Haberler

Müzelerin turizm endüstrisindeki yeri

Kültür turizminin en önemli öğelerinden olan müzeler, son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de alternatif turizm türlerinden birisi olmaya başladı. Ancak Türkiye’nin müze turizmi anlamında sahip olduğu potansiyelden yeterince faydalandığı söylenemez. Müzelerimizin daha etkili ve güçlü tanıtımı, iyi pazarlanması ve marka haline gelmesi için nasıl bir tanıtım stratejisi izlenmeli? Sorusunu sektörün önde gelen isimlerine sorduk.

Müzelerin turizm endüstrisindeki yeri

Müzeler, kültür turizminin en önemli unsurlarından biridir. Turizm ve müzeler karşılıklı olarak birbirini etkiler. Turizmin gelişimi ile birlikte müzelere olan talep artar. Müzelerin etkili kullanıldığı, iyi pazarlandığı ve marka haline geldiği bir bölgede; turist sayısı ve ekonomik gelir artar, alternatif turizm imkânları oluşur. Bundan dolayı dünyanın birçok ülkesinde müze turizmine olan yatırımlar artmakta ve turizm politikalarında her yaştan ziyaretçiye hitap eden ve farklı temaları işleyen; bilim, sanat, doğa, çocuk, oyuncak, astronomi, arkeoloji, tarihi, özel müzeler oluşturulup, turizme kazandırılması hedeflenmektedir.

Türkiye, müze potansiyeline sahip ülkeler arasında Türkiye’de müzelerin turizmdeki önemi anlaşıldıkça, müze turizmine olan yatırımlar da artmaktadır. Türkiye’nin bulunduğu konumdan dolayı birçok medeniyetler bu bölgelerde yaşamış ve bu medeniyetlere ait birçok eser bu topraklarda mevcuttur. Bu yönüyle Türkiye dünyada önemli müze potansiyeline sahip ülkeler arasındadır.

Türkiye’de 409 müze var
Interpress’in Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden yola çıkarak yapmış olduğu incelemeye göre, Türkiye genelinde müze sayısının 409 olduğu belirlendi. Bu müzelerin 193 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 216 tanesi ise özel müze kategorisinde yer alırken, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki müzelerin 63'ünün arkeoloji ve tarih, 44'ünün etnografya ve antropoloji, 86'sının ise genel müze olarak faaliyet gösterdiği tespit edildi. Müzeler hakkında yılbaşından bu yana medyaya ise 73 bin 318 haber yansıdığı görüldü.

En fazla ziyaretçi istanbul’da

Araştırmaya göre Türkiye genelinde müze ziyaretçi sayısı en yüksek olan il 13,2 milyon ziyaretçiyle İstanbul oldu. İstanbul'u 3,2 milyon ziyaretçiyle İzmir, 2,9 milyon ziyaretçiyle Antalya, 2,6 milyon ziyaretçiyle Konya ve Nevşehir, 1,9 milyon ziyaretçiyle Denizli ve 1,7 milyon ziyaretçiyle Ankara takip etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın verilerine göre en çok ziyaret edilen müzenin İstanbul Ayasofya Müzesi olduğu belirlendi. Son on beş yılın verileri göz önüne alındığında ise genel bazda ziyaretçi sayılarının yaklaşık beş kat artmış olduğu ortaya çıktı.


Prof. Dr. Fethiye Erbay: Klasik müzecilik anlayışı postmodern müzelere dönüştü

Müzelerin teknolojiyle birlikte büyük bir değişim içine girdiğini vurgulayan İstanbul Üniversitesi Müzecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fethiye Erbay: “Zenginleştirilmiş etkileşimli tasarım ve arttırılmış gerçeklik uygulamaları, müze çalışmalarını dijital ve sanal boyuta taşıdı. Klasik müzecilik anlayışı teknolojinin sunduğu imkanları kullanan post modern müzelere dönüşmeye başladı” açıklamasında bulundu.

Prof. Dr. Fethiye Erbay

Yerli ve yabancı turistlerin müzelere bıraktığı finansmanın, ülke için önemli gelir kaynağı olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Müzecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fethiye Erbay; etkileyici programlarla gelirin daha da artırılması gerektiğinin altını çiziyor. Dijital ekrana bağımlı gençlerin de müzelere nasıl çekileceği konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini ve geleceğin müzelerinin, rekabet ortamında ayakta kalabilmek için fark yaratmak zorunda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fethiye Erbay ile müzelerde yaşanan değişimi ve ziyaretçi sayısını artıracak uygulamaları konuştuk.

Müzelerde nasıl bir değişim yaşanıyor?

