TÜROB Başkan Yardımcısı Armin Zerunyan yazdı... Asgari ücret üzerindeki mali yük

TÜROB Başkan Yardımcısı Armin Zerunyan yazdı... Asgari ücret üzerindeki mali yük
sayfayı yazdır, turizm ajansı
09 Haziran 2018, 15:55

Eşit olmayan taraflar arasında denge kurabilmek, bir başka ifadeyle işçi ve işveren arasında koruyucu düzenlemeler yapmak devletin görevleri arasındadır. Asgari ücret bu düzenlemelerden biridir ve işçiye verilebilecek en az ücreti ifade etmektedir.

Gerek uluslararası gerekse de ulusal mevzuatta asgari ücretin belirlenmesi ve uygulamasına yönelik gerekli sorumluluğu almak devlete aittir. Anayasamıza göre devlet, adil ve onurlu çalışma yaşamı için asgari bir ücret belirlemek zorundadır. Bu nedenle asgari ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulmalıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri almak zorundadır.

Ülkemizde asgari ücret, 4857 Sayılı İş Kanunu’na dayanarak Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenmektedir. Komisyon, sosyal diyalog ilkesiyle birlikte işçi, işveren ve devlet temsilcilerinden oluşmaktadır. Komisyon faaliyetleri sonucunda bir yıl süreyle geçerli veya bir yıl içerisinde altı aylık süreyle geçerli asgari ücret miktarı belirlenmektedir.

Komisyon, ücretin belirlenmesinde; ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını göz önünde bulundurur.

Komisyon kararına göre belirlenen ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret miktarı olmalıdır.

2018 yılıyla beraber belirlenen asgari ücret miktarı brüt günlük 67,65 TL, aylık 2.029,50 TL’dir. Bu miktar sadece işçinin brüt ücretidir, bir başka ifadeyle işçinin eline geçen miktar + sigorta primi işveren hissesi + işçi işsizlik sigortası primi + gelir vergisi miktarıdır. Ayrıca işveren açısından da sigorta prim ve vergi maliyetleri eklendiğinde mali yük artmaktadır. Ay içerisinde tam çalışan bir asgari ücretli çalışanın toplam maliyeti 2.486,14 TL olmaktadır.

Asgari ücretin üzerindeki mali yük işçi açısından toplam 426,38 TL, işveren açısından ise 456,74 TL tutarındadır. Ücretlerden kesilen vergiler, sosyal sigorta primi, işsizlik sigortası primi ile sosyal sigorta ve işsizlik sigortası priminin primi işveren payı toplamı net ücrete oranlandığında, oldukça yüksek tutarda vergi ve sigorta prim yükü olduğu görülmektedir.

Bu miktar dikkate alındığında işçini geçinebileceği en az ücret üzerinden ciddi oranda mali yük olduğu görülmektedir. Ücretlerden kesilen vergiler, sosyal sigorta primi, işsizlik sigortası primi ile sosyal sigorta ve işsizlik sigortası priminin işveren payı toplamı net ücrete oranlandığında, oldukça yüksek tutarda vergi yükü olduğu görülmektedir. Bu konuda sadece asgari ücret miktarı belirlemek değil, asgari ücretin geçim standartları üzerindeki etkisi konusunda da düzenlemeler yapılmalıdır düşüncesindeyiz.

Asgari ücretin üzerindeki vergi yükünün kaldırılarak, geçim standardının yükseltilmesi hedeflenebilir. Bu hususta diğer ülke uygulamalarına bakmak, vergi adaleti sağlamaya yönelik iyileştirmeler üzerinde çalışmak faydalı olacaktır.

Geçtiğimiz yıllarda sorun haline dönüşen vergi dilimi etkisi, asgari ücretliler açısından çözüme kavuşturulması gereken en önemli konulardan bir tanesidir. Birinci vergi dilimini 9. ay itibariyle aşan asgari ücretli, net asgari ücretin altında kalmıştır. Geçici düzenlemelerle ‘ilave asgari geçim indirimi’ uygulayarak telafi edilmiştir. Bu yıl Mart ayında yapılan düzenlemeyle asgari ücretin vergi dilimi nedeniyle düşmesini önleyecek kalıcı düzenleme yapılmıştır. Ancak bu uygulama işverenler açısından iş yükü oluşturduğu gibi çalışan sayısının yüksek olduğu iş yerlerinde de takibi zorlaştırmaktadır.

Nitekim çalışanların daha adil ve insana yaraşır bir şekilde çalışabilmesi için asgari ücretin garanti altına alınması, asgari ücretin düşmesine neden olacak etkenlerin ortadan kaldırılması gerekir.

