Anadolu barındırdığı tarihi, doğal, kültürel ve arkeolojik değerleri ile dünyanın en değerli mücevherlerindendir. O kadar çok uygarlığın izlerini taşımaktadır ki bunu Pir-i Rehberan Halikarnas Balıkçısı’nın “Uzatsam ayağımı yaslasam sırtımı bir ağaca, ayaklarım bir uygarlığın vücudum ise başka bir uygarlığın kalıntılarında olur” ifadesiyle de dile getirebiliriz.
Türkiye’de rehberliğin ne denli önemli olduğunu bir örnekle açıklayalım. Vakti zamanında Fransa’nın Eski Devlet Başkanı Georges Pompidou “Halikarnas Balıkçısı bana ne zaman rehberlik edebilecekse, Türkiye’ye o zaman gelmek isterim” diyerek Balıkçı’nın rehberliğinden övgü ile bahseder. Tıpkı Balıkçı gibi onun yolundan yürüyen biz rehberler, ülkemizin bütün değerlerini araştırır, öğrenir, sahiplenir ve koruyarak yerli yabancı turistlere aktarırız. Değerleri özümseyip onları o kadar içtenlikle aktarırız ki bazen yabancı bir devlet adamını, bazen bir diplomatı, çoğunlukla da ülkemize ön yargılarla gelmiş milyonları büyüleriz. İşte o milyonlar ülkelerine döndüklerinde Türkiye’nin on milyonlarca dolarlık bütçelerle yapamayacağı tanıtımı çok daha etkili bir şekilde yaparlar. Onların en çok etkilendikleri nokta, ülkemizdeki kültürel değerlerin varlığı, iyi korunması ve oraları rahatça ziyaret edebilmeleridir.
Yüzlerce yıllık geçmişe sahip, içindeki mozaik ve fresklerle bu alanda dünya üzerindeki nadide eserlerden biri sayılan Kariye Müzesi’nin cami olarak kullanımı kararı her ne kadar ülkemizi yönetenlerin siyasi tercihi olsa da, bir zamanlar stratejik sektör ilan edilen turizm açısından, ülke tanıtımı ve hoşgörü mayalanmasının gerçekleştiği topraklar bakımından doğru olmamıştır inancındayım. Biz rehberlerin dinler arası diyalog ve hoşgörüyü anlatırken farklı dinlere ait kültürel mekanların gezdirilmesi ile ülke turizmine günü birlik değil uzun vadeli kalıcı faydalar sağladığımızı düşündüğümüz bir değer, müze olarak korunsa daha isabetli olurdu kanaatindeyim. Alınan son kararın uygulanması durumunda ülkenin turizm gelirlerinden kayıplar yaşamasının yanında imajının da zedeleneceğini, biz rehberlerin asli görevlerinden olan tanıtımın zorlaşacağını, meslektaşlarımızın da iş alanlarının daralmasıyla gelirlerinin azalacağını üzülerek belirtmek isterim.
Ülkemizin, turizm çalışanlarının ve aynı zamanda rehberlerin genel menfaatlerine uygun olduğuna inandığım “Kariye’nin müze olarak korunması” düşüncemi açıklamayı, eski bir meslek üst kuruluşu yöneticisi olarak naçizane görevim kabul ediyorum.
Bu uyarılarımı da tamamen samimi duygularımla yanlıştan dönülebileceğine inanarak yapıyorum.