Sahi bu TÜRSAB ne işe yarıyor?

Hamit Kuk
Hamit KukTÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi
15 Şubat 2021, 17:15

Birçok meslek grubu ile kıyaslandığında, seyahat acentacılığı mesleği neredeyse yirmiye yakın farklı çeşidi ile geniş bir yelpazeye sahiptir. Bilet satanından kültür turu yapanına MICE yapanından incoming’ine, iç turizm, dış turizm, haç-umre derken çok dinamik bir yapısı vardır ve bu yapı gelecekte oluşacak yeni turizm çeşitleri ile de gelişmeye açıktır.

Turizm sektörünün bu kadar farklı çeşitleri olunca haliyle her birinin kendi içinde barındırdığı sorunlar da çeşitli oluyor. Türkiye genelinde 12 bin üyesi ile bu kadar geniş yelpazeyi içinde barındıran bir meslek örgütünde ise hiç kimseyi memnun etmen mümkün değildir.

Hele korona virüs gibi büyük bir salgın sürecinde hiç mümkün değildir.

TÜRSAB, bazı üyeleri tarafından “yasama” organı gibi görülür, bazıları için “yürütme” organı gibi algılanır, hatta kimisi TÜRSAB’ı “yargı” yerine koyarak hukuki sorunlarını çözmesini bekler. Oysa TÜRSAB ne yasama ne yürütme ne de yargı olmadığından haliyle böyle düşünen üyenin beklentilerini karşılayamaz.

İşte o zaman sorulur o en can alıcı soru; “ne işe yarıyor bu TÜRSAB?” Aslında can havliyle sorulmuş bir sorudur bu ve kimse cevabını aramıyordur.

Pek tabii ki memnuniyetsizliğini dile getirip TÜRSAB’ı ve seçimle iş başına gelmiş yönetimini eleştirmek üyenin en doğal hakkına sahiptir. Buna kimse laf edemez.

Ancak, korona virüs gibi tüm dünyanın başına bela olmuş bir salgının yarattığı yıkımın yaralarını sarmayı sadece TÜRSAB’dan beklemek biraz tuhaf değil mi?

Mesela Ticaret ve Sanayi Odaları kimsenin aklına gelmez mi? Ya da turizm sektörüne ait bir bakanlığın olduğunu kimse hatırlamaz mı?

Yanlış anlaşılmak istemem, amacım hiçbir kurumu hedef göstermek değil tabii ki ancak bugüne kadar “ne işe yarıyor bu Ticaret Odaları?” diyen bir Allah’ın kulunu hiç duymadım.

O kurumların yönetimleri bizler tarafında seçilmiyor mu? Mesela biz aidatları sadece TÜRSAB’a mı ödüyoruz? Bu kurumlara hiç aidat ödemiyor muyuz? Ödüyoruz tabii ki, hem de en katmerlisinden “munzam aidat” şeklinde ödüyoruz.

Kimseye haksızlık etmeyelim, geçmişte “ne işe yarıyor bu Turizm Bakanlığı?” diyenleri biliyorum, bu bakanlığın bir işe yaramadığı için kaldırılması gerektiğini söyleyenler de vardı. Hatta Ekonomi Bakanlığı’na mı yoksa Ticaret Bakanlığı’na mı bağlansın diye bayağı tartışılmıştı.

Peki bu süreçte kaç kişi “ne işe yarıyor bu Kültür ve Turizm Bakanlığı” dedi?

Hani bazılarının TÜRSAB olduğunu zannettiği “yürütme” makamının sahibi olan Kültür ve Turizm Bakanlığı değil mi? Sektörden gelen ve en az bizim kadar turizmin sorunlarını bilen meslektaşımız da o bakanlığı yönetmiyor mu?

Salgının başladığı tarihten bu yana kendilerine gerek yazılı olarak gerekse sözlü olarak anlatıldığı halde sayın bakanın neden seyahat acentalarının sorunlarına kulak tıkadığını sorgulayan var mı? Yok!

Zaten 1618 sayılı yasanın yerine hazırlanan yeni yasa taslağını neden meclise sevk etmediğini de kimse sorgulamamıştı!

Peki neden tek suçlu TÜRSAB?

Diyelim ki TÜRSAB anlatamadı, dinletemedi ya da yaptıramadı. Pandemi başladığından beri sevgili bakanımızı ziyaret eden pek çok meslektaşımız oldu, onlar da mı anlatamadı? Hemen her hafta münferit veya heyetler halinde ziyaretine gitmediler mi? Bu ziyaretlerde sadece hâl-hatır sorup fotoğraf mı çektirdiler?

TÜRSAB’ı yürütmenin yerine koyup yerden yere vurarak güya siyaset yapanlar, banka millerini seyahat acentalarından daha fazla önemseyenlerin karşısına geçince neden konuşamadılar? Konuştularsa neden acentalarımız için bir şey yaptıramadılar?

Demek ki olmayınca olmuyor!

Amacımız kimseyi suçlamak değil, asıl amacımız çok açık bir şekilde bir durum tespiti yapmaktır. Kimseye de haksızlık etmek istemeyiz, bu süreçte kim seyahat acentaları için iyi niyetli ve samimi çaba gösterdiyse Allah onlardan razı olsun.

Netice itibariyle salgından en çok etkilenen meslek grubu olan seyahat acentalarının sıkıntıları giderilememişse ve bunun için bir suçlu aranacaksa burada TÜRSAB tek suçlu değildir. Bu meslek grubuyla ilgili olan herkesin bu işte sorumluluğu vardır.

En çokta TÜRSAB’ı ötekileştirenlerin ve bu ötekileştirme yapılırken TÜRSAB’ın yanında durmak yerine durumdan nemalanmaya çalışanların vardır.

Bugünkü yazımı geçenlerde okuduğum ve çok hoşuma giden bir özdeyişle tamamlamak istiyorum.

“İnsanlığın en önemli buluşu ne barut ne tekerlek ne de teknolojidir. İnsanlığın en önemli buluşu örgütlenebilmesidir. Böyle bir gücü oluşturamadan bir yere varmak mümkün değildir”.

Korona virüs salgını pençesinde yaşadığımız şu günlerde bu özdeyiş tamda ihtiyacımız olanı anlatıyor.

Sağlıcakla kalın...

Not: Yazının sorumluluğu yazarına aittir. www.turizmajansi.com ile bağlantı kurulamaz; doğacak hukuki sonuçlardan site sorumlu değildir.
Etiketler:Hamit Kuk TÜRSAB
Yorumlar
sefahattincelik@gmail.com
02 Haziran 2021, Çarşamba 04:47
Perşembenin geleceği çarşambadan belliydi turizim.sektoru önceden pilanli olmalıdır günü birlik misafirler günü kurtarir ancak asi işi geç kaldı AB liler korkak ruslarda öyle Tursab önceden onlemlerini siralamaluydi bu yıl yüzde 50 .60 ancak okur geçen yıl yüzde 33
 
  Yorum için en fazla 1000 karakter girişi yapılabilir!
captcha