Kültür turizminin parçası olan insanlık tarihinin değerini yansıtan müzeler ve ören yerleri, kültürel turizmin önemli kurumlarıdır. Müzeler toplumun kültürel kimliği için değerlidir ve toplumsal yapıya endeksli değişmektedir. Son yıllarda kültür turizmi açısından müzeleri ziyaret edenlerin, müzede kalma sürelerini uzatmak için çalışmalar geliştirilmektedir. Teknolojiden yararlanarak müzelerde, görsel şölene dönüşen sunumlar yer almaya başladı. Müzelerin dijitalleşmesi, yeni işletim sistemleri, internet, twitter, cep telefonları, müzelerin ulaşılabilirliğini ve kullanılabilirliği artırdı. Müzeler 24 saat ve ziyaretçinin istediği an kullanabileceği mekânlara dönüştü. Kullanıcılar sanal alanda, çevrimiçi ve mobil ortamda, sosyal medya aracılığı ile müzelerle iletişim kurmaktalar. Her şeyi ücretsiz ve dijital görmek isteyen genç izleyicilerin müzeden beklentileri de değişmektedir. Genç nüfusun oranı ve özelliği toplumunun gelecekteki değişiminin ipuçlarını vermekte. Müze izleyicileri devamlı kullanıcı haline geldi. Müzelerde ziyaretçiler için katılımcı yeni keşif alanları yaratılmaktadır. Müze etkinlikleri, çeşitli yaş gruplarına göre yeni uygulamalar geliştirmekte. Müzeler genç nesil için ne tür etkinlikler üretecekler? Basılı materyal dijital ekran haline mi dönüşecek? gibi sorulara şimdiden cevap aranmalı. Müze ziyaretçi sayısını arttırmak, onları eğitmek ve en iyi hizmeti sunmak için turizmdeki talepleri dikkate alınmak zorundadır. Uluslararası boyutta bilgi paylaşımını sağlayan müzeler; değişimle birlikte kültür turizmindeki avantajları yakalayacaktır.

“Geleceğin müzeleri fırsatlar yaratacak”

Günümüz müzelerinin, turizm açısından odak noktası olması değişimlerin iyi planlanmasını gerektirir. Dünyada birçok müzenin 2030 yılının stratejik planlarını şimdiden hazırlandı. Strateji planlarla iyi bir müze hizmeti verebilmek için izlenecek yolları belirlenmiştir. Müzelerin sürekliliği parasal gücün etki alanlarının genişliği kadar geleceklerinin de iyi planlanmasında yatmaktadır. Günümüz müzeleri finansal güçlerinin yanında, teknoloji, etik, tanınırlık, koleksiyon ve sürdürülebilirlik konularındaki güçleri ile turizm alanındaki çalışmalara da yön vermektedir. Geleceğin müzeleri yeni para ve güç alanlarında fırsatlar yaratacaktır. Müzelerin finansman gücünün değişimi, toplumsal rolünün değişmesine de neden olmaktadır. Toplumsal rolün değişmesi de turizm alanında yeni değişimler yaratacaktır.

“Müze ziyaretçi sayısı artacak”

Gelecekte müzelerin iç ve dışı paydaşların katılım düzeyleri değişecek. 2035 -2040 yılları arasında dünya nüfusu daha da yaşlanacak. Yaşlı nüfus oranındaki artış, turizmi ve müzelerin ziyaret sıklığını etkileyecek. Sadece yaşlılar ve engelliler içi müzelerin girişine yapılan engelli rampaları ve WC’ler ile sunulan turizm hizmeti yetersiz kalacak. Müze sergileme alanlarındaki mekansal değişimi yanında müze etiketlerine tanıtım broşürlerine kadar her türlü tasarımsal değişim gündeme gelecektir.

“Postmodern müzeler”

Müzelerin teknolojik araçlarından yararlanması müzelerde yeni uzmanlık alanları yarattı. Zenginleştirilmiş etkileşimli tasarım ve arttırılmış gerçeklik uygulamaları, müze çalışmalarını dijital ve sanal boyuta taşıdı. Google, YouTube ve Flickr gibi dijital dünyadaki gelişmeler müze ziyaretçileri için yeni etkileşimli sunumlar geliştirildi. Klasik müzecilik anlayışı teknolojinin sunduğu imkanları kullanan post modern müzelere dönüşmeye başladı. ABD Müze ve Kütüphane Hizmetleri Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre müze ziyaretlerinin % 43 uzaktan erişimle, müzelerin internet siteleri aracılığıyla yapıldığını tespit etti. Bu oran gelecek 20 yılda daha da hızla artacak. Müzelerde gerçek ziyaretçiyle birlikte müzede uzun soluklu eğitim atölyelerine dönüşen düzenlemeler gerçekleştirmektedir.

