Uluslararası zincir otellerin işgali, kontrolsüz yatak arzı, yanlış lokasyondaki "geri dönüşü" olmayan beton yığınları... Günlük kiralık evler, altyapı eksikleri, standartsızlık, bulunamayan kalifiye eleman ve vizyonsuz patronlar gibi çok sayıda sorunla boğuşan turizm sektörünün son iki yıldır başına gelmeyen kalmadı.
Japonya’ya atılan ve dünyanın kaderini değiştiren bombaların adları, little boy ve fat man'di. 200 binden fazla insanın canına, binlerce insanın yaralanmasına ve çocukların yıllarca sakat doğmasına neden olan o iki bombanın acısı ve yıkımı uzun yıllar boyunca devam etti.
O büyük yıkımdan sağ kurtulanlar da oldu...
"Hibakusha"lar. Beleklerinde büyük bir acıyı taşımaya mahkum "şanslı" insanlar...
Türk turizminin üzerine de bombalar düştü. Belki 200 bin kişi ölmedi ama, 1 milyon kişi işsiz kaldı. Aileleriyle birlikte 4,5 milyon kişi... Tesisler kapanıyor, kiralık oteller havlu atıyor. Açık kalan tesisler az zararla ya da en iyi ihtimalle başa baş noktasında kar veya zarar etmeden devam etmeye çalışıyor. Sürekli belirsizlik, panik, 20 Euro'ya düşen fiyatlar.
Geriye kalanlar da "Hibakushaları" olarak işine ve hayatına tutunmaya çalışıyor.
Her şey bu kadar açık ve can alıcı bir şekilde yaşanırken; kimse çıkıp KRAL ÇIPLAK demiyor, diyemiyor...
Daha neyi bekliyoruz arkadaşlar? Ekmeğimiz için meydanlara çıkmamız gerekiyorsa, çıkmalıyız.
Ankara’ya yürümemiz gerekiyorsa, yürümeliyiz. Açlık grevi yapmamız gerekiyorsa, yapmalıyız.
Bunların hiçbirini yapamıyorsak, en azından tüm otelleri 1 günlüğüne kapatarak yaşanan yangını kamuoyuna duyurmalıyız.
Bu işlerin yurtdışından komşu getirmekle olamayacağını herkes biliyor.
Neden çekiniyoruz, ne bekliyoruz ?
Peki Neler yapılmalı? Hastanın reçetesindeki ilaçlar ve tedaviler nelerdir?
1-Turizm ekonomisinin Türkiye’deki hacmini, sağladığı büyük faydaları, istatistiksel verilerle, gerçekçi rakamlarla göstermeli. 2016-2017'deki döviz gelir kayıplarını, ziyaretçi sayısındaki ve istihdamdaki düşüşler, tablolarla ülkenin ve hükümetin gündemine taşımalı.
2- Atatürk’ün kurduğu laik ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin, yurtiçinde ve yurtdışındaki, özellikle Avrupa’daki olumsuz imajı hızla düzeltilmeli. Türkiye fabrika ayarlarına geri döndürülmelidir. Sorumluluk sahibi siyasetçiler ve bürokratlar, özgürlük ve
demokrasiden,hukuktan yana politikalar izlemeli; sevgi ,kardeşlik, barış mesajları vermeli; dini kesinlikle hiçbir söyleme karıştırmamalıdır. Ana pazar, Avrupa pazarı olmadan 12 ay Türkiye'de turizm olmaz. Ortadoğu ve diğer pazarlar dönemsel olup, tamamlayıcı pazarlardır.
3- Son terör olayları, Irak ve Suriye’deki savaşlar güvenlik sorununu ortaya koymaktadır. Artık İngiliz ve Almanlar Türkiye’ye turistik gelen kendi vatandaşlarını,yakın zamanda doğrudan korumak için planlama yapmaktadır. Devlet güvenlik için, yabancı devletlerle, işbirliği yaparak, süreklilik arz edecek stratejileri oluşturmalıdır. Türkiye yurtdışında güvenli ülke algısını yeniden yaratmalı, bu algıyı korumalıdır. Riskli ülke sınıfından çıkmalıdır. Dünyaca tanınan bilinen popüler kişileri, siyasetçileri, sanatçıları, sporcuların Türkiye’den tatil görüntüleriyle birlikte, "Türkiye'de güvenli tatil" mesajı verilmelidir. Türkiye’de bulunan, Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan, Afrika ve Türki cumhuriyetler kökenli 15 milyon göçmene süratle uluslararası platformlarda kalıcı çözümler üretilmelidir.
4- 120 ülkeye, 300 sefer ile yıllık 60 milyon yolcu taşıyan, THY, Türkiye'nin güçlü bir silahıdır. Ortalama 100 USD'den gidiş-dönüş bilet satılsa, Belki 3 milyar USD zarar edilir, ancak 10 milyar dolarlık katma değer yaratılır. Milli havayolu şirketlerine de yakıt desteği, havaalanı vergilerinden muafiyet getirilmeli, gelen her yolcu için 50 USD teşvik ödenmelidir.
