Haberler

IUCN'den Akdeniz'de sürdürülebilir mavi turizme acil eylem çağrısı

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), Akdeniz’de kıyı ve deniz turizminin geleceği için alarm verdi. Yeni rapor, turizmin güçlü ekonomik katkısına rağmen iklim, çevre ve sosyal baskılar nedeniyle uzun vadeli risk altında olduğunu ortaya koyuyor.

IUCN'den Akdeniz'de sürdürülebilir mavi turizme acil eylem çağrısı

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), yayımladığı “Akdeniz’de Sürdürülebilir Mavi Turizm: Eğilimler, Zorluklar ve Politika Yolları” başlıklı yeni raporda, kıyı ve deniz turizminin ekonomik açıdan kritik önemini korusa da artan çevresel, iklimsel ve sosyal baskılar nedeniyle uzun vadede ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

Turizm, Akdeniz’in mavi ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor. 171 milyar euro değerindeki sektör, bölgedeki istihdamın büyük kısmını sağlıyor. 2024’te bölge yaklaşık 360 milyon ziyaretçi ağırlarken, 2025’te bu sayının 635 milyona ulaşması ve pandemi öncesi tahminleri aşması bekleniyor.

Ancak büyüme dengeli değil. İspanya, Fransa ve İtalya, tüm uluslararası gelişlerin yüzde 64’ünü çekerken, Yunanistan gibi diğer ülkeler kırılgan destinasyonlar ve ekosistemler üzerinde yoğun baskıyla karşı karşıya kalıyor.

Çevresel ve sosyal baskılar

Rapor, turizmi tehdit eden kritik kırılganlıkları şöyle sıralıyor:

İklim değişikliği: Akdeniz, küresel ortalamadan yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. Yükselen deniz seviyeleri ve şiddetli fırtınalar, 100 milyar euroyu aşkın kıyı turizmi varlığını tehdit ederken, artan sıcak hava dalgaları ziyaretçi akışlarını daha serin dönemlere kaydırıyor.

Su kıtlığı: Dünya tatlı su rezervlerinin sadece yüzde 3’üne sahip olan bölgede kuraklıklar artıyor. 2050’ye kadar su talebinin iki-üç katına çıkması bekleniyor. Bu özellikle adalar ve Güney Akdeniz destinasyonları için kritik.

Deniz biyoçeşitliliği: Kruvaziyerler, yat turizmi ve yoğun deniz trafiği, kıyı ekosistemlerinin temel taşı olan Posidonia oceanica deniz çayırlarını tehdit ediyor. Bu habitatlar, kıyı koruması, karbon depolama ve deniz yaşamı için hayati önem taşıyor.

Arazi kullanımı baskısı: Adriyatik kıyıları ve İtalya’nın batısında olduğu gibi otel ve marina inşaatları manzaraları bozuyor. Benzer riskler Yunanistan’ın bazı bölgelerinde de görülüyor.

Sosyal etkiler: Kitle turizmi yaşam maliyetlerini artırıyor, yerel halk için konutu erişilmez hale getiriyor ve çoğunlukla geçici, güvencesiz işler yaratıyor. İspanya’da ikinci konutlar ülke genelindeki konut stoğunun yüzde 14’ünü, bazı bölgelerde ise yüzde 30’unu aşıyor.

“Turizmin yeni bir vizyonu”

IUCN Akdeniz Direktörü Maher Mahjoub, raporun bulgularını şöyle değerlendirdi:

“Bu rapor, mevcut gidişatın risklerini ve Akdeniz’de turizm için yeni bir vizyonun sunduğu fırsatları ortaya koyuyor. Biyoçeşitliliği, yerel geçim kaynaklarını ve kültürel mirası koruyacak daha sürdürülebilir turizm modellerine acil bir geçiş için birlikte çalışmalıyız.”

Çalışma, büyüme odaklı modelden rejeneratif, kapsayıcı ve iklim direncine sahip bir modele geçişin zorunlu olduğunu vurguluyor. Karbonsuzlaşmanın hızlandırılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve iklim değişikliğine uyum kapasitesinin geliştirilmesi gibi yedi politika yolu öneriliyor.

Düşük etkili modeller için

IUCN, kitle turizmi yerine düşük etkili ve yerel topluluklara dayalı yaklaşımları öneriyor. Ekoturizm, pescatourism ve kültürel turizm bu alternatifler arasında öne çıkıyor. Deniz Koruma Alanları (MPA) ise bu stratejinin temel taşı olarak görülüyor; hem ekosistemleri koruyor hem de yerel topluluklara daha sürdürülebilir turizmden fayda sağlama imkânı veriyor.

Rapor, ekoturizm girişimleri ve topluluk temelli projeler gibi halihazırda yürütülen olumlu örnekleri de paylaşıyor. Bu örnekler, farklı ve sürdürülebilir bir Akdeniz turizminin mümkün olduğunu gösteriyor.

Paylaşılan akdeniz sorumluluğu

IUCN Akdeniz İşbirliği Merkezi tarafından hazırlanan ve Málaga Üniversitesi, eco-union, IDDRI gibi kurumların katkısıyla yayımlanan rapor; FFEM, İspanya’nın MITECO’su, Fransa-IUCN Ortaklığı ve Monaco II. Albert Vakfı tarafından da desteklendi.

Raporda, Akdeniz turizminin dönüşümünün ertelenemeyeceği vurgulanıyor. Özellikle Yunanistan gibi kıyı ve ada turizmine büyük ölçüde bağımlı ülkeler için riskin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Artan iklim tehditleri, kıyı erozyonu, su kıtlığı ve aşırı sıcaklar, bu ülkeleri Akdeniz’in sürdürülebilirlik ikileminin ön saflarına taşıyor.

Yorumlar (0)