Tura Turizm olarak rekabetçi, hatta agresif sayılabilecek bir kampanya yürütüyorsunuz. Satışa çıktığınız turların rakamları sektörde şaşkınlık yaratacak nitelikte. Bu fiyatlarla risk almıyor musunuz?
Hayır, kesinlikle öyle değil. Turizmde alış çok önemlidir. Alış gücünüz yüksekse, maliyetiniz de o oranda düşer. Bizim kruvaziyer turizminde alış gücümüz çok yüksek. Bu alanda önemli bir tecrübemiz var. Aldığımız fiyatlar da oldukça uygun fiyatlar. Bir de Türk Lirası ile çıkınca daha da dikkat çekici ve cazip hale geliyor.
Amerika turlarınızın fiyatları neredeyse uçak bilet fiyatlarına denk geliyor…
Elbette, bizim Türk Hava Yolları ile senelik anlaşmamız var. Dolayısıyla fiyatlarımız normal yolcunun çok çok altında. Protokol fiyatlarını kullanıyoruz. Ayrıca Amerika’daki otel ve kruvaziyer fiyatlarımız da çok uygun. Aşağı yukarı 750 dolara mal ettiğimiz turu 850 dolar deyince insanlar almıyor, ama 5900 dediğinde alıyorlar.
Tura olarak özellikle Amerika’da çok güçlüyüz. Her yıl 10-15 bin arası turist gönderiyoruz. Bunun getirdiği bir avantaj var. Evet, kabul ediyorum, fiyatlarımız çok ucuz. 5900 TL’ye Miami tatili satıyoruz. Benzer nitelikte bir tatili Türkiye’de bile bu fiyata alamazsınız.
Fiyatlarınız gerçekten sektörde şaşkınlık yaratıyor. Bu yönde size ulaşan tepkiler olmuyor mu?
Evet geliyor. Fakat artık şaşırmamaları gerekiyor. Biz 53 yıllık turizm yaşamımızda her zaman ezber bozduk. TL’ye geçerek de bir ezberi bozuyoruz. Kabul ediyorum TL’nin bir riski var, fakat paranızı döviz olarak tutarsanız bir riski olmaz. Dolayısıyla bunun gibi sorularla çok karşılaşıyoruz.
İşin operasyon boyutunda ne kadar varsınız?
İşin operasyon kısmına karışmıyoruz. Fakat tamamen bizim bir parçamız ve kontrolümüz altında olan bir şirket üzerinden devam ediyor.