“Turizmcilerle üniversiteler iş birliği yapmalı”
Gelecekte tüm dünyada STEAM eğitim tekniklerinin gelişmesi müzeleri yaratıcı atölyeler haline dönüştürecektir. Bu projeler turizm şirketleri, üniversiteler ile ortak çalışmalara dönüştürülürse çok büyük güç elde edilecek. Geleceğin müze ziyaretçisine bugün kendilerine sunulan statik ve etkileşimli aktiviteler yeterli olmayacak. Dünyada dijitalleşme, internet, müze işletme modellerinin değişmesi müze ziyaretçisini de değiştirecektir. İletişim ve bilgi teknolojilerindeki hızlı değişim, müzenin tanınırlığını ve ziyaret sıklığını etkileyecek. Gelecekte yapay zeka, nesnelerin interneti müze çalışmalarında yeni müzecilik alanları ve yeni ziyaretçi gurupları oluşturacağı öngörülebilir.

Türkiye'nin müze turizminde sahip olduğu avantajlar nelerdir?

Teknolojinin avantajı ile müzelerimiz arasında rekabet gittikçe artmakta. Müze yönetiminin postmodern işletme kavramlarına dönüşümü yaşanmaktadır. Ülkemizde köklü aileler, iş adamları, şirketler, çeşitli kurumlar hızla yeni müzeler açma çabaları butik konsept müzeler belli uzmanlık alanında ülkemiz avantajlarındandır. Ülkemiz müzeleri, hem kendi hem de ülkenin tanıtımını sağlayan kurumlar olarak düzenledikleri geçici sergiler, çeşitli etkinliklerle ziyaretçi profilini her geçen gün arttırmaya çalışmaktadır. Müze ve ören yerlerinde düzenlenen etkinlikler ile iç turizmde hareketlenme yaratılmaktadır. Abdülmecid Efendi Sergisi, Fausto Zonaro, Fikret Mualla, Picasso, Rodin sergileri açıldıkları müzelere yeni ziyaretçiler kattı.

“Özel müzeler rekabeti arttırdı”

Özellikle İstanbul Modern, Sabancı, Sadberg Hanım, Pera, Rezzan Has, Burhan Dogancay, IMOGA, Rahmi Koç Sanayi Müzesi gibi özel müzelerin her geçen gün sayılarının artması, yeni rekabet ortamları yaratmaktadır. Aynı zamanda yeni açılan belediye müzeleri müze çeşitliliğini artırdı. 1453 Panorama Müzesi, Miniatürk, Cern Tünel gibi farklı tasarımda müzeler de genç ziyaretçileri hedeflemektedir. Topkapı Sarayı Müzesi, Yıldız Sarayı Müzesi, Dolmabahçe Sarayı Müzesi gibi saray müzelerinin bünyesinde bulunan kapalı bölümlerin restorasyonlarının tamamlanarak ziyarete açılması, ülkemizin tanıtımında büyük rol oynadı. Dolmabahçe Sarayı’nın yaklaşık 3/2’sini kaplayan Harem Dairesi’nin açılması, yurt içi ve yurt dışında da büyük ilgi gördü, ziyaretçi kapasitesini arttı. Topkapı Sarayı’nın restorasyon çalışmaları ile günümüzde mevcut olmayan yeni mekanların kazandırılarak açılması yerli ve yabancı turizmi etkileyecektir. Turizmi geliştirmek amacıyla saraylar arası denizden turizm taşımacılığının başlatılması müze ziyaretçi profilini değiştirmektedir. Topkapı Saray’ında Ramazan ayında, kutsal emanetlere olan ziyaretlerin 10 Kasım da ya da özel anma günlerinde müzelere günü birlik geziler artmaktadır. Özellikle inanç turizmi içinde kilise, türbe, mevlevihane, kilise, sinegog, medrese, manastır, camilere, kutsal mekanlara yapılan günü birlik kültür turları da her geçen gün artmaktadır.

“Daha fazla sergileme alanı ve müzelere ihtiyacımız var”

Ülkemizde turizm alanında; sağlık, doğa, konferans, kültür, müze ve arkeolojik turizm çeşitliliği artmaktadır. Dünya da bir benzeri olmayan kültürel mirasa sahip olarak daha fazla sergileme alanları ve müzelere ihtiyacımız var. Örneğin Göbeklitepe, Yenikapı batıkları merak uyandırdı, yeni arkeolojik turizm alanı yarattı. Araştırmalar yönelik bilimsel kültürel miras ve doğa turizmi de ülkemizde hızla artmaktadır. Ülkemizde müze yönetiminin önem kazanması, kültür turizminin gelişimini de desteklemektedir. Uluslararası Üniversite Müzeleri Birliği Platformu Başkanı olarak ülkemizde 52 üniversite müzesi bulunmaktadır ve her geçen gün sayıları artmaktadır. Gelecekte bu müzelerde turizme açılarak destek verecek ve araştırma turizmi alanı yaratarak, yeni ziyaretçi kitlesi yaratacaktır. Müzelerin eğitim kurumları ve üniversitelerle ortak projeler geliştirmeleri turizm açısından yeni çalışmalar ve fırsatlar yaratacaktır.

