Yazarlar (Turizm Meclisi)

Başka Bodrum yok

Nasih Demir
Nasih Demir
Destination Handling Services

Bu turizm sezonunda sabahları işyerine giden ve bilgisayarını açan turizmci meslektaşlarım, genel iletiler/mailler dışında şirketi/işyerlerini ilgilendiren iş iletilerini tekrar dikkatlice gözden geçirip kontrolünü yaptıklarında bu yıla özgün olarak genellikle kaç reservasyon alınamadığını, kaç iptal geldiğini , kaç pazarın operasyonlarını geçici askıya aldığını (oysa daha önceki yıllar eğer bir acenteciyseniz, o sabah otellerden kaç stop sale geldiğini, kaç tane overbook vakası yaşadığını, kaç extra koltuk konduğunu, rehberlerin sattığı turlara kaç kişinin katıldığını ve otelciyseniz kaç bir sürü extra oda talep eden operatör ve acenta e maili, kaç tane go-show ve kaç tane short'ta olan oda sayıs problemi ı ile karşılaşırlardı mailleri okurken) vs paylaşımlarla ve iletilerle yoğun mesai yapıyorlar. Bu konuyu çalışanları ile kısaca değerlendirdikten sonra ne yapabileceğini yada yapamayacağını düşünmeye başlarlar. Bu yıl olağanüstü bir yıl yaşıyoruz turizmciler olarak bütün ülkede, ülkemiz turizminde yaşananlar elbette ki Bodrum'da yaşananlardan farklı değildir ancak Bodrumun bir de kendine has , kendine özgü başka problemleri de vardır.

Bodrum dünyanın incisi, güzide marka, turizm destinasyonları içinde çok popüler, çok özel, harika, muhteşem, dünyaya açılan kapı, göz nuru, dünyanın yedi harikasından biri... Yıllardır Bodrum için bazen yerinde, bazen gelişigüzel kullanılan tanımlar ve sözler olmuştur . Bodrum'un yerel yöneticileri tarafından yıllarca kullanılan bu ve benzeri sıfat ve tanımlar acaba gerçekten gerçeği yansıtıyor mu? bu tanımlar ve sıfatlar geçerliliğini sürdürüyormu? ya da aslında başka bir Bodrum'dan mı bahsediliyor? (örneğin 20 yıl önceki Bodrum, bozulmamış, tabiat ve eko dengesi yerli yerinde, insanların bulunduğu yere saygısının tavan olduğu, vahşice tüketilmemiş, katledilmemiş, ikinci konut ve residence'lere yenik düşürülmemiş, büyük hacimli Avm istilasına uğramamış, unique güzellikleri ile binlerce doğa aşığı turistlerde merak uyandıran, mavi koyları kendine has guletleri, beyaz evleri, dar sokakları, imitasyon girmemiş küçük çarşı dükkanları ile eski Bodrum). Ama acaba gerçekten öyle miyiz? Bodrum gerçekten dünyaya açılan kapı mı? Bodrum gerçekten dünya'da çok biliniyor mu? Yada çok mu duygusal davranıyoruz? siyasileri ve/veya yerel yöneticileri tabi ki anlıyorum kendi tabanlarına ve yerel halka seslenmek ve gönüllerini fethedip oylarını ve desteklerini almak için uğraşırlar, lakin gerçekleri ne kadar saklayabilirsiniz? Zaten konumuz sadece yerel yöneticiler yada siyasiler değil ki, bu konu aslında herkesin dolaylı yada direk olarak ilgi alanındadır, her yönüyle burada yaşayan bu bölgede iş yapan herkesin sorumlu olduğu major bir konudur. Bütün bireyler, sivil toplum örgütleri, turizmciler diğer bütün sektörler, yerli halk, sonradan Bodrum'a yerleşenler , kendini Bodrum'lu hissedenler kısaca herkes, yerel yöneticiler, mülki amirler ve son 25 yıllık süreçte Bodrum'da bulunan her kişi ve kurum kuruluşun geldiğimiz noktada etkisi ve sorumluluğu vardır.