Asgari ücret artışı ile vergi dilimlerindeki artışlar da orantılı olmalıdır. Vergi dilimleri olan 15, 20, 27 ve 35 oranları ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Vergi ve sigorta prim oranları azaltılmalıdır. Ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin GVK’nın 103. maddesinde yer alan tarifedeki 4 olan dilim sayısı artırılabilir ve vergi dilimleri doğrudan asgari ücretle ilişkilendirilerek asgari ücretin katlarıyla artış yapılacak şekilde düzenlenmesi sağlanabilir. Vergi dilimlerinde asgari ücret alt sınır olabilir, asgari ücretten hiçbir vergi alınmayabilir ve asgari ücretten sonra %10’dan başlayan en az 7 vergi dilimi getirilebilir.

İşverenlerin çalışanları adına sağladığı aile ve çocuk zamları, evlenme ve doğum yardımı, özel sağlık sigortası primi, eğitim bursu, konut yardımı, giyim yardımı ve yemek yardımı gibi sosyal menfaatlerde daha önemli oranlarda indirim konusu yapılabilmelidir. Ayni yardımlardan vergi alınmamalıdır. Özellikle bayram yardımı, ramazan yardımı gibi ayni ve sosyal yardımlardan vergi (ve nakit ödenince) sigorta primi alınmamalıdır görüşündeyiz.

Asgari ücretin ‘işçinin geçinebileceği en az seviyedeki’ miktar olduğu dikkate alınarak asgari ücretin bir yıllık tutarının altında geliri olanlar vergiden muaf tutulmalıdır. Adil uygulama gereğince bu ilkenin tüm gelir vergisi mükellefleri ile diğer kazanç sahiplerine uygulanması sağlanmalıdır. Bu konuda atılabilecek ilk adımlardan biri de ücretler üzerinden damga vergisi alınmaması sağlanabilir.

Ayrıca sendikalı işyerlerinin, diğer işyerleriyle rekabet etmekte zorlandıklarını görüyoruz. Devletin sendikalı işletmelerin ayakta kalabilmesi için toplu iş sözleşmesi yapılmış işyerlerine pozitif ayrımcılık yapılmasını öneriyoruz. Örneğin, sendikal örgütlenmenin ve toplu sözleşmenin yapıldığı iş yerlerinde SGK primleri işveren payından %5, aynı şekilde bu işyerlerindeki işçilerin gelir vergisinden de makul oranda bir indirim yapılabilir.

Asgari ücretin ve buna bağlı olarak ücretlerden alınan vergilerin ülkemizin ve ekonominin önümüzdeki yıllardaki ihtiyaçları dikkate alınarak ve kayıtlı istihdamı özendirecek yeni tedbirlerle hem çalışan hem de işveren açısından daha adil bir yapıya kavuşması sağlanabilir. Bu sayede %30’ları aştığı tahmin edilen kayıt dışı istihdamın da azaltılması yolunda çok önemli bir adım atılabilir.

01.01.2018-31.12.2018 dönemi için

Asgari Ücret

Günlük asgari ücret

67,65 TL

Aylık asgari ücret

2.029,50 TL

İşçi İşsizlik Sigortası (%1)

20,30 TL

İşçi SSK Payı (%14)

284, 13 TL

Gelir Vergisi Matrahı

1.725,07 TL

Asgari Geçim İndirimi

(Bekar- çocuksuz)

152,21 TL

Gelir Vergisi Tutarı

258,76 TL

AGİ Hariç Gelir Vergisi Tutarı

106,55 TL

Damga Vergisi Tutarı

15,40 TL

Asgari Ücretten Kesintiler Toplamı

426,38 TL

AGİ Hariç Asgari Ücretten Kesintiler Toplamı

578,59 TL

NET ELE GEÇEN TUTAR

1.450,91 TL

AGİ DAHİL NET TUTAR

1.603,12 TL

İşveren SGK Payı (%20,5)

(Kısa Vadeli Sigorta Kolu Primi %2 Alınmıştır)

416,05 TL

Hazine Payı (%5)

101,48 TL

İşveren İşsizlik Sigortası (%2)

40,59 TL

İşverene Maliyet

2.486,14 TL

Armin Zerunyan

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Kaynak: TÜROB Hotel Dergisi


3000'den fazla otele ulaşan tek Otelci Birliği Dergisi

Abone ve reklam için TIKLAYINIZ

Yorumlar
İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz
Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
 
 
captcha