Eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel koronavirüs nedeniyle dünyada İkinci Dünya Savaşı döneminde bile yaşanmamış bir ekonomik küçülmenin söz konusu olduğunu söyledi. Yücel, Türkiye'nin istediği kadar turizmi açıp, sertifika almaya yönelsin, turistlerin gelmesini engelleyecek koşulların devam edeceğine dikkat çekti.
Biz istediğimiz kadar açalım; iki nedenle gelmeyecekler
Türkiye turizminde 2020 için ışık görünmediği belirten Yücel, 2021 stratejilerinin masaya yatırılması gerektiğini söyledi:
“ Biz istediğimiz kadar açalım, istediğimiz kadar sertifika verelim onlar gelmeyecekler. İki nedenle gelmeyecekler. Bir, ekonomik durumları sarsıldı, iki Avrupa Birliği(AB) bir anda kendi içindeki ekonomik etkinlik artsın diye korumacı davranıyor. O yüzden birtakım vergi kolaylıklarında özendirmelerle bunlar uçakların iniş, kalkışları, yakıtları, hava trafiğini kullanırken verilecek birtakım desteklerle sağlanabilir. Öyle eğilimler de var. Kolaylaştırıcı önlemleri aynı zamanda kayırmacılık anlamına geldiği için bizi maalesef dışarıda bırakacak. Portekiz’e giderler. Biz istekliyiz. Yunanistan bu konuda bizimle mukayyet edilemez büyüklük açısından. Ama şu durum ortaya çıktı. Almanya, Lufthansa, SWISS ve Eurowings’in geçtiğimiz günlerde Türkiye dışında bütün uçuş programını açıkladılar. 34 destinasyona uçacaklar ama Türkiye’ye gelmiyorlar. Rodos’a geliyor Alman uçakları, karşısında 26 mil. Dalaman’a gelmiyor. Bunu uçuşla otaya koyamayız. Burada bir kayırmacılık var, iki toplum arasında kalsın durumu var. Bizim için de en önemlisi daha düşük, orta ve altındaki gelir gruplarına hitap eden bir şekilde geliştirdik turizmimizi maalesef. Bu şu anki hükümetten kaynaklı değil, son 25 yıllık hadisedir. Buradan kaynaklanan bir durum var. O kesim zaten seyahat edemeyecek. İçeride kalacak, kendi ülkesinde veya Avrupa Birliği içerisine gitmeye çalışacak. Uçaklardaki sağlık önlemleri konusunda insanlarda kuşku var. İnsanlar genelde kendi otomobilleri ile gidebilecekleri yerlere gidecekler. Biz uçakla ideal uzaklıktayız Rusya ile ama oradan arabayla buraya gelinmez. Almanlar, Avusturyalılar, güneye inecekler İtalya’ya, Hırvatistan’a gelecekler. Yunanistan’a bile gidebilirler, Portekiz ve İspanya’ya tabii ki gidecekler. İç turizmde zaten orta ve üzeri gelir grubunun yazlığı var. Fakat tatilci yani haftalık tatil yapma alışkanlığını yeni kazanmaya başlayan kesim tatile kadar üç aydır çalışmıyor. Müthiş bir gelir düşüşü var. Kredi kartı borçlarını mı ödesin, birikmiş kiralarını mı ödesin yoksa bu sene ‘Hükümeti de sevindirmemiz lazım, açmışlar her tarafı, bir tatile mi gidelim mi?’ desin, bu bana iyimser geliyor."
'Hasar tespit raporu çıkartılmalı, sektör de inisiyatif almalı'
Türkiye'de Turizm sektöründen ekmek yiyen milyonlarca insanın yanı sıra yan sektörleri de ilgilendiren yatay etki alanı ile çok ciddi kayıplar bulunduğunu belirten Yücel, sekterö ayakta tutmak için en başta 'hasar tespit raporu' çıkartmak gerektiğinin altını çizdi. Sektöre yatırımları kaybetmemeye çalışırken örneğin çok iyi yetişmiş rehberler gibi sektörün pek çok kesiminin işsiz kalmasının da engellenmesi gerektiğini söyleyen Yücel, TÜRSAB başta olmak üzere sektörün de inisiyatif alarak bakanlığa yol gösterici olması gerektiğini vurguladı:
"Bu sektörde doğrudan 1.5 milyon insan çalışıyor. Bunu 4 ile çarpsak 6 milyon insan. Bir de farklı sektörler olduğu için 35 tane sektörü de etkileyen bir yatay etki alanı var turizmin. Oralarda da ciddi kayıplar olacağı için bu sektörü ayakta tutmanın tek yolu bir hasar tespit raporu çıkartmak gerçekçi anlamda ve bu sektörü ayakta tutmak yeni birtakım fonlar oluşturmak. Burada ben iki şeye bakarım, bir yatırımları kaybetmeyelim. Çünkü toplam 100 milyar dolar. İki bu 1.5 milyon insanı işsiz bırakmayalım. Önlem alınması lazım. Bunu Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmalıydı ama