Bu yıl ülkemiz turizminde yaşanan trajik durumlar elbette ana konumuz ve hepimizi çok derinden etkiliyor. Bir önceki yıl olan 2015 ile kıyaslamalarda turist geliş sayılarında ülkemiz neredeyse yüzde 50 düşüş yaşarken, gelirlerde ise maalesef daha büyük oranda bir düşüş ile karşı karşıyayız. Geçmiş yıllarda işletmelerimizin yaptıkları bütçe planlamaları A,B,C,D,E,F ve neredeyse alfabenin bütün harfleri kullanılarak revize edilmiş ama hiçbiri tutturulmamıştır. Neden böyle oldu? nasıl böyle oldu ? sebepleri vs gibi konulara girmek ve konuyu uzatmak gereksiz, malumunuz bu konuda herkes fikir sahibidir. Önemli olan bundan sonrasıdır, buradan bu mevcut durumdan çıkabilecek miyiz? bu ne kadar bir süre de gerçekleşecek, çıkmak için ne yapılabilir?, çözüm ve öneri konusunda her platformda her ortamda herkes görüşünü dile getiriyor, bütün bu görüş ve önerilere değer verilip kayda alınması ve çözüme yönelik ortak akıl oluşturup zaman kaybetmeden harekete geçilmesi gerekiyor bu konuya ileriki dönemlerde girip bunları detaylı tartışacağız. Ülkemizde durum böyle iken bu trajik görüntü ve gerçeklik içinde tekrar Bodrum'a dönelim ve burada durum nasıl onu gözlemlerimizle aktarmaya devam edelim istiyorum.

Sevimsiz konuları yazarken insan gerilmeden edemiyor, ama gerçekleri de kabul etmemiz gerekiyor, Bodrum özelinde aslında ülkemizin şu an içinde bulunduğu dramatik turizm durumundan da farklı olarak onlarca yıldır biriken sorunlarını da bu krize taşıdığı için mevcut durumu tabiri caizse hastanenin acil bölümünde acil müdahale bekleyen hasta durumunda. Derhal müdahale, kalıcı müdahale ve iyi bir neşter vurulması gereken bu durumu çok daha fazla öteleyemeyiz çünkü deniz bitti karaya vurdu Bodrum.

Yılların biriktirdiği halı altına itilen sorunlar başlıca şöyle sıralanabilir;

Aşırı göç almasından kaynaklanan yoğun nüfus, ikinci konut yoğunluğu, çarpık ve estetikten yoksun yoğun yapılaşma, turizm kimliğinden hızla uzaklaşıp yazlıkçı sayfiye kentine dönüşme, altyapı yetersizlikleri (su ,enerji, kanalizasyon, aydınlatma, yol, kaldırım , katı atık depolama alan, çöp ı, yağmur drenaj sistemleri yetersizliği ve/veya eksiklikleri) hızlı deniz kirliliği, kamu hizmetlerindeki aksamalar aşırı yoğunluktan( örneğin sağlık, emniyet vs gibi) yetersiz turizm politikaları ve bilinçsizce yapılan yatırımlar, kararların alımında sivil toplum örgütleri ve halkın soyutlanması, sembolik ve yetersiz etkisiz tanıtım, nitelikli ürün yetersizliği, imitasyon ürünlerin sokaklardaki hakimiyeti, sokaktaki aşırı yüksek fiatlar, kalifiye elemanın bölgeye ilgisizliği, yenilenemeyen eski küçük yada orta ölçekli hoteller, yetersiz spor alanları, çeşitlendirmek için turizmde ihtiyaç duyulan modern çağdaş kongre salonları yetersizliği, neredeyse dünyada ilk sırada olan sokakta turistin belli kesimlerce rahatsız edilmesi, deniz turizmi yapan meslektaşlarımızın yaşadıkları liman sorunları, uğradıkları koyların betonlaştırılması sorunu ve daha eklenecek birçok sebepten dolayı turizmde istenen düzeye ulaşamayan Bodrum bu sorunları çözme konusunda derhal bir irade ortaya koymalıdır.

Sonuçta ülkemiz gerçek bir turizm kaosu yaşıyor bu kaos sonsuza dek sürmeyecektir bu noktadan yukarıya doğru elbette ki bir düzelme normalleşme süreci başlayacaktır, bu süreç dahilinde sorunlarımızdan kaçmayıp aksine bunu fırsat bilip çözmek için özverili davranmak hepimizin asli görevi olmalıdır. Turizmci olmak tabi ki de kolay değil ama bu zorluğun farkında olup zorlukların üstesinden gelmek de yine bir turizmciye yakışanı yapmaktır.

Bodrumun 2009 dan itibaren turizm verilerine baktığımızda Türkiye'de turizmde son yıllarda gerçekleşen büyümeden maalesef pay alamamıştır. Aksine kan kaybetmiştir, ekteki tablodan çok net olarak anlaşılacağı üzere Türkiye'de turizm normalleşmeye girse bile Bodrum'un kendine özgü sorunları var ve bu sorunlarla yüzleşmek zorundayız. Son iki ayını yaşadığımız bu yılki turizm sezonunu Allah bir daha yaşatmasın ve hepimizin buradan kendimize dersler çıkarması elzemdir.

Yorumlar (0)