Haberler

Skal’ı kaldı kalitesi gitti...

Yazarımız Mehmet Güneli, 27 Kasım akşamı düzenlenen Skalite’17 törenine ilişkin gözlemlerini kaleme aldı.

Skal’ı kaldı kalitesi gitti...

Benim birazdan yapacağım yorumları “ödül” alamama heyecanı ile yapılmış değerlendirmeler olarak lütfen düşünmeyin.

Bu benim bir gazeteci olarak uzun yıllara dayalı gözlemlerimin sonucu olarak yaptığım değerlendirmelerdir.

Skal üyesi olan hem de Skal yönetimlerinde aktif görevler üstlenen; bu görevleri devam eden çok kıymetli dostlarım olduğunu, ayrıca burada yazdıklarımı kendilerine de söylediğimi, söyleyeceğimi belirtmeliyim.

***

Gelelim 27 Kasım akşamı yapılan Skalite’17 törenine…

Skalite’nin “her şeye rağmen” ödül heyecanı yaratan bir tarafı var(dı).

Özenerek, siyahları çeken centilmenlerin, ne giyeceğini birkaç gün öncesinden hayal eden hanımların koşarak gittikleri sosyalleşme ortamlarıydı.

Skal, eleştirilen ve zaman zaman neden var olduğu kamusal alanda pek anlaşılmayan(!) bir örgütlenme biçimi olsa da; bence sektör içinde önemli bir network kanalı(ydı).

Üstelik Skal baloları, Skalite geceleri, cumhuriyet yıllarının ilk zamanlarındaki modern Türkiye görüntüsünün bugünkü yansımaları değil mi?

Skalite, uzun yıllar sponsorları ve camiaya yakın duranları destekleyen görüntü verse de itibar gören bir ödül(dü).

Turizmde inovasyonun, sürdürülebilir olmanın, çalışkanlığın ve nihayet kalitenin ödüllendirilmesine kim karşı durabilir ki?

Ancak bir yerde her türlü toleranslı bakışlara karşın ödül verme biçimindeki insicam kaybedilmişse ne bu ödülü almanın ne de bundan sonra aday olmanın bir anlamı kalmaz.

Düzenlenen gecedeki oturma ve ses düzeni ile akıştaki sorunları bir tarafa bırakırsak; ödül için oluşturulan kategoriler ve bu kategoriler içinde bir araya getirilen markalar arasında tutarsızlıklar gözden kaçmadı.

Bazı isimler var ki artık neden ısrarla Skalite adayı gösterilir anlamam!

Zaten bir çuval Skalite ödülü evde dururken neden bir daha, bir daha aday yapılıyor bilmiyorum?!

Ne o isimlerin buna ihtiyacı var ne de Skalite gibi “klas” bir ödülün ünlü bulma ihtiyacı var…

Bir adayı görünce diğer adaylar konu mankeni gibi duruyor. Kazanan zaten belli; beklemeye bile gerek yok…

Oysa başvuru için özeniyor insanlar, geç kaldık diye kaygılanıyor. Aman öyle değil şöyle kendimizi anlatalım diyor.

Skalite’nin ilk yıllarında ödül alma gerekçeleri ve kalite olgusu arasında ortaya konan ikna edici açıklamalar da artık yerini kuru birer sunuma bırakmış.

Neredeyse ödüle abone olup "ya bu yıl da mı bu kazandı" homurtularını yükselten tesisler bile -sıkıldılar heralde ki- artık aday olmuyor.

Skalite’de bir türlü ödül verme işi de düzene konulamadı. Üniversite giriş sınavı gibi her yıl değiştirildi.

Bazı yıllar jüriler oldu; bazı yıllar internetten oylar verildi. Bu yıl da üyelere birer keypad dağıtılarak o esnada oylama yapıldı. Ancak oy kullanacak üyelerin çoğu oy kullanmadan ve ödüller verilmeden evlerine gitti. İlerleyen saatlerde masalar bu cihazlarla doldu. Kimin oy verdiği veya bu anlık oylamanın ne kadar sonuca yansıdığı da pek anlaşılmadı.

Öte yandan Skal ve Skalite denildiği zaman akla tabii ki Hülya Aslantaş geliyor.

Aslantaş’ın ne kadar değerli bir turizmci olduğunu ve Skal camiasına ne kadar çok şey kattığını herkes biliyor. Benim de her fırsatta görüşlerinden yararlandığım duayen isim.

Yaşarken kıymet bilmek de çok önemli.

Ancak her toplantıda “dünya başkanım” şöyle “dünya başkanım” böyle övgüleri ve öncelikli methiyelerine bir “ayar” yapmanın zamanı gelmedi mi?

Hülya Aslantaş’ı Skal kimliği dışında turizme kattıklarıyla da anlamaya çalışsak daha iyi olmaz mı?

Skalite için belki yazacak başka şeyler de var ama özetle benim için Skal’ı kalan kalitesi giden bir ödül gecesi oldu.

Turizmde ödül enflasyonu yaratmayan ödüllere, her türlü zorluğa rağmen kalitesini koruyan markaları ödüllendirmeye ihtiyaç var.

Sağlıcakla…

Yorumlar (0)