Ülkemizde turizmin içinde bulunduğu vahim durum ile ilgili, herkesin hemen hemen her gün söylediği cümleleri tekrarlamak istemiyorum; fakat öyle bir bayram yaşadık ki, bir şeyler söylememek de haksızlık olur.
Düşünün, 10 Eylül'e kadar yüzde 50'lerde seyreden doluluklar 12,13,14 ve hatta 15 eylül tarihlerinde inanılmaz noktalara ulaşarak rekorlar kırdı.
Kıyı bölgelerinde, ne kadar satılabilir oda/yatak var bilinmez; (Türkiye nüfusu gibi) ama yazlık konutları da hesaba kattığımızda 3 milyon civarında bir turist hareketliliği yaşandı.
Durum "sokaklara yatak konsa dolar" tabirinde olduğu gibiydi...
Bu çok yoğun geçen "3-4 günlük sezon"; sektörün hazırlıksızlığından mıdır moralsizliğinden midir bilinmez, kimseye pek bir keyif vermedi. Şahsen mutlu ve yüzü gülen turizmci görmedim.
Bakmayın siz, bayram öncesi çıkan klasik haberlere. Medyamız son 20 yıldır, turizmi bilmeyen muhabirlerin saçma sapan sorularına verilen alakasız cevaplarla gerçeğin çok ötesine düşen haberler yapıyor. Bu dönemlerde haberle genellikle şöyle çıkar:
- Turizmcinin yüzü güldü
- Otellerde boş oda kalmadı
- Yüzde 100 doluluk
- Ve turizm patladı...
Evet bu bayram da Ege'de her yer doluydu; hem de tıka basa. İğne atsan yere düşmez türünden. Yerli müzik yapan barlar, avazı çıktığı kadar bağıran hanutçular, taklit tişört ve terlik satan turistik mağazalar hıncahınç doluydu.
Bunun yanında çöp bidonları da doluydu...
Denize atılan plastik şişeler ve naylon torbalar, yüreğimizi parçalarcasına kıyıya vurmaya devam ediyor. Turist sağanağıyla gelen turizm selinin ardından kalan felaket izleri gibi...
Yerli ve yabancı turist ayırımı yapmak, etik olmadığı kadar mesleğimizin kurallarıyla da bağdaşmayan bir yaklaşımdır. Anlatmaya çalıştığım, bir türlü içselleştiremediğimiz tatil kültürü, toplumsal alışkanlıklarımız ve çevreye olan saygı düzeyimizdir.
Tüm bunlar olup biterken, ben ve meslektaşlarım ise geçmişi yad ederek hayallere daldık. Gözlerimin önünden son 20 yıllık süreç film şeridi gibi geçti. Mart ayında Berlin'deki fuara sadece "get together" için gidilen günler. Erken rezervasyon indirimleri ile yurtdışına ayrılan kontenjanlarını satıp bitirdiği yıllar...
Böylesine dalgın ve hüzünlü olan turizmciler doğal olarak gözlerinin önündeki kalabalıktan mutlu olamıyordu. Çünkü bu kalabalığın ne getirdiği ve ne götürdüğünü biliyorlar. 3 - 4 günlük seraplara kapılmayacak kadar tecrübeliler.
Hepinizin geçmiş bayramını kutluyorum...