Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Resmî Gazete’de yayımladığı yönetmelik değişikliğiyle, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan orman alanlarının turizm yatırımlarına tahsisi mümkün hâle geldi. Yönetmelikte, “Bakanlığa tasarruf hakkı verilen orman alanlarından kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan alanlar, kamu kullanımına açık olmak şartıyla, kullanma izni verilmek suretiyle tahsis sınırları içerisine dahil edilebilir” hükmü yer aldı. Böylece kıyılardaki orman alanlarının turizm yatırımları için özel mülkiyete devrinin önü açıldı.
Yeni düzenlemeyle birlikte, duyuru şartı olmaksızın mevcut turizm belgeli özel mülkiyetlere veya tahsisli yatırımlara “ek alan” olarak verilebilecek bu alanlarda, tahsis sınırı ana parselin üçte biri ve 25 bin metrekare ile sınırlı tutuldu. Ancak denizle bağlantısı bulunan kıyı parselleri bu sınırlamanın dışında bırakıldı.
Anayasa’nın 43. maddesi ile Kıyı Kanunu’nun 5. ve 6. maddelerinde, kıyıların kamu yararına kullanımının esas olduğu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği açıkça belirtiliyor. Yaşam savunucuları, yönetmeliğin bu hükümleri ihlal ettiğine dikkat çekti.
Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı (KIYIDA) tarafından yapılan açıklamada, düzenlemenin Anayasa ve Kıyı Kanunu’na aykırı olduğu vurgulanarak iptal edilmesi için dava çağrısı yapıldı. KIYIDA’nın açıklamasında, “Kıyılar özel mülkleştirilerek soylulaştırılıyor ve yoksulluğun derinleştiği kriz ortamında halkın kıyılara erişimi kısıtlanıyor” denildi. Yönetmelikte “kamu kullanımına açık olmak şartıyla” ifadesinin bulunmasına rağmen, bunun sermayeye alan açmanın kılıfı olduğu ileri sürüldü.
KIYIDA, 16 Nisan 2022’de benzer bir düzenlemenin yargı kararıyla iptal edildiğini hatırlatarak, mevcut değişikliğin de iptal edilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Yönetmelik normlar hiyerarşisine aykırıdır ve sermayenin talepleriyle adrese teslim yapılmıştır” ifadeleri yer aldı.
KIYIDA’nın yazılı açıklamasında ayrıca, neoliberal politikalar ve kapitalist sermaye odaklı uygulamaların doğayı tahrip ettiği, Türkiye’nin kıyılarının sermayeye teslim edildiği ve tarihi kıyı varlıklarının yok edildiği belirtildi. “Çevrili ve iç denizleri, sulak alanlarıyla su zengini Türkiye’nin kıyıları hızla sermayeye devrediliyor. Kıyılar özel mülkleştirme uygulamalarıyla soylulaştırılıyor” denildi.
Kıyılardaki işgallerin hukuki zemin kazandırılmaya çalışıldığına dikkat çeken KIYIDA, “Buna geçit vermeyeceğiz! Kıyıların özel mülkleştirilmesine karşı mücadelemizi artırarak sürdüreceğiz. İlgili yönetmelik değişikliği, hukuktaki norm hiyerarşisine ve bağlı olduğu Anayasa ile Kıyı Kanunu’nun hükümlerine açıkça aykırıdır” açıklamasında bulundu.
Açıklamanın sonunda, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik için topluca iptal talep edilerek, kıyıların korunması ve herkesin eşit erişiminin sağlanması için hukuki engellerin kaldırılması çağrısı yapıldı. KIYIDA, “Kıyılar özgürleşene ve hukuki olarak güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.