Sadece oyunuyla değil taraftarlarının “huh” çeken tribün performansıyla da Avrupa Şampiyonası’na damga vurdu İzlanda. Kutup ikliminde top peşinde koşan ve aslında futbol geleneği olmayan bu 350 bin nüfuslu ülkenin bundan daha iyi tanıtımı yapılamazdı.
Öyle ki bizim oyun kalitesinden yoksun süper ligimizdeki bazı maçlarda gördük ki taraftarlar bu popülerleşen tribün şovuna hemen adapte olmuşlar.
Yani Viking Alkışı olarak bilinen ritimli "huh" seremonisini uygulamaya başlamışlar.
Tribünler "huh" çekiyor. Çeksinler bir şey dediğimiz yok.
Zaten “huh” çekme olsun ya da “haka” dansı fark etmez biz en iyisini yaparız.
Hem ihtiyacımız da var. Neremiz “oh” çekmeye müsait ki!
“Huh” çekme sanatında İzlanda’yı geride bırakırız evelallah.
Düşünsenize 79 milyon birden “huh” çektiğimizi; innetiriz kainatı…
Peki “huh” çekmeye en çok ihtiyacı olan kim?
Tabii ki turizmciler…
Öyle kuyumcu titizliğiyle elde edilen kazanımlar vardı ki!
Öyle fırsatlar…
Şimdi küçük bir yağmur damlasıyla bile mutlu olacak noktada turizmci.
Huh huh huh huh…
Bu aslında bir balina çağırma sesi…
Kaçan balık büyük turizmde…
O yüzden “huh” çekilecekse en iyi turizmci çekecektir.
En yüksek uğultu kıyılardan şehir merkezlerinden gelecektir.
Turizmci bugün “huh” çekmeyecekse ne zaman çekecek?
Ne medyamız ne meslek örgütlerimiz gerçek tablonun farkında mı?
Dün bir haber ajansında şöyle bir başlık vardı: Antalya’da oteller yüzde 100 doldu
9 günlük tatille koca bir sezon kurtuldu mu?
Sanki yeni varolmuş gibi keşfettiğiniz iç pazarla turizmin T’sini kurtardınız peki ya geriye kalan ne olacak?
İç pazar nereye kadar sizi kurtaracak?
En iyisi siz bir geriye yaslanın;
“Huh” çekmeye hazır olun.
Biraz rahatlayın canım!