20 yıllık sevgili başkanımız Başaran Ulusoy, 23'üncü Olağan Genel Kurul'da tekrar aday olmak için, el altından nabız yoklayıp, kendine has planlar yapıyormuş. Aslında hiç yorulmasına gerek yok.
Asyalıların söylediği bir söz vardır “kaplanın sırtına binen oradan inemez”. İnerse kaplan parçalayacaktır ...
Başkanın 20 yıl önce bindiği kedi, Van ve Ankara kedisi gibi sevimliydi. Zaman akıp gidince, yanlış yeme alışkanlıklarından olsa gerek; kedi büyüdü, büyüdü kaplan oldu.
Kastım TÜRSAB adına kurulmuş şirketler...
Bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetlenmesi halinde Başkan, kaplanın sırtından inmeye mecbur kalacak ve...
(Bu kısmı okuyucunun hayal gücüne bırakıyorum)
***
Hayal gücünüz renklensin diye anlatmaya devam edeyim.
- Türsab Ltd, müze ve ören yeri biletlerinin satışında acentelere sağlanan yüzde 25'lik indirimin yüzde 5'lik bölümünü vermeyerek hak ihlaline devam ediyor. Yüzde 5'ten biriken paranın hesabını üyelere nasıl verecek acaba?
- Kamuoyunda günlerce yankılanan; Bank Asya'ya yatırılan paralar, Işık Sigorta ortaklığı haberleri ve benzeri iddialar karşısında "saflığına" nasıl ikna edecek üyeleri?
- Hac ve Umre faaliyetlerindeki adaletsiz yaklaşım, vize faaliyetlerindeki yanlı tutum, oğlunun şirketinden çeşitli kurum ya da kuruluşlara araç kiralama gibi sorulacak birçok sorunun cevabı, kaplanın sırtından inmesine engel oluyor.
Durum bu kadar ciddi ve ölümcülken, Başkan hala işin farkında değil.
Bir yandan dengesini korumaya çalışırken, bir yandan da elindeki çubuğu, kılıç edasıyla etrafına sallıyor; aidat, aidat diye bağırarak.
"Aidatla gerilenler" için bir fıkra anlatıp tansiyonu düşüreyim, (Hep Başkan mı anlatacak:) )
Dalkavuğun biri;
"Majesteleri, hiç akıl vergisi almayı düşündünüz mü?" diye sorup "Hiç kimse
Budalalığını kabul etmeyeceği için bu vergiyi seve seve ödeyecektir" demiş.
Kral, alaylı alaylı gülerek,
- "Hakikatten enteresan bir fikir. Bu buluşunuza karşılık, sizi bu vergiden muaf tutuyorum" demiş.
Benden duymuş olun,
Başkan da bu seçim oy verenleri, aidattan muaf tutacakmış. (Yanlış anlaşılmasın silecek demiyorum)
Çok net ve keskin ifadelerle tekrar ve tekrar altını çizerek belirtmekte fayda var, TÜRSAB'ın görevi şirket kurarak ticari faaliyetler peşinden koşmak değil; üyelerine sağlıklı, engelsiz ve rekabet ettiğimiz ülkelerin normlarında faaliyet yürütebilmemizin koşullarını sağlamaktır.
Başkan hala kendisine inanan bir kesimden güç aldığını düşünüyor ve pozisyonunu sürdürmekte kararlı. Oysa işler çok kötü; acenteler iflas etmek üzereler... TÜRSAB'ın içi de dışı da, herkesi yakacak durumda.
Fakat Başkan bunca olayın karşısında fıkra anlatmayı bırakın, fıkra gibi davranıyor:
Adam hanımına dert yandı;
-"İflas ettikten sonra arkadaşlarımın yarısı beni terk etti."
-"Peki öbür yarısı?"
-"Onların daha haberi yok."
Sevgili Başkan,
Diğer yarı duymadan, (Kaplan uykudayken) son bir çeviklikle, kurtar kendini;
tırmalanmadan...
En içten duygularımla.