Haberler

TÜRSAB Genel Kurulu üzerine bir değerlendirme

TÜRSAB Genel Kurulu üzerine bir değerlendirme

TÜRSAB Genel Kurulu, 22-23 Kasım 2026 tarihinde, ülkemizin dört bir yanından gelen meslektaşlarımızın katılımıyla tamamlandı. TÜRSAB’ın geniş üye yapısı düşünüldüğünde katılım kıymetliydi; mevcut başkanın göreve devam etmesiyle sonuçlanan bu buluşmada yeniden seçim heyecanı yaşandı. Ancak ben, mesleğimiz adına ve kuruma dönük yoğun beklentilerin olduğu böylesine kritik bir genel kurulun çok daha yüksek bir katılımla gerçekleşmesini isterdim. Çünkü bu seçimler, yalnızca yönetimi belirlemenin ötesinde; sektörümüzün geleceğine yön veren ortak iradenin ve güçlü bir TÜRSAB vizyonunun da yansımasıdır.

Bu noktada her bir üyemizin; kurumuna, mesleğine ve geleceğine sahip çıkma bilinciyle hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. TÜRSAB’ın gerçek gücü, başkanından yönetimine; komitelerden bölge temsilciliklerine ve tüm üyelere kadar herkesin katılımcı, sorumluluk sahibi ve duyarlı yaklaşımından beslenir. Ne kadar çok meslektaşımız sürece dahil olursa, sektörümüzün sesi o kadar güçlü çıkar. Dilerim ki ilerleyen dönemlerde, tüm üyelerin katılımının daha güçlü hissedildiği, ortak aklın daha fazla konuşulduğu ve daha kapsayıcı genel kurullar gerçekleştirilebilir.

Dört Adaylı Bir Seçim ve Yönetim Listesiz Adaylıklar!

Bu genel kurulda toplam dört aday yarıştı. Ancak adaylardan ikisinin, herhangi bir yönetim kurulu listesi oluşturmadan yalnızca kendi isimleriyle sahneye çıkması, süreç açısından ciddi bir soru işareti yarattı. Demokratik seçim hakkı elbette tartışılmaz, ancak böylesine büyük ve köklü bir kurumda sadece adını yazdırarak adaylık açıklamak, konunun ciddiyetini ve temsil kabiliyetini sorgulatıyor.

Bu isimlerin genel kurulda konuşma hakları olduğu için onlarca dakikalık söz almaları ve kapanışta da benzer konuşmalarla yeniden salonu meşgul etmeleri, süreci gereksiz yere uzattı. Yeterli hazırlığı olmayan bu adaylıkların; mesleğimizin geleceği adına daha değerli fikirlerin, sektör sorunlarının veya stratejik önerilerin konuşulacağı dakikaları tükettiğine inanıyorum.

Mesleğin Geleceği, Trendler ve Sorunlarımız Masada Değildi

Genel kurul süreci ne yazık ki tamamıyla seçime endeksli geçti. Seyahat acentalarının geleceği, dünya turizminin dönüşümü, yeni trendler, teknolojik yenilikler ya da sektörün uzun süredir çözülemeyen yapısal sorunları… Hiçbiri masaya yatırılmadı.

Oysa bu kadar yoğun katılımın tek amacı oy kullanmak olmamalıydı. Bir araya gelmenin değeri; görüş paylaşmak, ortak çözüm üretmek ve geleceğe dair strateji oluşturabilmekti. Salonun enerjisinin tamamen seçim atmosferine sıkışması, hepimiz adına kayıp olarak görülmelidir. Çünkü mesele yalnızca kimin başkan olacağı değil; TÜRSAB’ın ve acentalarımızın yarın hangi vizyonla yürüyeceğidir.

Adaylık Şartları Gözden Geçirilmeli

Bu tablo, bana göre adaylık mekanizmasının da yeniden kurgulanmasını zorunlu kılıyor. Bir kişinin hiçbir ekip, vizyon, program ya da yönetim listesi olmadan “adayım” demesi; sürecin ciddiyetini zayıflatıyor, kurumsal kültürü ise sıradanlaştırıyor.

Daha sağlıklı ve güçlü bir seçim sistemi için önerilerim:

Adaylık için asgari destek şartı:
Belirli sayıda acentanın ön onayını alan kişiler aday olabilmeli. Bu hem toplumsal meşruiyeti güçlendirir hem de gereksiz adaylıkların önüne geçer.

Listesiz adaylık olmamalı:
Yönetim iradesi ekip işidir. Tek isimle ortaya çıkmak kurumsal yapıya uygun değildir.

Genel kurullar seçim havasından çıkarılmalı:
Asıl amaç; sektörün geleceğini tartışmak, sorunlara çözüm aramak ve ortak yol haritası oluşturmaktır.

Zamanı Kişisel PR’a Değil, Kurumsal Geleceğe Harcamalıyız

Listesiz adaylıklar, hazırlıksız konuşmalar ve ben merkezli sunumlar; genel kurulda hem zamanı hem de dikkati tüketti. Bu yaklaşım, TÜRSAB’ın kurumsal ciddiyetini zedelerken, toplantıyı kişisel PR alanına dönüştürüyor.

Oysa bizler, ülke turizmi için büyük emek veren, milyonlarca misafiri ağırlayan ve Türkiye’nin marka değerine katkı sağlayan bir sektörün temsilcileriyiz. Böyle bir buluşmada; yeni turizm modellerini, dijital dönüşümü, sürdürülebilirlik vizyonunu, pazar stratejilerini ve ortak sorunlarımızın çözüm yollarını konuşmak çok daha anlamlı olmaz mıydı?

Genel Kurulun Gerçek Amacı

Kurumlar seçimlerle değil; vizyonuyla, içeriğiyle ve ortaya koyduğu fikirlerle güçlenir. Genel kurullar da yalnızca oy verme toplantıları değildir. Aksine; bilginin, deneyimin, tartışmanın ve ortak aklın buluşma noktasıdır.

TÜRSAB, turizmin ana aktörlerinden biri olarak geleceği şekillendirme gücüne sahiptir. Bu nedenle bu toplantılar; kişisel gösterilerin değil, mesleğin geleceğine katkı sunan fikirlerin mekanı olmalıdır.

Sonuç olarak, seçim elbette önemlidir; ancak seçimden daha önemli olan şey, bu sektörün geleceğidir. TÜRSAB’ın vizyonuna katkı sağlamayan adaylık süreçlerinin yeniden düzenlenmesi, genel kurulların daha içerikli bir zemine taşınması ve burada kazanılan zamanın sektörümüz için gerçek katma değere dönüştürülmesi gerektiğine inanıyorum.

Bu vesileyle, genel kurul sonucunda yeniden başkanlığa seçilen Firuz Bağlıkaya’yı içtenlikle tebrik ediyor; yeni dönemde TÜRSAB’ı daha güçlü, daha vizyoner ve daha üretken bir çizgide göreceğimize dair umudumu paylaşmak istiyorum.

İsmail Coşar

Limousine PLUS Genel Müdürü

Yorumlar (0)