Bakan biraz da kişisel nedenlerle sektördeki tek yasayla kurulmuş en köklü kuruluş TÜRSAB’ı dikkate almıyor. TÜRSAB da onu dikkate almadığı için ağzını açıp konuşmuyor. Halbuki bütün sektör paydaşları, etkilenen sektörler de buna dahil bir çözüm bulunabilir. Türkiye’nin çok ciddi yetişmiş rehber kitlesi vardır. Dünyanın en başarılı ve donanımlı rehberleridir. Turist gelmeyince onlar da işsiz kalıyorlar. Binlerce rehberimiz var. O yüzden bu konuyu enine boyuna tartışmamız lazım. Fakat genelde siyasetçiler bunu magazinleştiriyorlar. Yerel yönetimlerle Ankara arasındaki çekişme de olumsuz etkide bulunuyor. Bu sene resmi görüşe yansıyan beklentileri çok yüksek buluyorum. Ama gidilen yerlerin ve gidiş sırasında sağlık koşullarının elverişli olduğuna ilişkin birtakım inandırıcı etkiler yaratabilirsek, yerel yönetimlere, bakanlara ve tesislere de çok büyük görev düşüyor, insanlarda bir hareket olabilir. Neden bu konuda bir işbirliği olmadığını şaşırıyorum. Biraz da galiba sektörün de liderliğe ihtiyacı var. Sadece siyasetçileri suçlamıyorum. Bu bir tür son zamanlarda moda, ‘input-output’ meselesi. Ne kadar çok bilgi giderse siyasetçi de ona göre etkilenir ve karar verir. Sektörün bu konuda çok gerçekçi düşünmediği kanaatindeyim. Belki de olayların sıcaklığı yüzünden paniklediler. Ama oturup sağduyu ve akılcı çözümler bulunabileceği kanısındayım.”
'Rus, İngiliz ve Hollandalı turist beklemek gerçekçi değil'
Rusya'da pandeminin etkisi sürerken ve yetkililer bu yıl dış turizme dair ışık yakmamışken, Yücel, Rusya'dan da turist gelmesi açısından durumun parlak olmadığını kaydetti. Rusya'daki pandemi koşullarına petrol fiyatlarındaki düşüşün yarattığı ekonomik durumun da eklendiğini anımsatan Yücel, Rusya açısından da Kırım ve Karadeniz kıyılarına gidişin söz konusu olacağını, eylül sonrasında Rus turist beklentisinin de gerçekçi olmadığını dile getirdi. İngiliz ve Hollandalı turistlerin gelişi için de durumun parlak olmadığını belirten Yücel, "2021’de ne yapmalıyız onu konuşalım" vurgusu yaptı:
“İki etkisi var. Bunlardan birincisi petrol fiyatlarının düşmesi. Rusya’da ruble dolar karşısında çok ciddi gerildi. 1 dolar 75 ruble, bu çok ciddi bir rakam. O yüzden Rusya’nın ekonomisi çok parlak değil. İkincisi salgın birdenbire tırmanış gösterdi. Birtakım önlemler aldık, çok başarılıyız diyorlardı ama şimdi o başarıyı gölgeleyen çok önemli sayıda artış var. Bunun da getirdiği kendilerini bir frenleme var. Rusların geleneksel bütün demiryolu yapıları tümü gelip Kırım’da düğümlenir. Karadeniz’e doğru tatil eğilimi vardır. Ama Türkiye özellikle bu açığı kapattığı için Türkiye’yi yazlıkları gibi kullandılar. Bunda da biz çok başarılı olduk. Bizim orada çalışan Türk kökenli operatörleri var, pazarın yüzde 50’sinden fazlasını kontrol ediyorlar. Ama geçtiğimiz hafta Misuştin net bir şekilde şunu söyledi. Bu sene yurtdışı tatil planı yapmayın. Yapanlar da iptal etsin, çünkü çıkış çok zor dedi. Temmuzda gelir, olmadı eylülde gelir diyorlar. Eylülde Ruslar çocuklarıyla yaparlar tatili, okula gider çocuklar. Mayısın sonunda tatil başlar. Ağustosta zaten dönerler. Türkiye ne yapmaya gelecekler? Bu iyimserlik iyi bir şey ama boş bir beklenti. Ama Ruslar bir numaraları alıcımız. İki numara da İngiltere’dir. Hollanda da çok parlak değil. 2020’yi kaybettik, telafi etmek için ne yapabiliriz kendi öz kaynaklarımızla. 2021’de ne yapmalıyız onu konuşalım. Biz reklam kampanyası yapalım diyoruz. Neyin reklamını yapacağız? Bir ürün vardır, talebi vardır, taleple ürünü birleştirmek için reklam yapılır. Türkiye’nin bunu iyi yönettiğini göstermesi lazım. Sağlık alanında bir başarı yarattı aslında. Cumhuriyetin kazanımlarından hareket eden tıp kadrosu, en fazla kaybı da onlar verdiler. Türkiye bu konudaki başarısının hikayesini dünya ile paylaşırsa çok katkıda bulunur. Bu arada maskeleri dağıtamadığımızı söylemeyi de unutmayalım."