Haberler

Cemalettin Kani Torun: Türkiye’de güvenlik ihmal ediliyor, turizm imajımız zarar görüyor

Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, TBMM Genel Kurulunda Türkiye’deki güvenlik ve denetim sorunlarını gündeme taşıdı. Kartalkaya yangını ve Böcek ailesini örnek gösteren Torun, sorumluların hesap vermediğini ve turizm imajının zarar gördüğünü vurguladı.

Cemalettin Kani Torun: Türkiye’de güvenlik ihmal ediliyor, turizm imajımız zarar görüyor

Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun TBMM Genel Kurulu’nda, Türkiye’de son yıllarda yaşanan felaketleri ve denetimsizlikleri gündeme taşıdı. Kartalkaya’daki otel yangını, orman yangınları, iş cinayetleri ve Fatih’teki bir otelde zehirlenen Böcek ailesini örnek gösteren Torun, turizm güvenliği ve ülke imajının ciddi şekilde zarar gördüğünü vurguladı. Turistler ve yatırımcıların “Türkiye güvenli mi?” sorusunu sorduğunu belirten Torun, ihmal ve cezasızlık kültürüne karşı bağımsız denetim ve liyakate dayalı yönetim çağrısı yaptı.

Cemalettin Kani Torun: "Felaketlerin ortak noktası ihmal ve denetimsizlik"

Cemalettin Kani Torun, Türkiye’de son yıllarda yaşanan felaketlerin ortak paydasına dikkat çekti:

“Bugün sizlere ülkemizin can güvenliği, denetim sistemi ve kamusal sorumluluğunun nasıl çöktüğünü anlatmak ve bunun resmini çizmek için söz aldım. Türkiye son yıllarda peş peşe gelen ve her biri onlarca cana mal olmuş felaketlerle sarsılıyor. Yaşanan felaketlerin ortak noktaları ise ihmal ve denetimsizlik.”

Kartalkaya’daki otel yangını: “Bürokrasiden, bakanlıktan, siyasilerden istifa eden görmedik”

Kartalkaya’da yaşanan otel yangınını örnek gösteren Torun, sorumluların hesap vermediğine dikkat çekti:

“Bolu Kartalkaya'da hepimizin yüreğini yakan bir otel yangını meydana geldi. 238 kişinin bulunduğu otelde mutfak kısmında başlayan yangın duman dedektörleri, ‘sprinkler’ sistemi, acil çıkış ışıkları gibi en temel güvenlik donanımları bulunmadığı için hızla yayıldı ve oteli birkaç dakika içinde cehenneme çevirdi. Bu eksiklikler Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları tarafından açıkça rapor edildi. Tam 78 vatandaşımız hayatını kaybetti, 137 kişi yaralandı. Aralarında çocukların, gençlerin, ailelerinin olduğu insanlar tatil yapmak, nefes almak için gittikleri bir otelde en temel güvenlik önlemlerinin alınmaması yüzünden hayatını kaybetti. Geçtiğimiz haftalarda mahkeme kararını açıkladı, ciddi cezalar verildi; ailelerini kaybeden vatandaşlarımızın içi bir nebze ferahladı ancak biz bürokrasiden, bakanlıktan, siyasilerden ne bir istifa ne de ciddi bir yargılama görmedik.”

Orman yangınları ve insan kaynaklı ihmaller

Torun, 2025 yazının orman yangınlarıyla geçtiğini ve ihmallerin felaketleri tetiklediğini belirtti:

“2025 yazının neredeyse tamamı orman yangınlarıyla geçti; yüzlerce hektar orman, tarım arazisi, hayvan varlığı kül oldu; şehit olan vatandaşlarımız, kamu görevlilerimiz var. Resmî açıklamalara göre yangınlarla ilgili gözaltılar ve tutuklamalar oldu yani bu felaketlerin tamamını dış güçlere, iklime bağlamaya çalışanlar bilsin ki hatırı sayılır bir kısmı insan kaynaklı ihmal, denetimsizlik ve kontrolsüzlük yüzünden çıktı. Tarım arazilerindeki kontrolsüz ateş yakmalar, bakımı yapılmayan enerji hatları, riskli bölgelerdeki altyapı sorunları; bütün bunlar denetlenmeyen bir sistemin sonucu.”

“Sorumluluk zincirinin üst kademelerine dokunulmadı”

İş güvenliği konusundaki ihmallere de dikkat çeken Torun, Kabataş’ta yaşanan kazayı örnek gösterdi:

“Henüz birkaç hafta önce 15 Kasım 2025'te İstanbul Kabataş'taki M7 Metro Hattı inşaatında eksi 6'ncı altıncı kattaki iskele çöktü, 1 işçi hayatını kaybetti, yaralananlar oldu; bu olay da yine iş güvenliği ihmallerinin bir sonucudur. Tıpkı her yıl yüzlerce işçimizin yaşamını yitirdiği binlerce iş cinayetinde olduğu gibi burada da sorumluluk zincirinin üst kademelerine dokunulmadı, birkaç teknik personele sınırlı soruşturmalar açıldı, kamu tarafındaki hiçbir üst düzey yöneticinin sorumluluğu tartışılmadı.”

Fatih’teki gıda zehirlenmesi vakası

Turizm güvenliği açısından çarpıcı bir örnek olarak Böcek ailesinin başına gelen olayı aktaran Torun, şunları vurguladı:

“Kamuoyu günlerdir Böcek ailesi başta olmak üzere gıda zehirlenmesi vakalarıyla çalkalanıyor. Dört kişilik bir ailenin çok kısa bir süre içinde hayatını kaybetmesinin sorumluları kimlerdir? Yapılan inceleme sonucu otelde yapılan ilaçlama sebebiyle hayatlarını kaybettikleri anlaşıldı. Aynı firmanın daha önce de bir bebeğin ölümüne sebep olduğu söyleniyor.”

Turizm güvenliği ve Türkiye imajı

Torun, yaşanan felaketlerin ülke turizmine etkisine dikkat çekti:

“İnsan canından bahsediyoruz; insanlarımız artık yolda yürürken, metroya binerken, bir otelde tatil yaparken, bir ormanda piknik yaparken, bir restoranda yemek yerken kendini güvenli hissetmiyor çünkü sistem denetimi değil, cezasızlığı ve sorumsuzluğu ödüllendiriyor. Bu olaylar sadece ülkemizde değil, uluslararası medyada da geniş yer buluyor. Büyük haber ajansları Türkiye'de peş peşe yaşanan yangınları, altyapı çökmelerini, güvenlik eksikliklerini dünya kamuoyuna taşıyor. Turistler, yatırımcılar ‘Türkiye güvenli mi? Tesislerde en temel önlemler alınıyor mu?’ sorularını soruyor; bu da turizmi, ülke imajını ve uluslararası ilişkilerimizi etkiliyor.”

“Sistem değişmezse felaketler devam eder”

Torun, çözüm önerilerini ve sorumluluk çağrısını şöyle dile getirdi:

“Sizi temin ederim, bu faciaların hiçbiri kaçınılmaz değildir; eğer Türkiye'de bağımsız denetim mekanizmaları çalışıyor olsaydı, eğer oteller, inşaatlar, fabrikalar, gıda işletmeleri gerçekten sıkı biçimde kontrol edilseydi, eğer sorumlular her olaydan sonra hesap veriyor olsaydı, biz bu ülkede sorumsuzluğu ve cezasızlığı değil de liyakati, sorumluluğu kurumsallaştırmış olsaydık bugün bu haberlerle sarsılmış olmayacaktık. Bu nedenle, açıkça söylüyorum: Bu olaylar kader değildir; bu olaylar cinayet gibi ihmallerin sonucudur.”

Bağımsız denetim ve liyakat çağrısı

Torun, bağımsız kurumlar ve şeffaf yönetim ihtiyacını şu sözlerle öne çıkardı:

“Bedel ödemeyen, istifa etmeyen, görevden alınmayan her yönetici ihmalin, çürümenin ve yeni felaketlerin ortağıdır. Türkiye'nin ihtiyacı korkmadan görevini yapan bağımsız kurumlar, liyakate dayalı bir kamu yönetimi, şeffaflık, sorgulanan ve hesap veren bir iktidar anlayışıdır. Bu da ancak otoriter yönetim anlayışının sona ermesiyle, yargı bağımsızlığının sağlanmasıyla, kurumsal devlet aklının yeniden inşa edilmesiyle mümkündür. Bugün, burada bu gerçekleri söylemek acı ama zorunludur çünkü biz susarsak bu ölümler devam eder; biz konuşursak, hesap sorulursa, sistem değişirse ancak o zaman insanlarımız nefes alır, güvende olur, geleceğe umutla bakar. Bu millet güvenlikten yoksun yaşamak zorunda değildir, bu ülke daha iyisini hak ediyor.”

 

Yorumlar (0)