Haberler

UBSAD Başkanı Nebil Çelebi iddiaları sert bir dille yalanladı

Uçak Bileti Satan Acentalar Derneği (UBSAD) Başkanı Nebil Çelebi, Turizmci Gökmen Öz’ün, hakkında ileri sürdüğü iddiaları sert bir dille yalanladı.

UBSAD Başkanı Nebil Çelebi iddiaları sert bir dille yalanladı

Avrupa Turizm’in sahibi Gökmen Öz’ün TURSAPNET’te ileri sürdüğü iddiaların tamamının asılsız olduğunu ifade eden UBSAD Başkanı Nebil Çelebi, Gökmen Öz’ü muhatap almadığını ve almayacağını vurgulayarak, iddiaları sert bir dille yalanladı.

Çelebi’nin İstanbul Harbiye’deki ofisinde, karşılıklı ses kayıtları alınarak gerçekleşen röportajda; hiddet, küskünlük, pişmanlık bazen de medeni sınırlarda uzanan dost eli vardı.

Çelebi’nin sorularımızı detayı ve tüm açıklığıyla yanıtladığı röportajı, ispatı güç iddiaların üçüncü kişilerde doğuracağı cevap hakkı ve özel hayatın mahremiyeti ilkelerini göz önünde bulundurarak, redakte edilmiş haliyle sizlere sunuyoruz.

TÜRSAB camiasında tanınan bir isimsiniz. Dolayısıyla TÜRSAB seçimleriyle ilgili pozisyonunuz ve çalışmalarınız merak ediliyor. Doğrudan sorayım, siz gelecek TÜRSAB Genel Kurulu’nda aday olmayı düşünüyor musunuz?

Herkesin oy kullanma hakkı olduğu kadar, her yere aday olma hakkı da vardır. Bu TÜRSAB başkanlığı olur, belediye başkanlığı olur, milletvekilliği olur…

Birileri başkanlığa davam etsin diye başka birilerinin geri mi durması mı gerekiyor? Böyle bir zihniyet olabilir mi? Ki, ben defalarca aday olmadığı ve olmayacağımı da söyledim. Bunu şu anki başkanın yüzüne de söyledim.

Geçmiş görüşmelerimizin birinde bana sormuştu, sen başkan adayı olmak istiyorsan ben olmayacağım diye. Hatta yapacağın kampanyaya da destek veririm demişti. Bunu da Firuz Bey’le ilk muhalefet kıvılcımını yaktığımız dönemde söylemişti.

“İstemiyordum ısrar edip ikna ettiler”

Ben ise bu camianın içinde yeterince bulunduğumu belirterek, aday olmak istemediğimi ve artık TÜRSAB’ın çatısı altında görev almak istemediğimi söylemiştim. Fakat ısrar ettiler ve kıramayacağım bazı arkadaşlarımı devreye sokup beni ikna ettiler. O dönem için bir güç birliği yaptık.

Sonraki dönemde ise Firuz Bey’in davranış, politika ve vaatlerindeki değişimi görüp, beraber yürüdüğü kadroyu da beğenmeyince vaz geçtim. O kadroyla olmayacağını bizzat kendisine de söyledim. Yanımızda Selçuk Boynueğri de şahittir. O gün, İstanbul’da Divan Oteli’nde konuştuk. Listede olmayacağımı söyleyip “beni yazma” dedim. Hatta buna rağmen kendisine de oy vereceğimi belirterek, “Söz verdiğim gibi koltuğa oturana kadar arkandayım. Koltuğa oturduktan sonra, eleştirebilirim de alkışlayabilirim de” dedim.

Süreç böyle gelişince artık nasıl bir acı olduysa, bazı arkadaşlar hakkımda negatif bir algı yürütmeye başladı. “Nebil Çelebi tebrik etmeye gelmedi. Nebil Çelebi şununla şurada konuştu” gibi bir kampanya yürüttüler. Arkadaş bırakın da nerede ne konuşacağıma ben karar vereyim.

