Yazarlar (Turizm Meclisi)

Antalya’yı yönetmek turizmi yönetmektir...

Bülent Ecevit
Bülent Ecevit
Gazeteci - Yazar

Türkiye’yi ziyaret eden yabancı misafirlerin yarısı Antalya’ya geliyor. 2015’te 14 milyonu bulmuştu. Ve ülkeye sağladığı döviz girdisi bakımından da çok önemli bir sektör.

O nedenle Antalya’yı yönetmek turizmi de yönetmek anlamına geldiğini bilmem hatırlatmaya gerek var mı?

Antalya sadece turizm mi? Hayır...

Tarım üretiminde, özellikle turfanda üretimde de başı çeken bir kent olduğu unutulmamalı.

Başta domates olmak üzere yaş meyve ve sebze ihracatındaki sıkıntı da ülkenin döviz girdisinin düşmesine, üreticisinin gelir kaybına neden oluyor. Sanayi üretiminde ve ticarette de önemli bir konuma sahip olduğunu rakamlar söylüyor.

Antalya ile ilgili alınacak birçok kararın dünya medyasına da haber olduğu unutulmamalı. Valiliğin ‘Alkol yasağı’ kararı bunun en yakın örneği olmuştu.

Yeni duydum; tarihi Kaleiçi’nde işyeri sahipleri dertli mi dertli. Valilik emriyle mekanların her yıl yenilenmesi gereken Müzik Ruhsatları artık yenilenmiyormuş. Yasada yapılan bir revizyon nedeniyle camla kapatılan çıkıntıların ‘Kapalı’ değil ‘Yarı açık’ alan olarak değiştirilmesi tarihi yapılardaki müzikli eğlence yerlerini zor duruma soktu. Kaleiçi Kültür Derneği Başkanı Fikret Çağlan, bu revizyon sonrası müzik yayınlarının saat 24.00’de bitirilmesi gerektiğini anlattı. Kapalı alanlarda ise müzik 04.00’e kadar devam edebiliyordu. Çağlan, Kaleiçi’nde eğlence saati gece saat 23.00’ten sonra başladığını bu revizyon kararıyla birçok mekanın müzik yayınlarını bir saat sonra bitirmek zorunda olduklarını hatırlatıyor.

Sadece Antalya’ya gelen turistler ülkemize 10 milyar Dolar gelir bırakıyor. Turizmde istihdam edilen kişi sayısı 300 bine yakın. Tarım ürünlerinden ise yılda 1 milyar doları aşkın girdi var. Ama tarımın istihdama katkısı bütün sektörlerden fazla olduğunu unutmamak gerekir. Antalya sadece Türkiye’nin tarım ürünleri gereksinimini karşılamıyor, dünyayı da doyuruyor diyebiliriz.

Bir hatırlatma yapmak isterim; dünyanın en çok ziyaret edilen 3 şehrinden biri Antalya olarak kayıtlarda yerini almıştır.

O nedenle diyorum ki;

Antalya’yı yönetmek sadece bir kenti yönetmek değildir.

Alkolü yasakladım, dışarıda deniz kıyısında, orman alanlarında açık alanlarda alkol tüketene ceza uygularım demek, turizmi yönetmek değildir.

Hatta gece saat 22.00’den sonra bira bile sattırmam demek, eğlenmek için kente gelen yerlisine yabancısına ‘Bir daha gelmeyin, burada eğlenceye kısıtlama vardır’ demektir.

Düşünün piknik alanına gidiyorsunuz, denize girip serinliyorsunuz ve oturup iki bira içeceksiniz, ama yasak. Gerekçe; vatandaş rahatsız oluyor.

Sanki sadece alkol alanlar vatandaşları rahatsız ediyor. Gelen şikayetleri toplayın konusu alkol olanın yüzdesi 10’u geçmez. Çocuk gürültüsünden veya düğünler nedeniyle yapılan şikayetlerin oranı kat kat fazladır. Ee çocuk yapmayın mı diyeceğiz, evlenmeyin, sünnet olmayın mı diyeceğiz.

Yöneticilere düşen görev, ülkemize tatil amaçlı gelen misafirlerin eğlence tarzlarına çok müdahale etmemektir. Sadece ‘otellerde eğleniyorlar ya’ diyerek durumu geçiştirmeyelim lütfen. Bırakın misafirler kentimizin her bir yerini gezebilsinler. Bu durumdan kimse rahatsız olmuyor.

Biraz rakamlardan söz edeyim. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Ocak-Nisan 4 aylık toplam veriler şöyle:

2015 yılında gelen turist sayısı 1 milyon 120 bin 465 . 2016 yılında 739 bin 122, 2017’de 749 bin 171. 2015’e göre yüzde 33,14 düşüş, 2016’ya göre 1,36 artış var.

Sadece Avrupa pazarına bakarsak: 2015’e göre düşüş yüzde -53,05, 2016’ya göre ise yüzde -45,54.

Bu rakamları arttırmaya mı uğraşıyoruz yoksa düşürmeye mi bilemiyorum.

Yorumlar (0)