Ülke nüfusu 75 milyona düşmüş. Paramız değerlenmiş; 1 Türk Lirası 2 dolar seviyesinde işlem görüyor. Kişi başı gelirimiz 50 bin TL'ye ulaşmış. Bilim yuvasına dönmüş 800 üniversitemize her yıl dünyanın farklı ülkelerinden milyonlarca öğrenci ve akademisyen başvuruyor. Bunların sadece 150 bin tanesini ince eleyip sık dokuyarak ülkemize kabul ediyoruz. Dünyada en çok patent alınan ülke haline gelmişiz ve son yılların icatlarının neredeyse tamamını biz yapmışız.
Konya Ovası'ndaki Mevlana Üssü'nden uzaya gönderdiğimiz "Uzaymonot"lar arasında oluşturulan ring "Uzaybus" seferleri, halkımızın ziyaretlerine de açılmış. Yeniliklere meraklı insanlarımız, uzayda 2 yıldır aralıksız kalarak dünya rekorunu eline geçiren "Uzaymonot"larımızı, yaşam alanlarında görmek için sıraya girmiş.
Teknolojimizi incelemek için Japonlar, sağlık sistemimizi incelemek için Amerikalılar, eğitim sistemimizi araştırmak için İngilizler, ürettiğimiz silahları satın almak için Ruslar, sanayide işbirliği yapmak için Almanlar ve refahımızı gözlemlemek için İskandinav ülkeleri uçak dolusu uzmanlarını gönderiyorlar ülkemize.
Geri kalmış ülkelerde yarattığımız iş ve yaşam imkanları sayesinde bütün göçmenler evlerine geri dönmüş. Hatta Suriye, yaptığımız iyiliklerin altında kalmamak için, 4 milyon vatandaşımızı 5-6 yıl boyunca ağırlamak istediğini hükümetimize iletmiş...
Ülkemiz baştan sona kadar yeniden inşa edilmiş. Estetik ve sağlam konutlardan oluşan modern yaşam alanları üretilmiş.
Ve turizm!
Her şey dahili yasaklayıp oda-kahvaltı sistemine geçmişiz. Her yıl 70 milyon turist geliyor. Yerel halk rahatsız olmasın diye hükümetimiz, turist sayısının sınırlandırmak için bir takım tedbirler almaya başlamış. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın komşularını alıp getirmelerine bile gerek kalmamış... Sessiz sedasız evlenmek isteyenler muradına ermiş.
TÜRSAB başkanı Başaran Ulusoy ve saz arkadaşları, 20 yıl boyunca yönetemedikleri Birlikten istifa edip üyelerden af dilemeye başlamışlar 12 bin acentayı tek tek ziyaret edip "turizm" ve "acente" kelimelerini günlük yaşamlarında bile kullanmayacaklarına dair söz verdikten sonra, Japonlar gibi eğilip selam vermeye başlamışlar.
Birden ziiiiilll çaldı!!!
Akşam arkadaşlarla sözleşmiştik, balığa çıkalım diye... Teferruatlı, ama bir o kadar da tatlı rüyamdan uyanmış oldum.
Başaran Bey'i hatırladıkça bir gülümseme oturuyor hala yüzüme.
"Rastgelir" inşallah...