Üstelik söylediklerim ve yaptığım eleştirilerin tamamı da doğru. Yanlışsa yanlış desinler, eksikse eksik söylüyor ve haksızlık ediyorsun desinler. Bana cevap vermeyip, kalemşörlerini üzerime salıyorlar.

Firuz Bey’in seçim kampanyasında maddi ve manevi olarak yanında oldum. Buna rağmen yapılanları anlamakta güçlük çekiyorum. Ne kötülüğüm oldu benim Firuz Bağlıkaya’ya?

“İtiraz etmek hakkım değil mi?”

Evet, kanun taslağındaki bazı maddelere karşı çıktım doğru. Bu hakkım değil mi? Benim her dediğim gibi senin de her yazdığın doğru olmayabilir. O zaman ya sen beni ikna et ya da ben seni ikna edeyim. Ne bir tartışma ortamı, ne de bir araya gelme ortamı yaratıldı. Bir şey de anlatılmadı. Sonra hakkımızı bakanlıkta ararken, kanunu çıkarılmasını engellemekle ve hainlikle suçlanıyoruz. Benim kanunun çıkmasını engelleyecek gücüm olsaydı, ya başkanlık ya da bakanlık yapardım.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ile görüşüyor musunuz? İletişimiz var mı?

Firuz Bağlıkaya’yı yaklaşık bir senedir görmüyorum. Herhangi bir iletişimim yok.

Telefonlaşma, mesajlaşma da mı olmuyor?

Bir işimiz olmuyor ki…

Biz sizi iki yakın dost olarak biliyorduk. Ne zaman ve neden koptu iletişiminiz?

Firuz Bey’in, farklı yerlerde, hakkımdaki konuşmaları geldi kulağıma. Bunları kendisine sorduğumda, geçmiş dönemin başka, yeni dönemin başka olduğunu ve bazı kişiler yüzünden bir önceki seçimi kaybettiğimizi söyledi.

“Seçimi yeterli süre verilmediği için kaybettik”

Arkadaş, biz seçimi ne Nebil Çelebi, ne Uğur Hacıalioğlu ne de Selma Yılmaz yüzünden kaybetmedik ki. Biz ilk seçimi, Firuz Bağlıkaya’ya kürsüde konuşması, projelerini ve ekibini tanıtabilmesi için yeterli süre verilmediği için kaybettik. Bunun da sebebi Emin Çakmak’tır. Emin Çakmak’ın verdiği önergeyle konuşma süresinin 4-5 dakikaya indirmesidir. Biz bir önceki seçimi divanı kazanmamıza rağmen kendi elimizle teslim etmiş olduk.

“Eğer bir hainlik olsaydı…”

Eğer benim Firuz Bağlıkaya’ya yönelik bir kinim ve düşmanlığım olsaydı, seçimden bir önceki gece Emin Çakmak ile yaptığımız toplantıda tek şart olarak onun başkanlığını öne sürmezdim. O toplantıda ben ve Sayın Mehmet Ersoy, “olmazsa olmazımız” Firuz Bağlıkaya’nın başkanlığıdır diyerek, Emin Çakmak’ın kadrosuna yer açılsın diye çekilmiştik.

Eğer içimde kin, haset olsaydı, o gün “Firuz Bey, bir dakika; Emin Bey altı senedir Anadolu’yu geziyor, bu seçim o başkan olsun, sen bir dönem daha bekle” deseydim, o gün Emin Çakmak başkan olurdu. Ama biz bunu diyemezdik. Çünkü bir yola çıkmıştık.

Son seçimde de bana yapılan yanlışlara rağmen söz verdiğim gibi kongreye kadar destekledim. Benim başım gider sözüm gitmez, her şeyimi feda ederim sözümü feda etmem.