Türkiye, müze turizminde nasıl bir tanıtım stratejisi izlemeli?

Kültür endüstrisinin en büyük ve en karlı yatırımlarından biri müzelerdir. Müzelere yerli ve yabancı turistlerin bıraktığı finansman o ülke için önemli gelir kaynağıdır. Ziyaretçilerimizi etkileyici programlarla bu gelirler her gün daha da artırılmalıdır. Dijital ekrana bağımlı gençleri de müzelere nasıl çekileceği konusunda çalışmalar geliştirilmelidir. Geleceğin müzeleri, rekabet ortamında ayakta kalabilmek için farklılaşma yaratmak zorundadır.

“Yeşil müzeler”

Gelecekte küresel iklim değişiminin, doğal ve tarihi çevre üzerinde etkileri daha fazla görülecek. İklimsel değişimler müze mimari tasarımlarını değişecektir. Kültürel miras ve tarihi yapılar üzerindeki olumsuz etkileri üzerine araştırma ve projeler daha da artacaktır. Modern müze binalarında müze termal verimliliği artacak tasarımlara ihtiyaç duyulacaktır. 2010’dan sonra doğayı az kirleten doğaya uyumlu yeşil müze anlayışı artmaktadır.

“Turizm sektörüyle müzelerin iş birliği hayati öneme sahip”

Turizm sektörü ile müzeler arasındaki iş birlikteliği, her alan için de hayati öneme sahip. Bu açıdan, müzelerin turizm üzerindeki rolünün önemi; politikacılar, yöneticiler ve iş adamlarınca desteklenmelidir. Ülke düzeyinde turizmin ve özellikle kültür turizminin artması çalışmalarında bakanlık düzeyinde ortak yönlendirmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Müze ziyareti davranışları, birçok yönüyle büyük bir tecrübedir. Kirli tuvaletler, kötü personel, iyi korunmamış eserler ziyaretçi üzerinde olumsuz etkiler bırakır. Müzelerin rehberli turları etkinliklerde can sıkıntısı ve yorgunluk yaratacak kadar uzun olmamalıdır. Turistler gittikleri bölgelerdeki dükkanlarda, restoranlarda, garajlarda, otellerde ve marketlerde para harcayacaklardır. Müzelerde bulunan satış alanları da turistler için önemlidir. Turistlerin bu satış dükkanlarından aldıkları hediyelik eşyalar bir anlamda müze ile ilgili anılarını evlerine götürmelerine fırsat sağlar. Müze mağazaları ziyaretçiler ile kişisel iletişim acısından çok önemlidir. Dostça ve kibar hizmet gereklidir.

“Tecrübeli teknik personellere ihtiyaç var”

Müze ve ören yerlerimiz, gelir getirmelerine rağmen yönetsel sorunlarla karşı karşıya kalmaları müze çalışmalarını etkilemektedir. Pek çok müzede eleman yetersizliği başta temizlik sorunu, uzman personel yetersizliği, rehber açığı sorunu müze ve ören yerlerinin çalışmalarını olumsuz etkileri direkt turizmi etkilemektedir. Yetersiz rehberlerin bulunduğu, yabancı dil bilmeyen bekçilerden eserlerle ilgili bilgi almaya çalışan turistlerin, müzede kalma süreleri azalmaktadır. Müzecilik alanında acilen yetişmiş tecrübeli teknik personele ve bilgi potansiyeline ihtiyaç var. Müzenin koleksiyonları ve hizmetleri ile bağlı özel temalar yaratılarak, tarihi dekorasyonla düzenlemeler o dönem giysileri içinde servisler her zaman ziyaretçileri etkilemektedir. Müzeler geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkan genç nesillerin eğitilmesinde, halkımızın kültürel bilinçlenmesinde önemli rol oynarlar. Halka sınırsız eğitim hizmetleri sunabilen, günümüzde yaşayan kurumlardan olan çağdaş müzelerin, çeşitlerinin artması için özel binalara, özel tasarımlara ve geniş alanlara ihtiyaç vardır. Müze girişinin mekansal tasarımı ve ortamı ziyaretçilerin gezilerini büyük ölçüde etkilemektedir. Hizmet sektörü olarak müzeler ziyaretçilerin kimler olduğunu veya olabileceğini, niye müzeleri ziyaret ettiği ve isteklerinin neler olduğunu sürekli araştırılmalıdır. Ziyaretçiler açısından müzeye ulaşım daha kolay sağlanabilir mi? Toplu ulaşım düzenlenebilir mi? Müze otoparkı yeterli mi? Bilet satış yeri iyi tasarlanmış mı? Saatlerce bilet sırası bekleniyor mu? Bilet tasarımı etkileyici mi? Giriş ücreti uygun mu? Soruları iyi değerlendirilmelidir.

