Yazarlar (Turizm Meclisi)

Mental yorgunluk

Nasih Demir
Nasih Demir
Destination Handling Services

TÜRSAB'ın 23. Olağan Genel Kurulu 1-3 Aralık tarihleri arasında yapılacak. Bu genel kurula Sayın Firuz Bağlıkaya ve Sayın Başaran Ulusoy aday olduklarını açıkladılar. 18 yıldır TÜRSAB'ta başkanlık yapan Ulusoy, son kez 2 yıl daha üyelerden destek isteyip 18 yıldır bir türlü başaramadıklarını başarmak için tekrar kendisine yetki verilmesini istiyor.

1972 tarihinde 1618 sayılı yasa ile kurulan TÜRSAB'ın 45 yıllık tarihinin, son 20 yılı Ulusoy ile geçildi. Bu zaman zarfında dünyada ve ülkemizde olağanüstü gelişmeler ve değişimler yaşandı. Dünya'da yüzlerce ülke lideri değişti. Ülkemizde cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, kamu ve özel kurumların başındaki binlerce yönetici değişti; değişme direnen bir tek TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy kaldı.

Sayın Cumhurbaşkanımızın kısa bir zaman önce basında paylaşılan görüşlerinin bir bölümünde ,"Kamu yöneticileri, oda ve birlik başkanları hatta belediye başkanları, uzun süre aynı koltukta inatla durmamalılar" diyordu, buna katılmamak mümkün mü? Bir çok genç meslektaşımız daha doğmadan TÜRSAB başkanlığına oturan Ulusoy, o koltukta 20 yıl oturmasına rağmen, hala "yapamadıkları için" iki yıl daha yetki istiyor. Bu yetkiyi hangi reel gerekçelere dayandırarak istediğini bilmemekle beraber, bu isteğini şiddetle ret ediyoruz.

Neden mi; çünkü bu 18-20 yıllık yönetim döneminde seyahat acentelerinin içinde bulunduğu durum nedeniyle;

-Seyahat acenteleri iş yapamıyor; sahip ve/veya yöneticileri gün sonu ertesi gün ve sonraki günler işyerlerini nasıl döndürebileceklerinin hesaplarını yapıyor. Çaresizliklerine çözüm bulmak ve günübirlik yaşama pratiklerini geliştirmekle meşguller.

-Bilet acenteleri havayolu şirketleri karşısında korunaksız ve çaresiz durumdalar. Bilet satan binlerce seyahat acentesi yönetimlerin kendilerine taahhüt ettikleri kazanımların hepsini yine bu yönetimlerin döneminde kaybetmiş durumdalar.

-Incoming acenteleri iş yaptıkları bölgelerde kendi öz mal araçları ile tur ve transfer yapamayacak pozisyona gelip taşıma konusunda neredeyse taksi duraklarından izin alır pozisyonuna düşürüldüler.

-Incoming acenteleri turisti getirip yatırdıkları otellerin animatörleri ve ön büroları ile tur ve benzeri hizmet/ürün satışı rekabetine girmiş durumdalar.

-Belediye, okullar ve diğer kamu yada özel kurumlar elini kolunu sallayarak tur ve taşıma faaliyetlerini yapıyorlar.

-Teknoloji şirketleri işimizi aşımızı elimizden almış durumdalar.

-Hac ve umre acentelerinin bir kısmına bazı imtiyazlar tanıyıp bazılarının ticaretini de ise gereksiz ve bilinçli kısıtlamalarla zorlaştırıp yapamaz hale getirildiler.

-Müze biletlerinde alınan indirim oranının acentelerin hakkı olmasına rağmen hala yansıtılmıyor.

-BYK'lar bölgelerde acentelerin sorunlarına çözüm olmak yerine merkezin işlevsiz "üs"leri konumuna geldiler.

-Türkiye'nin her yerinde her bölgesinde saygın, nitelikli, değer verilen kabul gören, kamuoyu ve devlet nezdinde itibar gören seyahat acenteliği günümüzde değersizleştirilmiş, itibarsızlaştırılmış ve üyeler "Acenteci"yim demeye utanır hale getirilmişlerdir.

Vaziyet böyleyken, yeniden TÜRSAB yönetimine aday olan mevcut zihniyet neler yapmış bakalım;

-Çeşitli ortaklık yapıları ile direk yada dolaylı olarak meslek örgütümüz bünyesinde şirketler kurmuş ya da kurdurtmuş.

-Meslek örgütüne bağlı iş yapan seyahat acentelerine yaptıkları işin niteliği ve niceliği bakımından çeşitli servis bedelleri koyup adeta cezalandırmış.

-TÜRSAB Genel Merkezi için akıllı bina yapılmış ve milyonlarca lira harcanmış.