5- Turizmdeki kalifiye işgücü kaybedilmemelidir. Yatırımcı desteklenmelidir. 2016 dan bugüne kadar işgücünde % 30-40'ı bulan kaybımız oldu. Devlet işsiz kalana ödeyeceği işsizlik parasını aynı miktarda çalışana vermeli; bunun üzerini işveren tamamlamalıdır. Çalışanların 1 yıl SGK'sının yüzde 50'si devlet tarafından ödenmelidir.
Turizm sektöründe faaliyet gösteren otel, acenta, havayolu v.b. şirketler, işyerleri 1 yıl, tüm vergilerden muaf tutulmalıdır. Turizm işletmelerine yüzde 50 indirimli enerji verilmelidir.
6- Yurtdışından turist getiren tur operatörlerine ve acentalara teşvik olarak, getirdikleri her turist için devlet 50 USD ödemelidir. 1 turistin 1 günde Türkiye’ye bırakacağı dövizin yarısını önden vermemiz satıcıya cazip gelecektir.
7- Türkiye’ye uğrayan cruise gemilerinden liman vergisi v.b. alınmamalı, Ancak gemilerin en azından Türkiye içinde minimum 2 gece kalması sağlanmalıdır.
8- Otobüsle yurtdışından Türkiye’ye turist getiren tur operatörü ve acentalara teşvik kişi başı 50 USD destek, 1 depo yakıt bedelsiz verilmelidir. Hatta komşu ülkelerden Türkiye’ye her gün ücretsiz yerli otobüs firmalarımızla düzenli otobüs seferleri de konmalıdır.
Otobüsün üzerine "Bu Otobüs İstanbul’a Ücretsiz Gider", "Bu Otobüs Antalya’ya Ücretsiz Gider" gibi sloganlar o ülkenin dilinde yazılabilir. Otobüs boşken şehirlerin merkezi yerlerinde, turistik yerlerde tur atmalı ve anons yapmalıdır. Özellikle Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Balkan ülkeleri, İran, Gürcistan bu strateji için uygun olabilir. Bu ülkelerin kendi vatandaşları dışında turist olarak o ülkelere gelen yabancılar da son dakika fırsatı olarak, bu araçlarla birkaç gün için Türkiye'ye gelip dönebilir.
9- Kendi aracı, karavan veya motosikletle gelen turistlere de teşvik, gümrük kapılarında girişte veznelerden kişi başı 50 USD ödeme yapılmalıdır.
10- Devlet haksız rekabeti önlemek için Kültür Turizm Bakanlığı kanalıyla otellerde 5 yıldız, 4 yıldız ile 1,2,3 Yıldız tesislerin bölgelere göre uygulayacağı minimum fiyatları belirlemeli. Belirlenen fiyatın altında satanlara caydırıcı cezalar uygulamalıdır. Örneğin İstanbul otelleri için; minimum 5 yıldız 100 Euro, 4 yıldız 60 Euro, 3 yıldız 35 Euro, 2 yıldız 25 Euro, 1 yıldız 15 Euro altında fiyatlarla oda satışı yapılmamalıdır. Üstündeki fiyatlar serbest bırakılmalı. Denetim konaklama faturaları, iade faturaları, kick back faturaları, online siteler üzerindeki otel oda fiyatlarını takibe alarak kolaylıkla yapılabilir.
11- Alkol ve etteki pahalılık Türkiye'nin yeme içmede birçok ülkeden daha pahalı olmasına neden oluyor. Bu konuda tedbirler alınmalı, tüm alkollü içeceklerin vergileri düşürülmeli,
12- Denetimli olarak casinolar açılmalı, bu alana ilgi duyan turistler teşvik edilmeli.
13- Turizm sektöründeki işletmelerin kira ücretlerini de devlet Maliye Bakanlığı kanalıyla belirlemeli ve denetlemelidir. Fahiş kira talepleri engellenerek işletmeciler korunmalı.
14- Turiste yönelik kabahat ve suçlara caydırıcı cezalar verilmeli. Hanutçu, ayakçı, işportacı, dolandıran taksici, soyan hırsız veya zarar veren suçlulara normal suçlara göre ağırlaştırıcı hükümler getirilmeli.
15- Turizm bölgelerimizin tanıtımına dest olacak Hollywood veya benzeri ayarda sinema projelerinin çekimi ve gişesi desteklenmeli.
Yukarıdaki maddeleri arttırabiliriz. Sanatçılar kadar olmasa da turizmcilerimizin yaratıcı ruhu ile Türk insanının kıvrak zekası bir araya geldiğinde enteresan fikirlerin ortaya çıkacağını düşünüyorum. El ele verip, birlik olduğumuzda çaresiz olmadığımızı daha iyi göreceğiz.
Sevgi, cesaret ve dirençle kalın.