Haberler

Türk yatırımcıların Golden Visa ve vatandaşlık talebi 4 yılda 10 kat arttı

Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den yurt dışındaki Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelik talebin son dört yılda 10 katın üzerinde arttığını belirterek, “Golden Visa artık sadece seyahat kolaylığı değil, uzun vadeli bir güvenlik mekanizması olarak görülüyor” dedi.

Türk yatırımcıların Golden Visa ve vatandaşlık talebi 4 yılda 10 kat arttı

Pandemi öncesinde 21,4 milyar dolar büyüklüğe sahip olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, küresel ölçekte hızlı bir büyüme sürecine girdi. Uzmanlara göre pazarın hacmi 2025 itibarıyla 100 milyar dolara yaklaşırken, mevcut ivmenin sürmesi halinde 2026 yılında bu eşiğin aşılması bekleniyor.

Jeopolitik belirsizlikler, vergi politikalarındaki sıkılaşma ve servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamalar, yatırımcıların ülkeler arası alternatiflere yönelmesini hızlandırıyor. Bu küresel eğilim içinde Türkiye kaynaklı yatırımcı talebi, artış hızıyla dikkat çekiyor.

“Türkiye’den gelen talep dört yılda 10 kat arttı”

Küresel pazardaki büyümeyi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen yatırımcı ilgisindeki hızlı artışa ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, pandemi öncesinde 21,4 milyar dolar seviyesindeydi. Bugün gelinen noktada 2025 itibarıyla 100 milyar dolara yaklaşan bir hacimden söz ediyoruz. Mevcut ivme korunursa 2026’da bu eşiğin aşılması kaçınılmaz görünüyor.”

Türkiye kaynaklı talebin parasal büyüklüğüne de değinen Alamarioğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’den yurt dışındaki Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelen talebin parasal büyüklüğü 2020 yılında yaklaşık 213 milyon dolar seviyesindeyken, son bir yıl içinde 2,4 milyar doları aştı. Yıllık bazda 3 milyar dolara yaklaşan bu tablo, dört yıl içinde 10 katın üzerinde bir büyümeye işaret ediyor.”

“Golden Visa artık bir güvenlik mekanizması”

Yatırımcı motivasyonlarında belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayan Alamarioğlu, Golden Visa ve benzeri programların artık yalnızca seyahat kolaylığı sunan araçlar olarak değerlendirilmediğini belirtti:

“Bu programlar geçmişte daha çok vizesiz dolaşım ve ikinci adres arayışıyla değerlendirilirdi. Bugün ise siyasi ve ekonomik risklere karşı uzun vadeli bir güvence mekanizmasına dönüşmüş durumda. Yatırımcılar artık pasaport veya oturum kartından ziyade, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik arıyor.”

Jeopolitik riskler ve vergisel planlama etkili

Küresel ölçekte hızlanan talebin arkasında birden fazla etken bulunduğunu ifade eden Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Artan jeopolitik belirsizlikler, vergi politikalarındaki sıkılaşma ve servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamalar, yatırımcıları daha temkinli ve seçici hareket etmeye yöneltiyor.”

Türkiye’den gelen yatırımcı ilgisinin arkasında da benzer nedenlerin bulunduğunu belirten Alamarioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rezerv para birimleriyle yatırım yapabilme imkânı, ailelerin çocukları için yurt dışında eğitim planlaması ve uzun vadeli vergisel yapılandırma ihtiyacı, Türkiye kaynaklı ilgiyi belirgin şekilde artırıyor.”

Yunanistan, Portekiz ve Dubai öne çıkıyor

Türk yatırımcıların ülke tercihlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alamarioğlu, Avrupa ve Orta Doğu ekseninde belirgin bir yoğunlaşma yaşandığını söyledi:

“Türkiye’den çıkan yatırımcıların Avrupa’da en çok Portekiz ve Yunanistan’a, Avrupa dışında ise Dubai’ye ilgi gösterdiğini görüyoruz. Ancak burada kritik olan yalnızca yatırım tutarı ya da başvuru şartları değil.”

“Hukuki çerçeve ve sürdürülebilirlik belirleyici”

Program seçiminde dikkat edilmesi gereken unsurlara da değinen Alamarioğlu, yatırımcılara şu uyarılarda bulundu:

“Ülke tercihinde programın hukuki çerçevesi, uygulamadaki istikrarı, uzun vadeli sürdürülebilirliği ve olası düzenleme değişikliklerine karşı sunduğu öngörülebilirlik mutlaka dikkate alınmalı. Ayrıca yatırımın hangi varlık üzerinden yapıldığı, bu varlığın kullanımına ilişkin kısıtlar ve ilerleyen dönemde karşılaşılabilecek yükümlülükler de karar sürecinin önemli parçaları.”

Alamarioğlu, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Bu pazarda doğru ülke ve doğru yapı seçimi, kısa vadeli maliyet avantajlarından çok hukuki güvenlik ve şeffaf süreçler üzerinden belirleyici hale gelmiş durumda.”

 

Yorumlar (0)