Çanakkale'nin eşsiz doğal zenginliği Kaz Dağı, yeniden maden projelerinin tehdidi altında. Son dönemde başlayan orman kesimleri, bölge halkını ve çevre örgütlerini harekete geçirdi. Dünya mirası kabul edilen Kaz Dağı’nda yapılan ağaç kesimleri, çevrecilerin ve hukukçuların tüm itirazlarına rağmen sürüyor.
Biga Yarımadası’nın en yüksek noktası olan Kaz Dağı, barındırdığı zengin flora ve fauna ile Türkiye’nin en önemli ekolojik alanlarından biri. Sadece biyolojik değil, aynı zamanda arkeolojik, kültürel ve turizm açısından da büyük bir değer taşıyor. Ancak, metalik madencilik faaliyetleri nedeniyle bu doğal zenginlik büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.
Çevre uzmanları, bölgedeki madencilik faaliyetlerinin iklim krizi ve su kıtlığıyla mücadelede önemli bir kaynak olan orman ve su varlıklarına ciddi zarar vereceğini belirtiyor. Açık ocak madenciliği ve atık depolama tesisleri, yer altı ve yüzey sularının kirlenmesine, doğal topografyanın bozulmasına yol açacak.
Bayramiç ilçesine bağlı Hacıbekirler köyünde yapılması planlanan Halilağa Bakır Ocağı projesine ilişkin ÇED raporuna yönelik itirazlar sürerken, mahkeme süreci tamamlanmadan ağaç kesimi başladı. Proje kapsamında yaklaşık 1 milyon ağacın kesileceği belirtiliyor. Çevreciler ve sivil toplum örgütleri, bu kesimlerin hukuksuz olduğunu savunuyor.
Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği gibi önemli kurumlar, Kaz Dağı’nın korunması için yetkililere çağrıda bulundu. Açıklamada, Kaz Dağı’nın sadece Türkiye için değil, insanlık için de kültürel ve doğal bir değer olduğu vurgulandı.
Anayasa’nın 169. maddesi hatırlatılarak, ormanların devlet güvencesinde olduğu ve korunması gerektiği belirtildi. Kaz Dağı’nda yapılan bu faaliyetlerin halkın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını ihlal ettiği ifade edildi.
Türk Tabipleri Birliği ve diğer çevre örgütleri, Orman Genel Müdürlüğü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, bu yıkıma “dur” demeleri için çağrıda bulundu. Açıklamada, Kaz Dağı’nın mitolojik, doğal ve kültürel zenginliğinin korunması gerektiğinin altı çizildi.
Kaz Dağı, sadece bir dağ değil, tarihin, mitolojinin ve doğanın buluştuğu bir değer. Bu yıkımın durdurulması için bölgeden yükselen sesler, tüm Türkiye’ye önemli bir mesaj iletiyor: Kaz Dağı’nın üstü, altından değerlidir.