“Tanıtım materyalleri hazırlanmalı”

Müzelerin tatil günlerinde ve akşamları daha çok ziyaret edebileceklerini de unutmamalıdır. Turistler acısından zaman, önemli bir faktördür. Müzeyi gezmeden önce, ziyaretçiler müze hakkında bilgilendirilmelidir. İnternet ortamında müzenin kapalı olduğu zamanlar ve özellikle içinde restorasyon ve çeşitli nedenler ile kapalı olan alanlar hakkında bilgiler verilmeli müzenin girişi ne de konulmalıdır. Çoğu turist müzeye giriş parası ödeyip içeri girdiğinde görmek istedikleri bölümün kapalı olduğunu öğrenmektedir. Ziyaretin ne kadar süreceği yaklaşık olarak bilinmelidir. Mümkünse biletle beraber müzenin planı ve sergilerin fotoğrafını da içeren bir broşür verilmelidir. Bir müzede ziyaretçilerin elde ettiği bilgileri beraberinde götürmeyi mümkün kılacak basılmış bu ücretsiz notlar turistler açısından önemlidir. Özellikle belli bir yaşın üstünde ziyaretçiler akıllı telefon kullanmadıkları için müze bilgilerini cep telefonundan ulaşamayabilirler. Ayrıca geldiklerine değecek müze ile ilgili gerçek materyallere ulaşmak isteyebilirler. Bu nedenle müzeyle ilgili ücretsiz bir belge onlar için çok değerli. Turistlerin o bölgeye, müzeye gelmek için harcadıkları zaman ve ödedikleri para karşılığında en iyi hizmeti istemeleri, turizm açısından önemlidir. Bu amaçla, ziyaretçilere yönelik memnuniyetlerini sorgulayan anket çalışmaları önemlidir.

“Yaşayan müze çeşitleri arttırılmalı”

Müze çeşitleri açısından farklılaşmayı yakalamak istiyorsak doğa tarihi müzeleri, köy müzeleri, yaşayan müzelere ağırlıklı çalışmalar verilmeli hatta konaklamalı, uygulama atölyelerini içine alan yaşayan müze çeşitleri arttırılmalı. Şikago Bilim ve Sanayi Müzesi, Londra Bilim Müzesi’nde olduğu gibi devrin giysileri içinde olan aktörler tarafından sunulan rehberli turlar koleksiyonun anlatımında farklı dil yaratmaktadır. Çocukları müzelere getirmek istiyorsak bilim ve teknoloji müzeleri inovasyonu destekleyen müzelere ağırlık vermeliyiz. Son yıllarda yurt dışında bilgisayar oyunları konusunda müzelerinin açılması, çocukların müzeye gelme alışkanlıklarının artırma çabalarındandır. Sanatçı müzeleri de gittikçe artmaktadır. Bu müzeler sanatçıları bir araya getiren haftalık turlar ve etkinlikler ile müze ve sanatçı birlikteliğinde yeni marka değerler yaratabilirler. Turizm ve müzeler için üniversite ve birçok sektörden oluşan uzmanlarla ortak bir komisyon kurularak turizme dönük yaratıcı projeler geliştirilmelidir. Müzelerin turizm açısından ne kadar değerli yerler olduğu, çektikleri ziyaretçi sayılarıyla da ortadadır.

“Müzeleri geleceğe hazırlayacak değişim planları hazırlanmalı”

Günümüz müze ziyaretçileri müzelerdeki deneyimlerinin bir parçası olmayı istemektedir. Müzeler bu sanallıktan kaçmak için ziyaretçisine farklı fırsatları sunmalıdır. Post modern müzeleri gelecekte nasıl bir değişim beklediğini sorgulamak için müzeleri geleceğe hazırlayacak değişim planları yapılmalıdır.


İstanbul Oyuncak Müzesi Kurucusu Sunay Akın: Oteller misafirlerine müzeleri tanıtan ortamlar sunmalı

