece doğası değildir. Onu anlatan rehberdir. Onu yöneten ve planlayan tur operatörüdür, seyahat acentesidir. Onu koruyan turizm politikasıdır. Ve bunların hepsi aslında temelinde insandır.
Acı ama gerçek. Bugün turizm sektörüne bakın. Bilgi birikimi olan insanlar var. Tecrübesi olan insanlar var. Ama… Bilgiyi sistematik şekilde aktaran insanlar nerede? Oysa turizmde ustalık geleneği olması gerekir. Birinin birini yetiştirdiği bir yapı. Bir rehberin arkasından 10 rehber. Bir tur operatörünün arkasından 20 turizmci. Bir sektör liderinin arkasından yeni liderler. Çünkü turizm bir bina değil. Bir kültürdür. Ve kültür, ancak aktarılırsa yaşar.
Burası çok net. Turizm sektöründe insan yetiştirmek sadece üniversitelerin işi değildir. Bu bizim işimiz. Acente sahiplerinin. Tur operatörlerinin. Rehberlerin. Otel yöneticilerinin. Kısacası: Bu sektörün içinde yaşayan herkesin. Çünkü bir ülkenin turizmi sadece turist sayısıyla büyümez. Bilgiyle büyür. Deneyimle büyür. Kültürle büyür. Ve en önemlisi… İnsanla büyür.
Bugün bir tarihçi aramızdan ayrıldı. Ama onun bıraktığı en büyük miras kitaplar değil. Bilginin saygınlığıdır. Bir toplumun gerçek gücü petrolü değildir. Silahı değildir. Binası değildir. Zihnidir. Bugün İlber Ortaylı’ya veda ederken şunu düşünmemiz gerekiyor: Bir daha böyle insanlar yetişsin istiyorsak sadece hayran olmamız yetmez. Yetiştirmemiz gerekir.
Bir gün bir İlber Ortaylı daha çıkar mı bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Eğer birileri birilerini yetiştirirse belki bir tane değil, onlarca çıkar. Ve işte o gün Türkiye sadece turist çeken bir ülke değil, bilgi üreten bir ülke olur. Çünkü bir ülkenin gerçek gücü tek bir büyük insanın varlığında değil, onun ardından gelen insanların sayısında saklıdır. Eğer bizler bildiğimizi paylaşmaz, deneyimimizi aktarmak için çaba göstermez ve arkamızdan gelecek insanları yetiştirme sorumluluğunu üstlenmezsek, bir gün sadece büyük insanları değil, büyük sektörleri de kaybederiz. Turizm de dahil. Çünkü bu ülkenin en büyük sermayesi otelleri, uçakları ya da yolları değil; yetişmiş insanıdır. Ve o insanları yetiştirmek artık hepimizin sorumluluğudur.
Bilginin ardından gelen sessizliği kıracak olan da yine bilgiyi paylaşan, insan yetiştiren ve ardında yeni sesler bırakan insanlar olacaktır…
Marakeş’ten bildiriyorum.
Bu ülkenin hafızasında adın hep yaşayacak İlber Ortaylı.