Ama açık söyleyeyim, bu kadar hakareti, bu kadar yalan dolanı hak etmedim ben…

Hakkınızdaki iddialardan biri de Cumhurbaşkanının adını kullanarak önümüzdeki TÜRSAB seçimini dizayn etmeye çalıştığınız yönünde…

Cumhurbaşkanımızın adını ben neden kullanayım kardeşim? Benim Cumhurbaşkanıyla ne alakam var? Nerde kullanmışsam ve kime ne söylemişsem, bu yazıyı yazan ve yazdıranlar, çıkıp şurada şöyle konuştun, biz de bu yüzden Cumhurbaşkanı’nın adını kullanarak konuştuğunu zannettik desin. İspata davet ediyorum.

“Çiçekçilikle gurur duyuyorum”

Ben kimseyle görüşmedim, kimseyle de görüşmemeyi tercih ediyorum. İşim gücüm başımdan aşkın. Sadece turizm yapmıyorum. Krizden sonra başka alanlara da yatırımlar yaptım. Gayrimenkul ve hayvancılık alanında da yatırımlarım var. Evet, onların iddia ettiği gibi çiçekçilik de yapıyorum. Bunu da gururla söylüyorum. Bugün Türkiye’nin en büyük 10 fidanlığından biri benim. 460 bin metrekare alan üzerinde süs bitkisi üretimi yapıyor ve dünyaya ihraç ediyorum. Bununla da gurur duyuyorum. Doku kültürüyle fidan üretebilen, Türkiye’nin en modern tesislerinden birinin sahibiyim.

Ayrıca yaptığım her işi de kendi paramla yapıyorum. Kimseden borç alarak, başkalarının parasını kullanarak sermaye edinmedim. Bunu söyleyen arkadaşın işlettiği mekana da bakmak lazım.

Ayrıca o arkadaşla aynı yazıda adımın geçmesini bile kendime zül sayarım.

Eleştiriyi yapan Gökmen Öz, fakat siz cevapları Firuz Bağlıkaya’ya veriyorsunuz…

O arkadaşın iki sene önceki yazıları ile son yazısını yan yana koyup bir oku. Sen zeki adamsın, anlarsın... İki sene beraber yürüdüm. Kimin ne olduğunu çok iyi biliyorum.

“Beni mindere çekmek istiyorlar”

Cumhurbaşkanının adını kullandığımı iddia ederek beni mindere çekmek istiyorlar. Yok öyle bir hakkınız!

Ayrıca üyesi bile olmadığım bir platformda hakkımda yazılar yazıp iddialarda bulunuyorlar. Hakaretler ediyorlar ve cevap vermemi istiyorlar.

Oranın moderatörü de yazı yazıp cevap hakkımı kullanmamı istemiş. Bunun anlamı, gelin burada birbirinize yumruk sallayın, biz de göbeğimizi kaşıyıp izleyelim. Böyle ucuz bir düşüncede olanları kınıyorum. Bu kadar basit bir düşünceyle beni mindere çekmeye çalışıyorlar; kusura bakmasınlar…

“İspat ederlerse yarın mesleği bırakırım”

Benim ne cumhurbaşkanı ile ne hükümetle ne de Sayın Bakanla -özel dostluğumun dışında- bu tür konularla ilgili hiçbir görüşmem olmamıştır. Hiçbir yerde de bu yönde bir konuşmam olmamıştır. Bir Allah’ın kulu bunu iddia edemez. Eğer ispat ederlerse yarın bu mesleği bırakırım.

Bakan Bey’le nasıl bir iletişiminiz var. Sık sık yazışır, telefonlaşır mısınız örneğin?

Biz bir önceki seçim döneminde Sayın Bakanımızla beraber yürüdük. 4-5 ay karış karış Anadolu’yu gezdik. Zaten öncesinde de bir tanışıklığımız vardı, ama o süreçte daha fazla samimiyetimiz oluştu. O dönemden sonra da bazı görüşmelerimiz oldu. Bakan olmadan önce de uzmanlık alanlarımızla ilgili olarak bazı konuları birbirimize danışırdık. Ayrıca bayramlaşmalarımız olurdu.