Öncelikle müzelerin bir toplum için gerekliliğini idrak etmemiz gerekir. Müzeler toplumların hafızasıdır. Bir insan için hafıza neyse, bir ülke için de müze odur. Bu gerçeği anlayamayan ülkeler Alzheimer hastalığına yakalanırlar. Müzeler bilgi mabedidir. Bir ülkede aydınlanmanın, ilerlemenin, demokrasinin olup olmadığını o ülkenin müzeciliğine bakarak anlayabiliriz. Gelişmiş ülkelerde öğretmenler sınıf denilen dört duvar arasında değil, müzelerde öğrencilerine ders anlatırlar. Her şeyden önce müzelerin bir toplumun gelişimindeki yerini önemsemeliyiz. Turizm, tanıtım sonra gelen konulardır. Müzelerin öncelikle demokrasimizin, toplumumuzun bilgi düzeyinin gelişimde çok önemli bir yere sahip olduğu gerçeğini kavramalıyız. Bunu anlayamazsak, dünyaya tanıtacağımız, farkındalık yaratacağımız müzeleri de kuramadık demektir. Ülkemizde özel müzeciliğin gelişimini engelleyen o kadar çok sorun var ki!.. Bu sorunlar çözülmeden, destek olmayı bir kenara bırakalım, müzeciliğin gelişimindeki köstekleri kaldırmadan etkili ve güçlü bir tanıtım yapılamayacağına inanıyorum. Oteller misafirlerine bulundukları kentlerdeki müzeleri tanıtan ortamlar sunmalı. Müzelerin yerlerini gösteren, bilgi veren haritalara, broşürlere destek olmalı. Maalesef yaşadığımız olumsuz gelişmeler turizm sektörünü de etkiledi ve ciddi kayıplar yaşadık. Bu kaybın bir kısmı dahi tek başına müze turizmiyle geri kazanılamaz. Öncelikle, ülkemizin gelişimini zora sokan, sorun üstüne sorun yaşatan ‘olumsuzlukları’ ortadan kaldırmalıyız. Bu gelişimin sonrasında, müzeciliğin turizmin çok ilerisinde bir konu olduğunu ele almalıyız. Günümüzde müzeleriyle insanları çeken gelişmiş ülkelerin kentleri, o müzeleri turizm için kurmadı. Yani, Louvre Müzesi’nin amacı turistler Paris’e gelsin, değil!.. Ama Louvre’un içine girebilmek için kapısında saatlerce kuyruk bekliyorsunuz. Biz müzeciliğin demokrasinin gelişimindeki önemini anlayamadığımız için zaten olumsuzluk üstüne olumsuzluk yaşıyor ve turizm dünyasındaki yerimizi kaybediyoruz.


Baksı Müzesi Kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan: Müzeler ve oteller ortak tanıtım stratejisi üretmeli

Türkiye’de son yıllarda uluslararası ilişkiler nedeniyle turizm taleplerinde ciddi miktarda düşüş yaşandı. Burada üstünde durulan turist modeli günü birlik deniz-kum-güneş için gelen kitledir. Bu kitle siyasi olaylardan son derece etkilenen ve yön değiştirebilen bir özelliğe sahip. Nitekim bizim en son karşılaştığımız durum bu kitlenin son derece ürkek yapısını ortaya koyuyor. Halbuki kültür turizmi kitlesi, kültür ile kurduğu derin bağ nedeni ile toplumsal olayları ve siyasetin günü birlik gelişmelerini gerektiği zaman hesaba katmadan amacına doğru adımlar atabilen bir kitledir. Bu kitlenin yöneldiği alanlardan hiç kuşku yok ki en önceliklisi müzelerdir. Müzeler, kültür turizminde önemli bir yere sahiptir. Müze izleyicisi turist grupları içerisinde tercihlerine öncelik tanıyan ve ona bağlı kalmayı tercih eden bir kitledir. Bu nedenle de bu kitleyi müzecilik daha doğrusu kültür sanat aracılığıyla ikna etmek turizmde kayıpları karşılamak bir yana yeni bir hareket başlatmak anlamına gelir ki bu hareketle günü birlik değil sürekliliği ve sürdürülebilirliği olan bir hareket yaratmış oluruz. Eğer uluslararası ortamlarda, forumlarda, yayınlarda kitle iletişim araçlarını kullanarak müzelerimizin birikimleriyle kendi varlığımızı belirlersek onun yarattığı derin cazibe bugün turizmle karşımıza çıkan sorunları daha kolay aşmamızı sağlayabilir. Müzeciliğin, turizmden yeterli payı alabilmesinde tanıtım, büyük bir paya sahiptir. Bu konuda devletin, özel sektörün ve müzelerin yapabilecekleri var. Özel sektör deyince de elbette öncelik otelcilik dolayısı ile de turizm işletmelerinindir. Turizm işletmeciliği son derece dinamik bir biçimde dünya pazarının var olduğu merkezlerde katılımcı olarak bulunmakta. Büyük temsil kabiliyetlerine sahip bu süreç içerisinde eğer oteller müze etkinliklerini bir turizm ürünü için kullanabilir ve bu bağlamda müze ve oteller iş birliği gerçekleştirebilirlerse turizm sektörüne önemli ölçüde katkı sağlar. O nedenle bu iş birliği tek taraflı oluşamayacağına göre müzeler ve oteller ortak bir tanıtım stratejisi üretmeli ve birbirlerini desteklemeliler.


