Turizmde beyin göçü dönemi

Hüseyin Bölük
Hüseyin BölükHilton Bodrum Türkbükü Resort & Spa Executive Chef
sayfayı yazdır, turizm ajansı
08 Mayıs 2017, 12:35

Bir tarafta; alternatif pazar arayışları, krizden çıkış önerileri, komşunu da al gel, sünnetini de biz de yap düğününü de kampanyaları diğer tarafta yazımın devamında değineceğim kalifiye personel sıkıntıları. Son birkaç yılda onlarca badire atlatmış güzel ülkemin turizminde şimdi de beyin göçü baş göstermeye başladı.

Bugün geldiğimiz noktada küçümsenemeyecek rakamlarda genel müdür, departman müdürü ve asistanları seviyesinde işsizlik varken alt pozisyonlarda ciddi bir kalifiye personel sıkıntısı mevcut. Üst pozisyonların iş bulamamasının sebebi belli, çalışabilecek işletme sayısı az. Çare ya sektör değiştirmek ya da yurt dışına göç etmek.

Alt pozisyonlara ne oluyor peki? Bunca aşçı, garson, meydancı, receptionist, bar boy vs. açığı varken ve maaşlar adamsızlıktan dolayı bir miktar artmış olmasına rağmen neredeler? Nerede olduklarını ben söyleyeyim. Kimi iş makinesi operatörü oldu, kimi uzun yol şoförü, kimi hayvancılığa başladı, kimi inşaat işçiliğine. İmkânı olanların büyük çoğunluğu ise yurtdışına kaçmakta buldu çareyi.

Peki bunun tek sebebi ülke turizminin içinde bulunduğu durum mu? Elbette öyle ancak bu durumun tetiklediği asıl gizli etken bence yatırımcı, mal sahibi, CEO ve GM seviyesindeki yöneticilerin maliyet kontrolü konusunda kantarın topuzunu kaçırmış olmalarıdır!

Elbette, ticaret kar amaçlı yapılır ama unutulan bir şey var ki turizm sıradan bir ticaret değildir! Turizmde misafirperverlik vardır, ülke çıkarları vardır, fedakârlık vardır. Dolayısıyla sizin maliyet anlayışınız bu değerleri gölgede bırakıp ucuz elemana ucuz mal kullandırıp ucuz turizm yapmaksa; ister komi, ister departman müdürü, isterse genel müdür olsun pozisyonu hiç fark etmez, gerçek konukseverlik hizmeti veremediği için hayıflanan ne kadar beyin varsa hepsi ya göç eder ya da sektör değiştirir.

Çünkü insanın yaptığı işin içine sinmesi, verdiği hizmeti alanların içerisinde göğsünü gererek dolaşması çok önemlidir. O yüzden ''Ucuz mal alacak kadar zengin değilim'' sözünü çok severim. Çünkü gerçekten ucuz mal daha pahalıya patlıyor. Hem de öyle uzun vadede falan değil kısa ve orta vadede patlıyor.

Yani diyeceğim odur ki nasıl ki ucuz baharat kullandığınızda hem miktar olarak daha fazla atmanız gerekiyor ve hem de bir kazan çorbanızın tadını berbat ediyor ise... Ucuz personel, ucuz ekipman, ucuz ürün de işletmenizi berbat eder, size prestij kaybettirir.

Kaybedilen prestijinizi yeniden kazanmak için ise bazen harcayacağınız milyonlar bile yetersiz kalır.

Bu yazımdan maliyetleri kısmaya karşı olduğum sonucu çıkmasın lütfen. Asla karşı değilim, nasıl ki kendi evimizde her şeyin ince hesabını yapıyorsak işletmelerde yapmalı elbette.

Sadece vurgulamak istediğim; elma ile elma kıyaslanmalı, verimlilik, aidiyet duygusu gibi kavramlar sorgulanmalı. İşte o zaman her şeyin yoluna girdiğini göreceksiniz.

Nasıl mı? Verimli çalışan ve işletmesine aidiyet duygusu ile bağlı olan personel mutlu çalışır. Bu tablo misafire yansır. Bunu gören misafir sadece sizin devamlı misafiriniz olmakla kalmaz, konakladığı süre içerisinde daha çok para harcar, sizin reklamınızı yapar.

Bu liste uzayıp gider...

Ekmeğini turizmden çıkaran her statü ve pozisyondan olan herkesin resmin tamamını görmesi, verimli ve bereketli kazançlar elde etmesi dileklerimle.

Etiketler:Hüseyin Bölük
Yorumlar