Bakan olduktan sonra da yoğunluğunu düşünerek sadece mesaj attım. O da sağ olsun aradı; tebrik ettim. Sonrasında ise bir kere makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dedik.

Benim idarecileri ve bürokratları rahatsız etmemeye özen gösteren bir yapım var. Çünkü şahsıma istediğim bir şey yok, neden rahatsız edeyim? Bir şey varsa, onlar sorarsa ve bilgim dahilindeyse yardımcı olmaya çalışırım.

Peki, bakanlık sizin bilginize başvuruyor mu?

Kanun taslağıyla ilgili duyumlar alınca TÜRSAB’a yazı yazdık. Yanılmıyorsam TÜRSAB Hukuk Danışmanı Av. İlker Bey’di, bir telefon konuşmasında, bir çalışmanın yapıldığını, fakat henüz taslak haline gelmediğini söyledi. “Kendi notlarımız var, takdir edersiniz ki notlarımızı da sizinle paylaşamayız” dedi. Mantıklı bir şey söyledi, biz de haklısınız dedik. Ve hazır olduğunda paylaşılacağını umut ederek bekledik. Fakat sonra yasa taslağının hazır olduğunu Antalya’daki kalemşörlerin parlatmaya başlamasından anladık.

Bir yasa taslağı yapılmış ise çıkarın da görelim dedik. Bize cevap olarak yasayı TÜRSAB değil Bakanlık yapıyor dediler. Bunun üzerine ben de yasa taslağını görmek istiyorum diye Bakanlığa yazdım. Bakan Bey de taslağın henüz gelmediğini söyleyerek “Geldiğinde ben sizi çağıracağım” dedi.

Netice de biz de Türkiye Cumhuriyet’inin kanunlarına göre kurulmuş bir derneğiz ve bu sektörden ekmek yiyoruz. Dolayısıyla bu yasa taslağını da bilmeye hakkımız var.

Sağ olsun Sayın Bakanımız nezaket gösterip bizimle irtibata geçti ve başka birkaç derneğin daha olduğu bir toplantı düzenledi. Biz de yasa taslağının bir kısmını o toplantıda öğrenmiş olduk.

Evet, iddia edildiği gibi bir kısmına da itirazlarımızın olduğu doğrudur.

Sizin çok sayıda şubeniz olduğu için özellikle şube kuruluş aidatlarına itiraz ettiğiniz iddia ediliyor…

Yasa çalışmasından önce yönetmelik değişikliğine gidildi. Biz ilk itirazımızı yönetmelik değişikliği yayınlandığında yaptık. Çünkü yönetmeliğin şube kuruluşuyla ilgili kısmı, yürürlükteki 1618 numaralı yasaya aykırı. Kanun şubeler için dörtte bir fiyat diyor, yönetmelik bire bir diyor. Kararı adalet versin diye yürütmenin durdurulması için başvurduk.

Geçen hafta da mahkeme yürütmenin durdurulma talebini reddetti. Bazı arkadaşlar bu durum karşısında dava açan 15 arkadaşımızın ismini yayınlayarak davul zurna çaldılar adeta.

Ama biz davayı kaybetmedik ki… Dava devam ediyor. Mahkeme sadece yürütmeyi durdurma kararını reddetti. Bunlar okuduğunu bile anlamayan kişiler.

Yasayla ilgili toplantıda Gökmen Öz ile bir tartışma yaşadığınız doğru mu?

Biz toplantıya katılacağımız heyetin isimlerini bildirmiştik. Toplantıya gittiğimizde bahsettiğiniz o kişi de orada oturuyordu. Derneğimizin üyesiydi ama yönetim organlarında bir görevi yoktu. Sayın Bakanın önünde nezaketsizlik olmasın diye bir şey söylemedik. Fakat toplantıda söylediklerimize itiraz etmeye başlayınca sabote etmek için birileri tarafından gönderildiğini anladık. Toplantıyla ilgili yapılan çalışmalara hiçbir dahli yoktu.

