Yazarlar (Turizm Meclisi)

Turizm çalışanlarının ateşle imtihanı!

Ülkenin turizm belleğinde görülen krizlerin tamamına yakını, yaş grubum veya üzeri tüm turizmcilerin hafızalarındadır.

Yer altı-üstü, arkeolojik, doğal ve kültürel değerleri ile dünyada eşine az rastlanır bir zenginliğe sahip bu ülkenin turizmcileri, yıllardır ülkenin karar vericilerine var olan potansiyeli anlatma, zenginliğin doğru ve bilinçli değerlendirilmesi halinde ortaya çıkacak toplumsal fayda konusunda onları ikna etme çabasındadırlar.

Son virüs olayında turizm sektörü adına ortaya konulan yaklaşım ise ne yazık ki turizmcilerin üvey evlat muamelesi görmekten öteye bir gelişim kaydedemediklerini çok acı bir şekilde göstermiştir.

Şimdi sektörel sıkıntının doğrudan etkileyeceği çalışanlarla ilgili görüşlerimizi kısaca açıklamaya çalışalım.

Turizm sektörü emek yoğun bir sektördür. Doğası gereği hassastır, havadaki nemden etkilenir. Dolayısıyla yüzbinlerce çalışan ansızın bir belirsizliğin (kendilerinden kaynaklanmayan) içinde bulabilirler kendilerini; tıpkı körfez savaşları, ekonomik krizler, siyasi belirsizlikler, darbe teşebbüsü ve salgın hastalık sebebi ile olduğu gibi.

Turizm sektörünü diğer sektörlerden ayıran belki de en önemli husus, birbirine bağlı çok sayıda farklı sektör çalışanını ya da üreticiyi içine almasıdır. Durum böyle olunca da turizm sektörü çalışanları iyiyse birbirine bağlı onlarca sektör de olumlu, turizm sektörü çalışanları kötü ise onlarca sektör de olumsuz etkilenecektir.

Uzun yıllardır turizmin 12 aya yayılması için turizm değerlerimizin nasıl kullanılması gerektiği konusunda sektörün önde gelen kurum ve kuruluşlarının yöneticileri kamu idaresini bilgilendirmektedir.

Ancak, hayatının hiçbir döneminde turizm sektörü içinde herhangi bir alanda çalışarak geçimini temin etmemiş, bürokratik atama veya görevlendirmelerle bir yerlere gelmiş insanların yapılan bilgilendirmeleri dikkate almadıkları da bir gerçektir.

Düzenli ve garantili maaş alan bürokrat ve kamu yöneticilerinin, güvencesiz ve belirsiz süreli çalışan turizm işçilerinin halinden anlaması beklenebilir mi?

- Peki, bu durumda ne yapılmalıdır?

Turizm sektörü “olumsuzluklardan çok çabuk etkilenen hassas bir sektördür” demiştik. Aynı zamanda olumlu şartları da çok kısa sürede kabullenerek hızlı toparlanan bir sektördür.

Hızlı toparlanmanın tek bir gerçeği vardır ki, o da kalifiye insanları sektörde tutmak. Aksi halde sektörden ayrılmış nitelikli çalışanlar yerine yenilerini yetiştirmek uzun yıllar alacağından kayıpların telafisi de çok zaman gerektirecektir.

- Kalifiye turizm çalışanlarının örnekleri kimlerdir ve onları nasıl elde tutmak gerekir?

Örneğin, mesleğimiz gereği önce tur rehberleri dersek; yıllar süren eğitim öğretim hayatlarını, mesleğe giriş için sınav ve gezileri tamamlayıp sonrasında, en azından on yıllık bir çalışmanın ardından sahip olacakları birikim ve beceriler ile verimli hale gelirler. Konaklama, yeme-içme, taşıma, eğlence, alışveriş mekânlarında çalışanlar ile seyahat acentaları tur temsilcileri, yine deneyimin çok önemli olduğu alanları temsil ederler. Bu alanlarda çalışanlar turizm emekçilerinin bel kemiğini oluştururlar ama çoğu dönemsel çalışır ve SGK primleri yıl boyunca yatmaz bile. Bazıları için Kasım ayından Nisan’a, bazıları için biraz daha kısa süren ama çalışılmayan aylar sonrası tam sezon beklenirken, bağlı oldukları pamuk ipliğinin kopması hepsini birden ateşe atmıştır.

18 Mart 2020 akşamı Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı pakette bu kesimleri düşünen bir maddenin olmaması da, 3 Şubat 2017 yılında bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nca stratejik sektör ilan edilen turizm alanında yine kamu yetkililerinin yeterince çalışmadığını, günü kurtaracak faaliyetlerle durumu idare ettiğini göstermiştir.

Yukarıda saydığım nitelikli turizm çalışanları henüz sektörden uzaklaşmadan, bu günlerin atlatılmasıyla birlikte hızlı toparlanmanın sağlanabilmesini temin etmek üzere desteklenmelidir. Asgari yaşamsal giderlerinin ödenebilmesi, aynı zamanda psikolojik olumsuz etkilerin de azalması anlamına gelecektir. Çok basit bir hesaplama ile bir milyon kişiye bir veya iki aylık süre için bin dolar destek verilse bunun toplamı bir milyar dolar tutacaktır.

Kaldı ki bu destekler yaşamsal ihtiyaçlar için kullanılırken zaten devlet dolaylı vergilerle bunun yarıya yakınını geri alacağından kamuya maliyeti, toplam tutarın yarısı kadar olacaktır. Ayakta kalan bu deneyimli kitle ise, sektörün hızla toparlanmasını sağlayarak onlarca milyar dolarlık turizm gelirlerinin baş aktörleri olarak ülke ekonomisine katkıya devam edeceklerdir.

Bahsedilen destek turizm çalışanlarına balık tutmayı öğretmek yerine balık vermek değildir. Zira bu insanlar zaten balık tutmayı bilenlerdir. Amaç, kendileri dışında ortaya çıkan bu olağanüstü şartlarda onların sektörden kopmamalarını sağlayarak onları, olağanüstü koşulların ortadan kalkacağı günlere hazır tutabilmektir.

Turizm işverenleri ile ilgili az da olsa pakette bazı destekler zikredildiği için bu konulara değinilmemiştir. Sadece turizm çalışanlarının ateşle imtihanı diyebileceğimiz bir ortamda emekçilerin akıllara gelmesinin, hatta desteklenmesinin büyük bir devlet için altından kalkılamayacak maliyetler doğurmayacağını vurgulamak istedik.

Bir kerecik de olsa devletimizi turizm çalışanlarının yanında görebilmek dileğiyle…

Yorumlar (0)