Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda söz alarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yapısı ve uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kültür ve turizmin aynı çatı altında olmasının koruma-kullanma dengesini bozduğunu savunan Atmaca, millî parklar, sahiller, müze ve ören yerlerine yönelik düzenlemelerin kültürel miras açısından riskler barındırdığını dile getirdi. Atmaca ayrıca müze ve ören yerlerinin biletleme sisteminin yabancı bir şirkete ihale edilmesini ve Gazze’deki öğrencilerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
Atmaca: “Turizm gelirleri elde edebilme adına kültürel alanların kurban edilmesi kabul edilebilir değildir”
Kültür ve Turizm Bakanlıklarının tek çatı altında olmasının kültürel alanlar açısından ciddi riskler barındırdığını dile getiren Atmaca, bu durumun koruma görevini zayıflattığını belirterek şunları söyledi:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı 2003 yılında birleştirildi bildiğiniz üzere. Aslında bu iki Bakanlığın da birbirini denetleyen tarafı olması gerekiyor çünkü turizm geliri elde edebilme adına bütün kültürel ve sit alanlarımızın heba edilmesi riski var ve maalesef bunların bir kısım yansımalarını da görüyoruz. Hâlbuki, kültürel ve manevi değerlerimizin gelecek nesillere aktarılmasının bizim en önemli vazifemiz olması gerekiyor. Özellikle geçtiğimiz yıl Millî Parklar Kanunu'nda yapılan değişiklikle korunan alanlarda otel yapımının önü açılmış, kamu yararı gerekçesiyle millî parklara konaklama tesisleri yapılabilmesinin önü açılmıştır. Tabii, bu, aynı alanlarda yaşayan yerli halkın kendi ihtiyacını karşılayabilmesi adına bir çivi çakmasına bile izin verilmezken bir kısım turizm gelirleri elde edebilme adına bu alanların kurban edilmesi kabul edilebilir değildir.”
Atmaca: “Sahil şeridinde ya halkımızın girişi engellenmiş ya da para karşılığında girmeye zorlanmıştır”
Kıyı alanlarının herkesin eşit kullanımına açık olması gerektiğini vurgulayan Atmaca, sahillerin ticari amaçlarla halkın kullanımından çıkarıldığını ifade ederek şöyle konuştu:
“Yine, ben, bu iki Bakanlığın birlikte olmasından kaynaklandığını düşünüyorum, sahillerimizin maalesef bütün vatandaşın malı olması durumunda bile bir kısım turizm firmalarına ve gelirlerine kurban edildiğini görüyoruz. Kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gerekiyor, Anayasa'mıza göre öyledir ve herkesin eşit ve serbest olarak faydalanması gerekmektedir ama maalesef bir kısım özel firmalara ve bir kısım turizm gelirlerine kurban edilişini görmekteyiz. Çok fazla sahil şeridinde ya halkımızın girişi engellenmiş ya da para karşılığında girmeye zorlanmıştır. Bu tür kültürel ve tarihî değerlerimizin turizm gelirine kurban edilmesini doğru bulmuyorum. O yüzden, bu iki Bakanlığın kesinlikle ayrılması ve gerçek anlamda kültürel değerlerimizi savunacak ve koruyacak bir müessesenin oluşturulması önemli.”
Atmaca: “Veri güvenliğinin İsviçre merkezli Yahudi bir şirkete ihale edilmiş olması kabul edilemez”
Müze ve ören yerlerine ilişkin biletleme sisteminin yabancı bir şirkete ihale edilmesini kabul edilemez olarak nitelendiren Atmaca, bu konudaki itirazlarını şu sözlerle dile getirdi:
“Dikkatinizi çekmek istediğim başka bir konu var. Müze ve ören yerlerinin bilet sisteminin SICPA'ya ihale edilmesi. Kültür ve Turizm Bakanlığının 2018 yılında gerçekleştirdiği son derece kritik bir ihale bu. Müze ve ören yerleri için düzenlenen biletlerin tasarlanması ve veri güvenliğinin İsviçre merkezli Yahudi bir şirkete ihale edilmiş olması kabul edilemez. Türkiye'nin kültürel mirasına ilişkin stratejik verilerin müze ve ören yerlerine ait tüm biletleme altyapısının yabancı bir şirkete verilmiş olması, özellikle İsrail'in Gazze'de yapmış olduğu bu zulme destek veren bir firmaya verilmesi kabul edilebilir değil.”
Konuşmasının son bölümünde Gazze’deki insani duruma da dikkat çeken Atmaca, Türkiye Bursları kapsamında hak kazanan öğrencilerin yaşadığı mağduriyeti gündeme taşıyarak şunları söyledi:
“Yine, kısa bir problemi paylaşmak istiyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Türkiye Bursları Programı kapsamında Türkiye'de öğrenim görme adına burs kazanma hakkı kazanmış 400 civarında Gazzeli kardeşimiz var ama maalesef oradaki zulümden ötürü bu kardeşlerimiz buraya gelip gidemiyor. Bu konuya Bakanlığın el atmasını ve yardım etmesini bekliyoruz.”