Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'nde 78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin, aralarında otelin sahibi ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 19'u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın duruşması müşteki beyanlarıyla devam ediyor.
Müşteki Hilmi Altın, Bolu Kartalkaya’daki yangında eşi Kübra Altın ve kızı Alya’yı kaybetti. Altın gözyaşları içinde mahkemede şunları söyledi:
“Elimden aldınız bütün hayatımı, tek başıma bıraktınız beni”
“Kartalkaya katliamında eşimi ve kızımı kaybettim. Tatil planımız yoktu. Ama kızım Alya, arkadaşı Derin’le birlikte kayak yapmak istiyordu. Çok ısrar etti. Tutamadım kendimi, ‘tamam’ dedim. Eşim Kübra çocuk diş hekimiydi. Elimden aldınız bütün hayatımı. Tek başıma bıraktınız beni.
O akşam çok kahkaha attım ama gecenin bir vakti eşimin çığlığıyla uyanacağımı bilmiyordum. Çok hızlı çıktılar odadan. Ben giyinirken bir dakika içinde yoğun duman geldi. O zaman anladım yangın olduğunu. Dışarı çıktığımda bir anda dumanın içinde kaldım. Koridorda merdiveni bulamayınca ‘Hilmi geçmiş olsun, ama eşinle kızın hızlı çıktı kurtulurlar’ dedim.
Sonra Atakan’ın odasına girdim, bir başkasının yardımıyla. Orada havlu buldum, ıslattım ve ailemin peşinden gitmek istedim. Ama dumandan ilerleyemedim. Başka bir odaya girdim, kalabalıktı. Yatakları camdan attık, çarşafları birbirine bağlayıp çocukları sarkıttık, sonra kadınları. Ben inmeden önce çarşafın bir parçası düştü. Kendimi aşağı attım. Birinin üstüne düştüm. Yanına gidip ‘İyi misin?’ dedim. Bana ‘Sen iyi misin?’ dedi. Eşim ve kızım beni bekliyordur diye düşündüm. Ama Adli Tıp’tan almak zorunda kaldık onları. Hastanede bana teşhis yaptırmadılar.
“Sizin hak ettiğiniz en ağır cezaları aldığınızı göreceğim”
Orada hiçbir önlem yoktu. Kimse bizi kurtarmaya çalışmadı. Misafirler dışında…
Siz kağıttan yöneticiler yüzünden biz yandık. Gerçek olsaydınız, biz bugün hayatta olurduk.
Bu ülkenin röntgeni burada. Bu liyakatsizlik sisteminin sonu gelsin artık. Yiğit ve Alp gibi kahraman yargıçlara ihtiyacımız var.
Sürekli kendimi yollara vuruyorum, bazen kafayı yeme noktasına geliyorum ama yemeyeceğim. Çünkü sizin hak ettiğiniz en ağır cezaları aldığınızı göreceğim.
“Etstur ve sahibi Mehmet Nuri Ersoy'dan şikayetçiyim”
Ets müşterisiydim. Güvensiz bir yere götüreceklerini düşünmedim. Etstur ve sahibi Mehmet Nuri Ersoy'dan şikayetçiyim.
Kızımın telefonu paket içinde geldi. Teslim almaya gittim. Katip ağlıyor, hâkime hanım ağlıyor, ben ağlıyorum. Üstünde kızımın DNA’sı var.
Biz burada eksiğiz… Fazla değiliz. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın acilen bu davaya dahil edilmesini istiyorum.”