ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık ateşkes anlaşması küresel piyasalarda kısa süreli bir rahatlama yarattı.
Petrol fiyatları gerilerken, gözler yeniden Hürmüz Boğazı’ndan geçecek enerji akışına çevrildi. Ancak havacılık sektörü için tablo bu kadar iyimser değil. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), boğazın tamamen açılması halinde bile jet yakıtı arzının hızlı şekilde normale dönmesinin zor olduğunu vurguluyor. Rafineri altyapısında yaşanan hasar ve üretim kısıtları, sektörün maliyetlerini yüksek tutmaya devam ediyor. Bu durum, özellikle uzun menzilli uçuşlar ve yakıt bağımlılığı yüksek pazarlar açısından ciddi bir risk oluşturuyor.
Hürmüz Boğazı açılsa bile arz sorunu sürebilir
Küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun düşmesi, piyasalarda petrol arzının yeniden normale dönebileceği beklentisini güçlendirdi. Nitekim ateşkes haberi sonrası petrol fiyatları varil başına 95 doların altına geriledi. Ancak uzmanlara göre bu düşüş, havacılık sektörü açısından kalıcı bir rahatlama anlamına gelmiyor.
IATA Genel Direktörü Willie Walsh, ham petrol fiyatlarında gerileme beklense de rafineri kapasitesindeki hasarın jet yakıtı arzını sınırlamaya devam edeceğini ifade etti. Orta Doğu’daki rafinerilerin yalnızca jet yakıtı değil, tüm rafine ürünler açısından kritik bir rol oynadığını belirten Walsh, arzın eski seviyelere dönmesinin zaman alacağını vurguladı. Bu nedenle sektörün kısa vadede maliyet baskısından kurtulması beklenmiyor.
Havayolları operasyonlarını yeniden şekillendiriyor
Ortadoğu’daki gerilim, havayolu şirketlerini operasyonel anlamda yeni kararlar almaya zorladı. Özellikle Asya merkezli taşıyıcılar, riskleri azaltmak adına uçuş sayılarını düşürürken, bazı şirketler kalkış noktalarından daha fazla yakıt yüklemeye başladı. Bunun yanı sıra alternatif rotalar ve ek yakıt ikmali durakları da gündeme geldi. Jet yakıtı fiyatlarının kısa sürede iki katına çıkması, maliyetleri ciddi şekilde artırdı. Bu artış, bilet fiyatlarına doğrudan yansıtılamadığı için havayolu şirketlerinin kârlılığını baskılıyor. Sektör temsilcileri, bu süreçte esnek operasyon planlamasının ve maliyet kontrolünün her zamankinden daha önemli hâle geldiğine dikkat çekiyor.
Düşük gelirli ülkeler daha sert etkileniyor
Krizden en fazla etkilenenler, yakıt ithalatına bağımlı ve finansal açıdan daha kırılgan olan ülkeler oldu. Vietnam, Myanmar ve Pakistan gibi pazarlarda jet yakıtı maliyetlerindeki artış çok daha belirgin hissedildi. Bu ülkelerde faaliyet gösteren havayolu şirketleri, artan maliyetleri dengelemekte zorlanıyor.
Öte yandan Çin ve Tayland’ın jet yakıtı ihracatını durdurması, küresel arz üzerindeki baskıyı artırdı. Güney Kore ise ihracatını sınırlı seviyede tutmayı tercih etti. Uzmanlara göre ham petrol akışının yeniden başlaması halinde bu ülkeler ihracatı artırabilir. Ancak rafineri marjlarının yüksek seyretmesi, üretim artışının kısa vadede sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.
Sektörde toparlanma zaman alacak
Havacılık sektöründe yaşanan gelişmeler, ateşkesin yarattığı iyimser havaya rağmen temkinli bir tabloyu ortaya koyuyor. Enerji arzındaki belirsizlikler ve rafineri kapasitesindeki sorunlar, sektörün toparlanma sürecini doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar, jet yakıtı arzının yeniden dengelenmesinin aylar sürebileceği görüşünde birleşiyor. Bu süreçte havayolu şirketlerinin maliyet yönetimine odaklanması ve operasyonel esnekliği artırması bekleniyor. Yaşanan gelişmeler, küresel havacılık sektörünün enerji krizlerine karşı daha dayanıklı bir yapı kurması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.