İstanbul Modern Pazarlama Müdürü Ebru Eğilmez: Turizmciler müzeleri gezi programına dahil etmeli

Günümüzde müzeler sadece kültürel ve tarihi mirası koruyan, saklayan ve sergileyen mekan olmanın ötesine geçti. Süreli ve sürekli sergilerin yanı sıra kütüphanesi, sineması, eğitim programları, atölyeleri, mağaza ve restoranıyla sürekli yaşayan alanlara dönüştü. Bu gelişim ve dönüşüm yaşanırken müzelerin pazarlanmasının da farklılaşması gerekiyor. Müzeler kentleri zenginleştiren, tanıtımlarına katkı sağlayan ve kimi zaman önüne geçen markalar haline geliyor. Bu sebeple kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, yerel yönetim ve özel sektörün desteği müze pazarlamasında büyük önem taşıyor. Müzelerin kar amacı gütmeyen kurumlar olduğu göz önüne alındığında tanıtım için ayrılan bütçelerin maalesef sınırlı kalıyor. O nedenle özellikle turizm sektöründe faaliyet gösteren markaların desteği çok önemli. Alışılagelmiş tanıtım faaliyetlerinin kapsamını genişletmek, otelcilerin, rehberlerin, direkt olarak yabancı ziyaretçiye ulaşan kesimlerin modern ve çağdaş sanat alanında faaliyet gösteren müzeleri de gezi programları içine dahil etmesi son derece önemli. Bu noktada İstanbul Modern olarak biz sürekli olarak otel yönetimleriyle iletişim halinde olmaya gayret ediyoruz. Görevlilerle, sürekli görüşerek, sergi takvimlerimizi paylaşıyoruz. Dönem dönem görevlilere, aylık toplantılarımıza müzede ev sahipliği yaparak, ziyaretçiye direkt dokunanlara ulaşıp, modern ve çağdaş sanat farkındalığı oluşturmaya çalışıyoruz. Elbette bu alanda daha pek çok şey yapılabilir. Otellerin müzeleri diğer markalardan farklı olarak konumlandırma, tanıtım konusunda otel içindeki mecraları daha çok kültür sanata ayırmasının faydalı olacağına inanıyorum. İstanbul Modern olarak biz İstanbul Rehberler Odası ile işbirliği yaparak, rehberlere yönelik bir eğitim programı gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ülkemiz zor bir dönemden geçiyor, çok ciddi kayıplar yaşadık. Bu kaybın pek çok sebebi var. Müze turizmi elbette tek başına kaybı kazanmayı sağlayamaz. Ancak ülkemizde düzenlenen kültür sanat festivalleri, fuarları, müze ve sanat kurumlarının tanıtımı ve bu yönde geliştirilecek faaliyetler, klasik deniz-kum-güneş üçlemesinin dışına çıkılmasını ve ülkemizin çağdaş sanat yüzünü göstermesini sağlayacaktır.


TÜROB Yönetim Kurulu Üyesi Taner Yallagöz: Oteller museum pass hizmeti sunmalı

Ülkemiz müze konusunda çok şanslı ancak müzelerimiz maalesef hak ettiği ilgiyi görmüyor.Bu noktada tanıtım çalışmaları devreye girmeli. Ancak tanıtımlar yurt dışında her ülkede farklı yerel PR şirketleri vasıtasıyla yapılmalı. Ülkemizde bu işi organize edebilecek üst düzey profesyonllerin olması bizim için büyük bir şans, bu şansı değerlendirmeliyiz. Öncelikle hangi şehirlerimizdeki hangi müzeleri ön plana çıkarmak istediğimizi belirleyip bu müzelerde varsa renovasyon ve restorasyon çalışmalarını tamamlamalıyız. Bu çalışmalar ile eş zamanlı olarak PR ajansları ile anlaşılıp Türkiye’nin imajını tüm dünyada tazelemeliyiz. Türkiye hesabından yarışmalar yapılabilir ve yarışmayı kazananlara bazı hediyeler verilerek Türkiye’deki müzelere davet edilebilir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden yüksek takipçi sayısına sahip, ünlü kanaat önderleri (influencer dediğimiz kişiler) için Türkiye’deki müzeleri tanıtacak bir tur düzenlenerek Türkiye’nin görülmesi gereken müzelerini içeren bir etkinlik yapılabilir. Bu etkinliği kendi hesaplarından resimler paylaşarak duyurabilirler. Müzelerimizin içinde birtakım cazibe noktaları oluşturup kendi insanlarımıza da özellikle de öğrencilerimize müzeye gitmenin tıpkı sinemaya gitmek gibi rahatlatıcı ve kültürel bir aktivite olduğunu aşılamalıyız. Kısacası iyi bir PR ve sosyal medyayı da iyi kullanarak algıyı değiştirebiliriz. Bunun için de yatırım desteğinin ve Türkiye’nin turizmine, tarihine gönül vermiş bir ekibin olması şart. Özellikle turizmin zor günler geçirdiği bu günlerde sektör olarak birbirimize destek olmalıyız. Oteller gelen misafirlerine museum pass hizmeti sunabilir. Bazı otellerde bu uygulama var ve oldukça da rağbet görüyor. Yine otellerimiz sosyal medya hesaplarından ve kendi internet sitelerinden konsiyerj önerisi olarak müzelerimizi tanıtabilir, müzelerin internet linklerini paylaşabilirler, özellikle yüksek takipçi sayısı olan otel zincirleri de bu konuda daha etkili olacaktır. Otellere bakanlıkça belli başlı müzelerin ve eserlerinin pek çok dilde işitsel ve görsel tanıtım videoları hazırlanabilir. Ve hikayeleri belgesel tadında anlatılabilir. Özellikle aktif olarak turizmde görev alan çalışanlara daha çok bilgi sahibi olmaları ve yerli yabancı misafirleri doğru yönlendirebilmeleri için müze ve ören yerlerini ücretsiz gezmeleri sağlanabilir. Bu kitleye belli zamanlarda bulundukları bölgelerin önemli eserlerini tanıtıcı eğitici bir takım eğitimler turlar düzenlenebilir. Müzeler haftası, festival gibi promosyonlu gezilebilecek bir dönem üzerine tanıtım reklamı yapılabilir. Bu promosyonlu dönemlerde otellere afişler gönderilebilir. Yurt dışında duyurular yapılabilir. Bu dönemde, müzelerin satış noktaları zenginleştirilebilir. Böylece müze içinde gelir arttırıcı faaliyetler yapılabilir. Misafirlerin ülkemize gelmeden internet üzerinden indirimli bilet almaları da sağlanabilir.


