Haberler

TÜRSAB YK Üyesi Hamit Kuk: Türkiye ‘her şey dahil’ sisteminden vazgeçmeyecek

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, Türkiye turizminin fiyat politikası, dijitalleşme süreci ve Rusya pazarına yönelik beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kuk, Türkiye’nin “her şey dahil” sisteminden vazgeçmesinin söz konusu olmadığını ifade etti.

TÜRSAB YK Üyesi Hamit Kuk: Türkiye ‘her şey dahil’ sisteminden vazgeçmeyecek

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, Rusya merkezli ATOR portalına yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’nin turizmdeki rekabet gücünü koruyan temel unsurları, küresel fiyat artışlarının sektöre etkilerini ve Rusya pazarının Türkiye açısından taşıdığı stratejik önemi anlattı. 

Fiyat artışları ve Rusya pazarı: Talepte düşüş yok

Hamit Kuk, son yıllarda paket tur fiyatlarında yaşanan artışın yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını belirterek, pandemi sonrası dönemde enerji, personel ve finansman maliyetlerinin dünya genelinde yükseldiğine dikkat çekti. Buna rağmen Türkiye’nin Rus turistler açısından Akdeniz çanağındaki rekabetçi konumunu koruduğunu ifade etti.

Verilere göre, Ocak-Kasım 2025 döneminde Rusya’dan Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,6 arttı. Kuk, bu dönemde talepte bir gerileme görülmediğini, yalnızca otel ve konaklama tercihlerinde sınırlı bir değişim yaşandığını kaydetti.

Rusya’nın uzun yıllardır Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülke olduğunu vurgulayan Kuk, Türkiye’nin Rusya pazarı için sadece bir destinasyon değil, karşılıklı güvene dayalı güçlü bir turizm ilişkisi sunduğunu söyledi.

“Her şey dahil” sistemi Türkiye’nin en büyük avantajı

Kuk, Türkiye’nin dünya turizminde öne çıkmasını sağlayan en önemli faktörlerden birinin “her şey dahil” sistemi olduğunu vurguladı. Deniz, kum ve güneş odaklı kitlesel turizm modelinin, Türkiye’yi özellikle aile tatilleri açısından cazip hale getirdiğini belirtti.

“Her şey dahil” sisteminin, tatilcilerin harcamalarını önceden bilmesini sağladığını ve bu özelliğin Türkiye’yi rakip destinasyonlardan ayırdığını ifade eden Kuk, dünyada bu modeli Türkiye kadar yaygın ve başarılı uygulayan başka bir ülke olmadığını dile getirdi. Medyada yer alan iddialara rağmen, Türkiye’nin bu sistemden vazgeçmesinin söz konusu olmadığını ifade etti.

Turizmde yeni hedefler: 12 ay, 100 milyon ziyaretçi, 100 milyar dolar

Türkiye’nin yalnızca plaj turizmiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Kuk, TÜRSAB’ın hayata geçirdiği “Turizmin Yüzyılı” projesiyle sezonun 12 aya yayılmasının, turist akışının ülke geneline dengeli dağıtılmasının ve yüksek gelir grubuna yönelik ürünlerin artırılmasının hedeflendiğini aktardı.
Uzun vadeli hedeflere de değinen Kuk, Türkiye’nin 100 milyon ziyaretçi ve 100 milyar dolar turizm geliri hedefine ulaşmayı amaçladığını, TÜRSAB’ın da bu doğrultuda çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. İstanbul’un dünyada en çok turist ağırlayan şehirler arasında ikinci, Antalya’nın ise altıncı sıraya yükselmesini bu hedeflerin önemli göstergeleri olarak değerlendirdi.

Dijitalleşme ve seyahat acentaları

Dijitalleşmenin turizm sektörünü köklü biçimde dönüştürdüğünü belirten Kuk, turizmin özünde insan faktörüne dayalı bir hizmet sektörü olduğunu vurguladı. Pandemi döneminde, küresel çevrim içi platformlar üzerinden tatil satın alan turistlerin ciddi sorunlar yaşadığını, buna karşılık seyahat acenteleri ve tur operatörleri aracılığıyla seyahat edenlerin daha az problemle karşılaştığını hatırlattı. Kuk, seyahat acentalarının dijital dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini ancak dijitalleşmenin küresel şirketlerin tekeline bırakılmaması gerektiğini söyledi. 

Kuk, tüm gelişmelere rağmen Türkiye’nin Rusya çıkışlı yurt dışı turizm pazarında fiyat-performans dengesi açısından en güçlü destinasyonlardan biri olmaya devam ettiğini vurguladı ve 2026 yılının Rus tur operatörleri için hem turist sayısı hem de satış hacmi açısından rekor bir yıl olmasını temenni etti.

 

Yorumlar (0)