Bakanın dışarı çıktığı bir anda kendisini uyardım. Arkadaş buna rağmen dinlemeyip tavrını devam ettirince, ertesi gün arkadaşlara istifa etmesi gerektiğini, aksi halde yönetim kurulu kararıyla görevden alacağımızı söyledim. Genç bir turizmci, rencide olmasını istemedim. Şimdi sağda solda istifa ettim diyormuş.

Peki, yasa taslağı ne durumda?

Yasanın ne durumda olduğunu Firuz Bey’e sorun. Biz nereden bileceğiz yasanın ne durumda olduğunu.

Biz Bakan Bey’e itirazlarımızı ilettik, bir kısmı makul geldi bir kısmı da makul gelmedi. Yapılan ikinci toplantıya da çok kıymetli bir arkadaşımın vefatı nedeniyle katılamadım.

İyi bir yasanın çıkacağına inanıyor musunuz?

Hazırlayanlara sorun…

Hayır, taslağı gören ve fikirlerini beyan eden Nebil Çelebi’nin şahsi görüşünü öğrenmek için soruyorum…

Ben taslağın tamamını görmedim. Hiç kimse de görmedi. Çünkü toplantıda da bölüm bölüm açıldı. Ben birinci toplantıya katılıp ikinciye katılamadım. İlk toplantıda açılan bölümde, nelere itiraz ettiğimizi, o kişi de biliyor. Taslağı hazırlayıp, sonra da elini dizine vurup yok o öyle olmaz, bu böyle olmaz demesinler.

“Kendilerini desteklerken iyiydi de…”

Şimdi de kalkıp vay Nebil Çelebi muhalefeti organize ediyor, finansal destek veriyor diyorlar. Peki, kendilerini desteklerken iyiydi de şimdi neden kötü oluyor?

Bu söyleminizden muhalefete devam ettiğiniz anlamı mı çıkıyor?

Ben Firuz Bey’e oyumu vereceğimi ve koltuğa oturana kadar destek vereceğime dair söz vermiştim.

Oy verdiniz mi gerçekten?

Evet, verdim; samimi söylüyorum verdim. Listeden birkaç kişiyi çizip, başka bazı arkadaşları yazarak verdim. Oraya layık görmediğim, şuan kendisinin de problem yaşadığı, bazı kişilerin adını çizdim. Kusura bakmasın, bu da benim en doğal hakkım.

Bir iddia daha var, Eski Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ı TÜRSAB başkanlığına aday olması için ikna etmeye çalıştığınız… Bu doğru mu?

Ahmet Misbah Demircan çok eski bir arkadaşım. Babası da hürmet ettiğim bir ağabeyim ve hocam. Ahmet Bey’i belediye başkanlığı döneminde bir kez ziyaret ettim; yanımda da Mercan Turizm’in sahibi Cüneyt Mengü vardı. Cüneyt Bey’in bir projesini anlatmak için gitmiştik.

Ahmet Misbah Demircan’ı aday çıkaracakmışım diye bir şey olabilir mi? Ahmet Misbah Demircan ister çıkar ister çıkmaz. Çıksa herkes benden mi bilecek? Bundan sonra kim aday çıkarsa benden mi bilinecek?

“100 milyon dolarlık charter operasyonları yapıyorum, hodri meydan”

Ayrıca hayatında uçak bileti kesmedi, incoming yapmadı diyen arkadaşlara da cevap vermek istiyorum. Onlar daha resepsiyonistken ben incoming yapan bir tur operatörüydüm. Benim kuruluşum 1983. Beş yıl boyunca Singapur havayollarının GSA’liğini yaptım. Kabul ediyorum, IATA biletleri konusunda cirom olmayabilir, ama 100 milyon dolarlarla charter operasyonları yapıyorum. Özel havayollarının belirli hatlardaki brokeriyim. Hodri meydan yürekleri varsa çıkıp benzeri çaptaki bir operasyonu yapsınlar.