Miniatürk İşletme Müdürü Resul Erkan: Müzeler tur paketlerine dahil edilmeli

Ülkelerin etkili ve güçlü tanıtımını destekleyen en önemli alanlar kültür, kültürel miras ve tarihtir. Müzeler kentlerin marka değerini tanımlar ve artırır. Müzeciliğin çağdaş ve bilimsel yollarla turistik değerlerimize rekabetçi avantaj kazandırması stratejik olarak olmazsa olmazdır. İyi bir pazarlama için müşterilerin istek ve ihtiyaçlarını tespit etmek gerekir. Yani şehirleri pazarlarken kültür turizmi, deniz turizmi, doğa turizmi, inanç turizmi gibi farklı kategorilere ayırmak gerekiyor. Deniz ve eğlence turizminin daha yaygın olduğu bir şehre çokça müze yapmak anlamsız hale gelebilir. Öncelikle müze yapılabilecek şehirleri ve hatta ilçeleri iyi konumlandırmak gerekiyor. Sonrasında yurt dışı tanıtım çalışmaları (reklam, broşür, sosyal medya kanalları, dergi ve gazete haberleri, fuarlar gibi) turistlerin ziyaretlerinden memnuniyetini sağlamak bu da iyi bir müşteri ilişkileri sayesinde mümkün olmaktadır. Bu anlamda tanıtıma katkı sağlayan doğru mesaj veren dizi filmler ve sinema filmlerinin de etkili olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca, turistler bir başka ülke ziyaretine giderken çoğunlukla tur paketleri satın alıyorlar. Bu paketlerde mutlaka otellerle beraber önemli ziyaret yerleri ve müzelerinde dahil edilmesi gerekiyor. Paket almayan ziyaretçilere ise oteller müzelerle iş birliği yaparak kendileri bir rota oluşturarak alternatifler sunabilirler. Ayrıca karşılıklı sosyal medya hesapları kullanılarak tanıtımlar yapılabilir. Oteller yaptıkları etkinliklerde promosyon olarak müze biletleri dağıtabilir. Otellerde bir gezi köşesi oluşturup, o şehirle ilgili bütün bilgiler verilir ve isteyen ziyaretçiye de gezi satışı yapılabilir. Turizm sektörü içerisinde müzelerin ve tarihi yerlerin turistler için önemi çok büyük. Yaşanmış olan olumsuz gelişmeler bütün alanları etkilediği gibi turizm sektörünü de etkiledi. Ancak kültür turizmi ile bu kayıp biraz olsun aşılabilir. Ülkemiz adeta bir açık hava müzesidir. Her köşesinde bir kadim medeniyet yaşamış ve kendi izlerini bırakmıştır. Bu izleri günümüzde de görmek mümkün. Kültür turizmi açısından zengin bir mirasa sahip olan Türkiye’de, turizm sektörü içerisinde medeniyetlerin buluşma noktası olan müzelerin, ülkemiz açısından büyük kazanımları olacaktır.


Türkiye’de en çok ziyaret edilen on müze

1.İstanbul Ayasofya Müzesi

2.İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi

3.Konya Mevlana Müzesi

4.İstanbul Topkapı Sarayı - Harem Dairesi

5.İstanbul Arkeoloji Müzeleri

6.Ankara Cumhuriyet Müzesi

7.Antalya Demre Müzesi

8.Nevşehir Hacıbektaş Müzesi

9.Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi

10.İstanbul Kariye Müzesi


Kaynak: Hotel Dergisi

Hotel Dergisiyle irtibat için

Yorumlar (0)