-İşlevsiz ve yetkisiz BYK binaları ve bu binalarda istihdam edilen personel için milyonlarca lira harcanmış ve harcanmaya devam ediliyor.

-KOMER gibi, Kütahya'daki otel gibi gereksiz atıl ticari yatırımlara milyonlarca lira harcanmış.

-Gereksiz yurt içi ve yurt dışı gezileri tertiplenmiş ve katılımcılar itinayla seçilmiş, seçim dönemlerine yakın BYK'lar aracılığıyla gerek bölgesel ve/veya ulusal bazda büyük yemek organizasyonları tertip edilmiş.

-Krizi damarlarımıza kadar hissettiğimiz günlerde içi boş demeçlerle içimiz acıtılmış adeta üyeleri ile dalga geçilmiştir. (Örneğin Çin, Arjantin, gibi ülkelerden 2 şer milyon turist getirmek, Yenikapı gemi yanaşma yeri ile bütün sorunları çözmek vs gibi demeçler)

-TÜRSAB şirketlerinin ne kadar kar ve/veya aslında ne kadar zararı vardır, bunu kimse bilmesin diye ısrarla gerçek bilanço verileri saklanmıştır.

-Turizm taşımacılığı ile ilgili yasa için ve 1618 sayılı meslek yasamızın günümüze ayak uyduran yapısının yeniden ve toptan düzenlemesi için uğraş vermekten kaçınılmıştır.

-Üyeler arasında ayırım ve kayırmalara sebep olan icraatlara gidilmiştir. Ya bizdensin ya da... zihniyeti çalıştırılmıştır.

-Turizmde amatör liglerde olan ülkelerle uluslararası kongreler tertiplenmiş ve amaçsız sonuçsuz toplantılar organize edilmiş.

-Türkiye'de turizmde olup bitenden kısaca bihaber olup gelişmeler karşısında kayıtsız etkisiz kalınmıştır.

-Turizmde ortaklarımız diye nitelendirdiğimiz bütün unsurlar ile ilişkiler gerilmiş bu gerilim çoğu zaman kavga boyutuna geçmiş.

Her seferinde bu son dönemim diyen Ulusoy, nedense seçimlere 2-3 kala tekrar son kez adayım diye ortaya çıkıyor. Bu ısrarın altında ne gibi kaygılar var? Acaba o koltuğa bir başkası oturursa nelerle karşılaşacak telaşından mı? Ya da bir başkasının görmemesi gereken bilmediğimiz şeyler mi var?

Ulusoy'un artık otomatiğe bağlayıp her dönem başkanlığa aday olmasını kanıksar olduk. Daha önce Kaplan sırtına binen inemez tabirini kullanırken ne kadar haklı olduğumuz tescillenmiş oldu.

Üzerindeki metal, fiziksel ve ruhsal yorgunluğu atması gereken Ulusoy'un bu yorgunluklarını atması için tekrar TÜRSAB'a başkan olma isteği yerine, daha önce defalarca isteyip yapamadığı eylem olan köyüne dönüp toprakla, doğayla, gerçek dünyayla buluşmasının daha yararlı olacağını kendisine tavsiye ediyoruz.

TÜRSAB seçimlerinde 23. dönem diğer dönemlerden çok farklı gelişiyor. Çünkü Ulusoy'un bu sefer karşısında ilk kez muhalefetin ortak ve tek aday olarak uzlaştığı Firuz Bağlıkaya var.

Firuz Bağlıkaya daha önce TÜRSAB'ta görev deneyimi edinmiş, TÜRSAB'ı, sektörü ve turizmi iyi bilen gerçek bir turizmci karakter. Sektörde seviliyor, saygı görüyor ve her geçen gün Firuz Bağlıkaya'ya destek çığ gibi büyüyor. Bu sefer gerçekten Başaran Ulusoy'un işi zor ve sanırım sayın Ulusoy için TÜRSAB'ta son 49 günü demek yerinde olur.

Firuz Bağlıkaya sektör için, değişim, gelişim ve sonrasında ise atılım ve büyüme için büyük bir şanstır. Seçim sürecinde anlattıklarını dikkatle dinlemekte yarar var, sektör için net ifadeler kullanıyor, sorunların tespit ve çözüme yönelik anlatım ifadeleri rasyonel bakış açısı içeriyor.

Sektörün bütün bileşenlerini kucaklayan, bulunduğumuz çıkmazdan kurtulup yeniden şaha kalkan bir Türk Turizm hamlesi için özellikle TÜRSAB'tan başlayarak bir değişimin zaruriyetine artık hepimiz inanıyoruz. Bu seçimin sonuçlarının sektörümüze kazandıracağı ivme dinamizm geleceğe yönelik umutlarımızın taze tutulmasına vesile oluyor.

Değişimin kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle, katılımın oldukça yüksek olduğu bir seçimde görüşmek dileğiyle.

Yorumlar (0)