Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, yaptığı basın açıklamasında “Antalya Arkeoloji Müzesi, vitrinindeki binlerce eserin ötesinde, bizzat kendi mimarisiyle Cumhuriyet’in ‘kültüre inanç’ manifestosudur” dedi.
Müzenin yıkım kararının altında rant planlarının olduğunu ifade eden Atalar açıklamasında şunları söyledi: “Deprem mühendisliği bu denli ilerlemişken yıkım dayatmak, binayı değil sahil şeridini ‘kurtarma’ gayretidir. Biz bu hafızayı zengin turistlerin otel konforuna feda etmeyeceğiz. Deprem raporunu, ihale belgelerini, maliyet kalemlerini derhâl açıklayın. Yerinde güçlendirme mümkündür; bağımsız bilim kurulu bir ayda fizibiliteyi ortaya koyar. Aksi takdirde, Cumhuriyet’in en kıymetli miraslarından birini buldozere teslim eden her imzanın karşısında olacağız. Antalya’nın belleği Antalya’da kalacak; yıkım değil, tarih konuşacak.
Antalya’nın sahilini selamlayan Antalya Arkeoloji Müzesi, yalnızca vitrinindeki 14 bin 216 eserle değil, ödüllü modernist mimarisi, denize yaslanmış eşsiz konumu ve altmış üç yıldır kent belleğinde tuttuğu yerle bütünüyle bir kültürel mirastır. Cumhuriyet’in 'bilime, sanata, insanlığa açılan penceresi' olarak inşa edilen bu yapı, 1964’te ulusal mimari yarışmasını kazanan özgün tasarımıyla yükselen bu bina, 1988’de 'Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü'nü alarak yalnızca vitrindeki eşsiz eserleriyle değil, kendisinin de başlı başına bir kültür varlığı olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. Müze, 30 bin metrekarelik alanda 14 bin 216 arkeolojik eser ve 31 bin 408 sikkeyi barındırıyor; denize birkaç yüz metre mesafedeki konumu sayesinde Antalya’nın kent belleğinde eşsiz, 'yeri doldurulamaz' bir çınardır. Fakat Kültür ve Turizm Bakanlığı, kamuoyundan sakladığı 2020 deprem performans raporunu gerekçe göstererek bu çınarı kökünden sökme kararı almış; yerine 22 bin metrekarelik, 2,5 milyar TL bütçeli yeni bir projeyle inşa etme yoluna gitmiştir."
“Projeyi hazırlayanlar Bakan Ersoy’un otellerin mimarı”
Yapılması planlanan yeni bina için proje hazırlayan mimarlık ofisinin, Bakan Ersoy’un otel zincirlerinin de tasarımcısı olduğunu hatırlatan Atalar şöyle devam etti: “Bu sözde 'yenileme' projesinin mimarı, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un işlettiği otel zincirlerinin mimarı ile aynıdır ve sözde 'ücretsiz' hazırlandığı ifade edilmektedir. Bedelini kültürel hafızamızın ödeyeceği bir çıkar çatışmasıyla karşı karşıyayız. Soru açık ve nettir; bu bina gerçekten güçlendirilemeyecek kadar riskli midir, yoksa asıl 'risk' bakanın rant hesabının bozulması mıdır? Neden kültürel alanlarımız, tam da en değerli arazilerde yer aldığı vakit 'depreme dayanıksız' ilan edilerek yıkılmakta, ardından ortaya birden çıkan projelere teslim edilmektedir?Atalar raporların ve ihaleye ilişkin tüm belgelerin kamuoyuna açıklanmaması hâlinde projenin "rant perdesi" olmaktan öteye geçemeyeceğini belirterek şöyle devam etti: "Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, müzenin taşınmaz kültür varlığı olarak tescili talebini reddetmiş, itiraz süreçleri tamamlanmadan 5 Haziran 2025’te yıkım ve taşıma ihalesi sonuçlandırılmış; 16 Temmuz 2025 itibarıyla kapısına kilit vurulacağı duyurulmuştur. Tarihi bir yapıyı un ufak etmeye bu kadar hevesli olan Bakanlık, güçlendirme alternatiflerinin teknik ve mali dökümünü hâlâ kamuyla paylaşmamıştır. Bizler, müzenin mimari bütünlüğünün korunarak yerinde güçlendirilmesini, deprem raporları ve ihale belgelerinin derhal kamuoyuna açıklanmasını, 2,5 milyar TL’lik harcamanın Sayıştay denetimine açık ve şeffaf biçimde hesap verebilirliğinin sağlanmasını talep ediyoruz. Eserlerin Antalya dışına taşınması, müze arsasına otel ya da residence fonksiyonu eklenmesi ihtimali; yalnızca fiziksel bir kayıp değil, tarih bilincimize, kamusal hafızaya ve Cumhuriyet’in kültür politikalarına vurulacak en ağır darbelerden biri olacaktır. Bu, sadece bir yıkım değil, bir kimlik silme girişimidir.”