İncomingci veya biletçi olmadığımı söyleyenlere soruyorum, sen kaç kişi getiriyorsun? Getirdiğiniz turisti hanutçulara satıp her şehri başkasına ihale ediyorsunuz.

“Benim kumaşım leke tutmaz”

Benim her şubemi bir din görevlisine franchise verdiğimi de iddia ediyorlar. Ona da cevap vermek istiyorum. Hac-umre işinde kaliteli hizmet verebilmek için kendi şubelerimizi açtık. Tabiri caizse çantacılarla toplayıcılarla çalışmamak için kendi ofislerimizi açtık. Ofislerimizde de o şehrin saygın ve çalışabileceğimiz türden insanlarını seçip çalışmayı tercih ettik.

Bu kadar mantıksız bir eleştiri olabilir mi? Şube açmayıp da kaçak mı çalışsaydım… Ayrıca bütün şehirlerdeki ofislerimin mülkü kendime ait.

Yıllarca TÜRSAB’da yönetim kurulu üyeliği yaptım. Kimse kusura bakmasın, benim kumaşım leke tutmaz.

Başaran Ulusoy ile muhalifken bir yandan da ticaretinizinin devam ettiğine dair eleştirilere ne cevap vereceksiniz?

Birlik Havacılık AŞ’den mi bahsediyorsunuz?

Evet

Ben Birlik Havacılık AŞ’nin kurucusu ve isim babasıyım. 13 ortağımız vardı. İlk başta Başaran Ulusoy ortaklarımız arasında yoktu. Büyük bir charter işine giriyorduk, aramızda bir uçak şirketinin de olması gerektiğini düşündük ve benim önerimle Murat Ersoy’un da bize ortak olmasını teklif ettik, o da kabul etti. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra Başaran Bey, Murat Bey’in önerisi ve kendi talebiyle, mevcut ortaklardan hisseler satın alarak ortak oldu.

Şirkette belli dönemlerde kar belli dönemlerde de zarar ettik. Fakat hac ve umre hizmetinde kimsenin yapamadığı işleri başardık. Biz şirketi kurmadan önce THY İtalya’ya 200 dolara uçarken Suudi Arabistan’a 700 dolara uçuyordu. Bizim devreye girmemizle fiyatlar kademeli olarak aşağı indi.

Firuz Bey’le yola çıktığımda ise, ortakların bazıları “Biz Başaran Bey’in yanında olacağız, sen Firuz Bey’i destekleyeceksin. Ortak kalmamız doğru değil” dediler. Haklı veya haksızdı, böyle bir düşünce ortaya koydular. Ben de hisselerimi satarak ayrıldım. Yönetim bendeyken şirketin karlılığı vardı. Benden sonra zarar ettiler ve şirketi kapattılar. Ben de Hicaz Havayolu’nu kurarak yoluma devam ettim. Bahsedilen Başaran Ulusoy’la ortaklığım da bundan ibarettir.

Başaran Bey’le görüşüyor musunuz?

Firuz Bey’le görüştüğüm kadar görüşüyorum.

Görüşmüyorsunuz yani…

Yolda gördüğümüzde selamlaşıyoruz tabi ki; düşman değiliz ki.

Yani Firuz Bey’le havalimanının CIP salonunda karşılaşsam tokalaşmayacak mıyım? Aramızda kan davası mı var?

Bana niye kızıyorlar anlamış değilim… Sana yanlışını söylüyorsam alnımdan öpmen lazım. Sana küfür etmiyorum ki, sadece yanlışını söylüyorum. Eğer ben yanlışsam da sen beni ikna et.

Fakat ben yanlış yapıyorsunuz dedim diye kıyametleri koparıyorlar. Muhalefeti tahrik ediyorsun diyorlar. Yok ki öyle bir niyetim. Olsa çıkar, kardeşim sıra bende der ve aday olurum.

Yorumlar (0)