Avrupa pazarında Türk sermayeli operatörler gerekli mi?

Hamit Kuk
Hamit KukSeyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği Genel Sekreteri
sayfayı yazdır, turizm ajansı
19 Haziran 2017, 09:41

Ülkemizde turizm kendi içinde ciddi çelişkiler barındırır. Eğer Türkiye gibi bir destinasyonda turizm yapıyorsanız bu çelişkilerle baş etmek zorundasınız. Bir tarafta Anadolu’nun tarihi, kültürü ve eşsiz doğal güzellikleriyle oluşan turizm çeşitliliği ile rakiplerimize üstünlük sağlarken; diğer yandan sürekli siyasal, sosyal ve ekonomik krizlere maruz kalan bir bölgenin kıyısında olmanın sıkıntılarını yaşarız. Yaşadığımız toprakları değiştiremeyeceğimize göre bu gelgitlerle sürekli karşı karşıya kalacağımız aşikardır. Bugün sizlere destinasyon handikaplarımız ve Avrupa pazarında yaşanan krizle beraber ortaya çıkan bir ihtiyaçtan bahsedeceğim.

Dünya geneline baktığımızda bireysel turizm hareketleri çok hızlı gelişme göstermektedir. Bizim yıllarca dışladığımız ve “bitli turist” dediğimiz sadece çantasını alıp seyahate çıkan çok önemli bir kitle var. Bu kitle o kadar çeşitli ki, Samsonite çanta kullanandan tutun da basit bir sırt çantası kullanana kadar değişik profilde seyahatçi barındırıyor ve kitle turizmi yapanlar kadar da potansiyele sahipler.

Rakiplerimizi gözlemlediğimizde görüyoruz ki kitle turizmiyle birlikte bireysel seyahat alışkanlıkları da aynı paralelde gelişmiştir. 35 milyon turist ve 35 milyar USD gibi bir gelir ile dünya turizm pazarından önemli bir konuma sahip Türkiye ise potansiyelin neredeyse tamamına yakınını kitle turizmi ile gerçekleştirmektedir. Hal böyle olunca da kitle turizmi yapan yabancı operatörlerin insafına kalırsınız.

Ancak insafına kalınan yabancı operatörler içinde ciddi sorunlar var. Örneğin günümüz Avrupa’sındaki turizm pazarında karlılıkla ilgili sorunlar ve onun getirdiği arayışlar o kadar had safhaya ulaşmış ki kâr marjları yüzde 1 ile 3 arasında sıkışmış kalmıştır. Böyle olunca da Tur operatörleri tercihlerini çok düşük risklerle, krizi olmayan sorunsuz destinasyonlarla çalışmaktan yana kullanırlar. Çünkü yüzde 1 - 2’lik kâr marjlarıyla öngörülemeyen hataları asla tolere edemezsiniz.

Bir destinasyon için en temel gerçek “uçak yoksa yolcu da yok” kuralıdır. Bizim gibi 3 - 5 yılda bir kriz yaşanan yerleri ön plana almak ve yönlendirme yapmak için risk alacak firmalara ihtiyaç duyulur ki bu durumlarda da yerli operatör kavramı daha çok hatırlanır olur. İşte, işlerin çokta iyi gitmediği böyle bir ortamda yerli operatörlük kavramı sektör için o kadar hissedilir olur ki artık aleni bir şekilde yüksek sesle zikredilmeye başlanır. Son dönemde sektör temsilcileriyle karşılaştığımda “Ah keşke! Şimdi senin Kayı Tur olsaydı böyle mi olurdu?” gibi temennilerle sıklıkla karşılaşmaktayım. Eminim eski Öger Tur çalışanı meslektaşlarım da aynı reaksiyonları alıyordur. Turizmciler bu cümleleri söylerken kesinlikle haklılar! Aslında bu diyalog nostalji yapmak için yapılan bir konuşma gibi gözükse de sektörün ihtiyacı olan önemli bir boşluğa hissetme gerçeğidir.

Aslına bakarsanız yerli operatör sıfatıyla faaliyet göstermiş firmalar bugüne kadar ki sürecinde ticari tercihleri nedeniyle zaman zaman hatalar yapıp sektöre zarar vermiş olsa da geneline baktığımızda ülke turizminin gelişmesinde azımsanmayacak derecede ciddi katkılar sağlamıştır. Fakat sektör olarak bu firmaların ne gerçek değeri ortaya konulabilmiştir ve ne de sürekliliği sağlanabilmiştir.

Yerli operatörler için bunları söylerken ülke turizminde yabancı menşeli operatörlerin katkısını tabii ki inkâr edemeyiz ancak burada bazı gerçekleri de belirtmeden geçemeyiz. Yabancı operatörler kadar yerli ve milli sermayeli olan Nazar, Bds, Tursem, Tentur, Öger Tur ve Kayı Tur gibi operatörler Türk turizm pazarının her yıl katlanarak büyümesine ve gelişmesine çok çok önemli katkılar sağlamıştır.

Yerli operatörler özellikle turizm sektöründeki kırılma anlarında ortaya çıkarak ellerindeki uçak gücü ile hedef pazarı domine etmiş, oluşturduğu tanıtım faaliyetleriyle ve yarattığı iş hacmiyle rakip destinasyonlarla olan dengeyi korumayı başarmıştır. Sektör, yabancı operatörlerin cesaret edemeyip daraltmak zorunda kaldığı uçuş planlarından doğan sıkıntıları bu tarz firmalar sayesinde aşmıştır.

Rusya pazarı örneğinde olduğu üzere, yerli firmalar sadece planladıkları uçuşlarla önemli bir boşluğu kapatmakla kalmamış aynı zamanda kendi iç dinamiklerini harekete geçirerek yeni pazarlar keşfetmiş ve keşfedilen bu pazarlarda yarattıkları sinerjilerle de her kesime umut olmuştur.

Türkiye bu sayede hem Avrupalı yolcular için ve hem de bahsi geçen yabancı menşeili firmalar için vazgeçilmez destinasyonlar arasına girmesi sağlanmıştır. Her ne sebeple olursa olsun ülkeye yolcu getirmek için gösterdikleri üstün cesaret ve çaba ile Türk turizminin gelişmesinde katkı yapan kapanmış eski firmalarımızı ve hali hazırda faaliyeti devam eden firmalarımızı kutlamalıyız.

Ülke turizminin büyüyüp gelişmesi için yabancı operatörlere her zaman ihtiyaç vardır. Ancak bu gelişimin sürekliliği ve yeni pazarların gelişimi sadece yabancılarla sağlanamaz. Turizmdeki süreklilik, hangi koşulda olursa olsun tamamen Türkiye odaklı çalışıp cesur kararlar alan yerli operatörler sayesinde olacaktır.

Geçmişte Avrupa pazarında sahip olduğumuz yerli operatör gücüne sadece nostalji olarak bakmayalım ve bunlar artık “mazide kaldı” diye düşünmeyelim. Böyle oluşumların tekrar ortaya çıkması için bizler de her türlü deneyim, enerji ve heyecan hala mevcuttur. Bunun için sadece destek ve irade gerekiyor.

Madem kitle turizmi yaparak bugünlere geldik o zaman konumumuzu korumak içinde gereğini yapmalıyız.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar