Beyşehir, Konya’da tarihi geçmişi ve doğal güzellikleri ile dillere destan olan bir ilçedir. Osmanlı İmparatorluğu için önemli merkezlerden biri olan Beyşehir, Akdeniz’in göller yöresine geçiş noktasındadır. Etrafındaki dağlık ve ormanlık alanlarıyla, merkezindeki doğal güzellikleriyle Beyşehir’de gezilecek yerler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeyi başarmaktadır.
Beyşehir Gölü ve Milli Parkı
Beyşehir Gölü, Türkiye’deki ikinci büyük göl olarak ilçede ilgi gören doğal bir güzelliktir. Tektonik bir çökelti alanında bulunan gölün güney ve batısında Toroslar, doğusunda Erenler, güneydoğu ve kuzeybatısında Anamas ve Sultan dağları, üzerinde ise küçüklü büyüklü toplamda 33 tane adacık yer almaktadır. Beyşehir Gölü’nde oldukça fazla sazan, aynalı sazan, turna, levrek, kadife gibi balık türleri bulunmaktadır. Göl, 1993 yılında koruma altına alınarak tabiat parkı ilan edilmiştir. Pek çok bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan Beyşehir Gölü Milli Parkı, turistlere de günlük aktvite yapma imkanı sunmaktadır. Özellikle ilkbaharın başından, sonbaharın sonuna kadar yoğun bir şekilde ziyaret edilen bölgede doğa gezileri, dağ bisikleti, trekking gibi etkinlikler yapılabilmektedir.
Körükini Mağarası
Körükini Mağarası, Beyşehir’de Çamlık mevkiinde yer almaktadır. Uzunluğu 1250 metre olan mağaranın içerisinde Uzunsu Deresi ile küçük şelaleler bulunmaktadır. Beyşehir’in doğal güzelliklerinden olan Körükini Mağarası, Uzunsu Deresi üzerinden botla gezilebilmektedir.
Eflatun Pınarı
Eflatun Pınarı, Beyşehir’de Hititler döneminden kalan kutsal su anıtıdır. Anıtın inşasında 14 blok taş kullanılmıştır. Havuzun en önemli özelliği suların merkezi havuz sistemi ile toplanmasıdır. Bu durum suyun gerektiğinde kullanılmasını sağlayarak sudan tasarruf edilmesine imkan vermektedir. Pınarın oluşturduğu göl ise oldukça berrak görünümüyle turistleri adeta büyülemektedir. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen ve Hitit Kutsal Su Tapınağı olarak isimlendirilen tarihi yapı ilçede oldukça ilgi görmektedir.
Kubadabad Sarayı
Kubadabad Sarayı, Beyşehir’de Anadolu Selçuklu döneminden kalan tarihi eserlerden biridir. Sultan I. Alaaddin Keykubat’ın isteğiyle Mimar Sadettin’in inşa ettiği sarayın günümüzde çoğunluğu yıkılmıştır. Ancak üzerindeki insan ve hayvan betimlemelerinin olduğu çiniler turistlerin saraya rağbet etmesine neden olmaktadır. Dönemin inanç sisteminin, av kültürünün, sultan, yüksek tabaka ve hizmetkarların tasvir edildiği çinilerin bazıları şehirde çeşitli müzelerde sergilenmektedir.
Eşrefoğlu Camii
Eşrefoğlu Camii’nin Beyşehir’de 1296 ile 1299 yılları arasında yaptırıldığı bilinmektedir. Mimarisinde Selçuklu Devleti döneminin izleri görülen tarihi yapı Anadolu’daki ahşap minareli camiler arasında en büyüğüdür. Camide en çok çini mozaiklerle kaplı olan mihrap turistlerin ilgisini çekmektedir. Asırlardır varlığını koruyan Eşrefoğlu Camii, Beyşehir’in sembol yapılarından biri olarak öne çıkmaktadır.
İsmailağa Medresesi
İsmailağa Medresesi, Beyşehir’de Eşrefoğlu Camii’nin batısında yer almaktadır. Medrese, Seyfettin Süleyman Halil Bey tarafından inşa ettirilmiş, ancak onarımını yapan İsmail Ağa’nın ismiyle anılmıştır. Yapı Taş Medrese ismiyle de bilinmektedir. Geçmişi yaklaşık 650 yıl öncesine dayanan İsmailağa Medresesi, Beyşehir’de turistlerin ilgi gösterdiği tarihi yapılar arasında öne çıkmaktadır.