Yazarlar (Turizm Meclisi)

Turizmdeki kriz anksiyetesi!

Hamit Kuk
Hamit Kuk
Turizmci

Hemen her sezon bir krizle karşı karşıya kalan turizm, adeta krizlerle sınanan bir sektör haline dönüştü.

Sektörün sıklıkla krizlere maruz kalmasını irdeleyen tıbbi bir araştırma var mı bilemiyorum ama bence bu sektörde bir tür kriz anksiyetesi oluştu! 

Bu kaygı sadece turizmle uğraşanlarda değil aynı zamanda turistlerde de şiddetle hissediliyor. 

Dünya üzerinde yaşanan her türlü olumsuzluk maalesef turizmi doğrudan etkiliyor. Hareketlilik yavaşlıyor, rezervasyon akışı durma noktasına geliyor. 

Krizlere karşı en hassas meslekler hakkında bir anket yapılsa herhalde turizm sektörü ilk sırada yer alır.

Turizme etki eden krizleri sıraya koymaya kalksak herhalde yirmiye yakın irili ufaklı kriz sayabiliriz. 

Terörden savaşlara, siyasi krizlerden ekonomik krizlere, salgınlardan doğal afetlere kadar her çeşidini görüyoruz.  

*

Türkiye olarak dört bir yanımızı saran jeopolitik gerilimler hiç eksik olmuyor, haliyle işleri sekteye uğratıyor. 

Sadece yanı başımızda olanlar değil dünyanın diğer yerlerinde yaşananlar da bizi etkiliyor.  

Daha öncesi varmaydı bilmiyorum ama bana göre sektör 1990 yılında ilk krizle tanıştı.  

Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle tırmanan ve 1991’de yoğunlaşan körfez savaşı benim de meslek hayatımda karşılaştığım ilk krizdi.

Arap Baharı gibi dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan protestolar, 11 Eylül terör saldırısı gibi olaylar her seferinde tedirginlik yarattı.

Bu tedirginlikler turistin ‘güvende olma’ duygularını tetikleyerek turizm hareketlerindeki yavaşlamaya neden oldu.

Arap baharının turistlerde yarattığı tedirginlikler neyse Türkiye’de yaşanan Gezi Parkı olayları da aynı tedirginliği tetikledi.

Keza 15 Temmuz darbe girişimiyle oluşan belirsizlikler ve sonrasında yaşananlar turizme olumsuz yansıdı. 

*

Yurt genelindeki terör eylemleri, Abdullah Öcalan’ın yakalanması sonrası terör örgütünün Avrupalı turistleri ‘Türkiye’ye gitmeyin’ diye tehdit etmesi gibi olaylar turistin güvenlik algısını etkiledi. 

Rus savaş uçağının düşürülmesiyle Türkiye ile Rusya arasında baş gösteren siyasi kriz Rus turistlerin Türkiye’den başka ülkelere kaymasını tetikledi.

2008 yılında Mortgage kriziyle başlayan, sonrasında tüm dünyayı kapsayan küresel ekonomik kriz nedeniyle turizm hareketliğinde ciddi belirsizliklere sebep oldu.  

90’lı ve 2000’li yıllarda Türkiye’de yaşanan ekonomik krizler de zaman zaman turizm sektörü için sorunlar yaşattı. 

2022’den beri yaşanmakta olan ekonomik kriz nedeniyle kimse artık eskisi gibi kazanamıyor, halihazırda devam eden kriz turizm sektörünü finansal açıdan yıpratmaya devam ediyor.  

Ülkemizdeki depremler, Japonya’daki deprem ve onun tetiklediği tsunami ve benzeri olaylar da turistlerin güvenlik algısını olumsuz etkiledi.

İzlanda’daki volkanik patlama tüm dünyanın hava ulaşımını krize soktu ve işler bir süre aksadı. 


*

Hiç kuşkusuz en büyük kriz pandemiydi. Tüm dünyayı durduran bu kriz 2020’de başladı ama yarattığı olumsuz etkiler hala devam ediyor. 

Deli dana hastalığı, domuz ve kuş gripleri gibi hayvan kaynaklı hastalıklar ve salgınlar da turizm sektörünün kâbusu oldu.

Ülkemizde yapılan seçimlerde kullanılan dil ve atılan sloganlar nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle siyasi gerilimler yaşandı. 

Rusya-Ukrayna savaşıyla önemli turizm pazarlarımızdan Ukrayna’dan turist akışı neredeyse durma noktasına geldi.

Savaş Rus ekonomisini de yıprattı, pandemiyle gerileyen bu pazardaki toparlanma süreci uzadı. 

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ile başlayan savaşla turizmdeki kriz furyası devam ediyor.

Yaşanan onca krizin hemen hepsi yaşandığı yıllardaki turizm hareketlerini etkiledi ve sektörü zora soktu. 

*

Sürekli nükseden ve ortalaması bir buçuk yıllara kadar düşen krizlerin hem turistler hem de turizmciler üzerinde anksiyete yaratması kuşku götürmez bir gerçek haline geldi. 

Tıp bilimine göre anksiyete yönetilebilir bir durumdur ve bu durumu tedavi etmenin bazı yöntemleri vardır.

Turizm sektöründeki anksiyete de yönetile biliniyor ki kronik hale gelen krizlere rağmen hem turistlerin hem de turizmcilerin hevesi kırılmıyor. 

Mesela, kriz anında hareket etmekten kaçınan turistlerin aslında seyahat etme isteği hiç kaybolmuyor, kaygılarını giderdiği andan itibaren seyahate çıkmaya başlıyor. 

Turizmciler de bir krizle karşılaşınca asla pes etmiyor, her seferinde üretilen geçici çözümlerle sezonu bir şekilde kurtarılıyor. 

Hal böyleyken tatil en iyi antidepresan en güzel terapi yöntemi olarak görülüyor ve kriz kaynaklı anksiyeteyi tedavi ediyor. 

Yoksa bunca krize rağmen turizmdeki sayıların sürekli yukarı doğru seyri başka türlü nasıl izah edilir ki?
 

Yorumlar (0)