Krizlerin haritasını çizer turizmci de binlerce metrekareye sığdıramaz çilesini. Ama ders almayı değil günü kurtarmayı bilir.
Unutur çünkü…
Unutmak mı?
Evet unutmak…
Belleğe çağrılan bilgilerin gerektiğinde geriye getirilememesi durumuna ‘unutma’ deniyor.
Uzmanlara göre kullanılmayan bilgiler, hafızaya iyi yerleşmemiş bilgiler arasında karışıklık olması, işimize gelmeyen olaylar ve yeni yaşantılar eskileri unutturuyor.
Unutma konusunda psişik ve fizyolojik belirtilere en açık laboratuvara sahibiz aslında. Bir taraftan unutmamayı öğütlerken diğer taraftan her şeyin unutulacağını biliyoruz.
“Bu söylediklerimi sakın unutma” desturu ile başlayan çocukluğumuz, onun hatırası ölünceye kadar yaşayacak semptomuna kadar gidebiliyor.
Unutma Ey Halkım!, Unutma, unutturma!. sloganları, ‘Unutma, unutanlar asla unutulmaz!’ gibi ajitasyonlu popülist belagatlar da beşerin usuna yerleşmiş durumda.
“Kanın yerde kalmayacak” ile “bu da geçer yahu” arasında gidip geliyor toplumun bilinç sarkacı. Aslında gerçek şu; Türkiye’nin gündemi o kadar hızlı değişiyor ki bir önceki haftayı hatırlamak bile neredeyse imkansız.
Ama itiraf edelim; unutmak da insanın en güzel özelliği değil mi? Ya her şeyi hatırlasaydık! Ne çekilmez olurdu değil mi hayat? Şebnem Ferah’ın o güzel şarkısında dediği gibi “Sil baştan başlamak gerek bazen…”
“Unutma” mefhumunu bağlayacağım yer çok tatsız. Öyle hadiseler yaşıyor ki memleket unutmayı alıp koydukça masaya sallandıkça sallanıyor ama bana mısın demiyor onca yüke…
Unuttukça daha çok unutuyor insan. Unuttukça unutma gücü artıyor. Unutmadığını sanıp, şüphe edip bir daha unutuyor. En hızlı, en çabuk ve en güzel unutmak istiyor.
Ve sonra öyle bir yere geliyor ki öğrendiği gün başlıyor unutmaya. Daha henüz anımsamadan unutmaya başlıyor. Bütün bu unutma hızı duyarsızlaştırıyor onu hayata. Öfkeleniyor, üzülüyor, kin, yas tutuyor ama unutuyor işte.
O yüzden ekonominin lokomotif unutanıdır turizm sektörü.
Turizmcinin başından o kadar şey geçti de hatırlayıp ders mi çıkardı? Unuttu bitti…
Ne kuş gripleri tedavi edildi ne volkan dumanları dağıldı!
Bugünler de elbet geçecek(!), charter’lar inecek, oteller dolacak ve çektiği acıları, düştüğü çaresizliği yine unutacak.
Unutmakla kalmayıp unuttukça duyarsızlaşacak, duyarsızlaştıkça soluduğu atmosferin insanı olacak.
Turizmciye de çok haksızlık etmeyelim. Bizim toplumun makus talihi ‘unutmak’ üzerine kurulu değil mi?
Özgecan’ı yarın hatırlayan kaç kişi kalacak? Afyonda cephanelik patlayıp 22 kişi öldüğünü kim hatırlayacak? Ya 17 Ağustos Depremi’ni? Soma’yı? Canlı bombaların katlettiği masum insanları kaç kişi hatırlayacak?
Keşke her ‘unutma’ Esmeray’ın söylediği o güzel şarkıdaki gibi aşk üzerine olsaydı…
Gölgen gibi adım adım
Her solukta benim adım
Ben nasıl ki unutmadım
Sen de unutma beni, unutama beni
İyi haftalar…