Bu yıl ITB’ye Türk - Alman ilişkilerinde yaşanan gerilim damgasını vurdu. Yumurta kabuğu gibi her olumsuzlukta kırılmaya hazır duran turizm sektörü için bir diğer talihsizlik de Hollanda ile yaşanan kriz oldu. Krizlerle boğuşan sektörün ayağına dolanan gerçekler ise ortada. ITB’de iş değil siyaset konuşuldu. İşte notlarım...
Bu yıl Türkiye standı 3² tasarım ve sloganlarıyla harikaydı. Her yerde Almanca “Türkiye her daim güzel” yazıyordu. Standın her noktasında gözden kaçmayan yeşil doğa vurgusu, gurme tatlar, dijital görseller akılda kalan olumlu noktalardı.
Öte yandan bakanlığın "tanıtma" tarafının gayet başarılı işler çıkardığı görülüyor. Tanıtma Genel Müdürü İrfan Önal’ın samimi gayretini kutlamak lazım. Onca handikaplara karşın hala yarışta kalabilme ihtimalimiz varsa, bu biraz da onun ve ekibinin başarısı. Öte yandan yeniden sahalara dönen ve Almanya’dan sorumlu Daire Başkanı olan Onur Gözet’i de aktif gördüm. Almanya’ya giden Hüseyin Gazi Coşan, herkesle yakından ilgilendi; çalışkanlığı ile dikkat çekti. Kadroya güç kattığı ortada…
Ancak her ITB’de olduğu gibi bu yıl da gereksiz pek çok insan fuardaydı. ITB aslında profesyoneller için ders çalışılacak, iş yapılacak bir business arena. Ancak gelin görün ki birçok insan buraya tatile geliyor. Ya erken kaçıp Berlin’i gezmeye gidiyor ya da fuarda çay kahve içip kahvehane sohbeti yapıyor. Kartvizitlerine baksanız hepsi önemli insanlar.
Belediyeler, valilikler, kalkınma ajansları, turizm birlikleri, STK’ler fuarlara lütfen artık çalışacak, iş yapacak insanları gönderin. Seyahat etmeye, gezmeye gelmeyin. Mutlaka gelecekseniz de başka zaman gelin.
Fuara patronlar, CEO’lar, genel müdürler illa gelmek istiyorlarsa gelsinler ama sandalyede oturmayıp düzenlenen onlarca etkinliğe katılsınlar. Diğer ülke standlarını görsünler. İstanbul veya Antalya’da konuştuğunuz insanlarla yeniden konuşmak için yazık o kadar uçak bileti, otel parası vermeye ne gerek var!
Zamanında işleri tıkırındayken fuarlarda mumla aradığınız bazı patronlar nedense 2 - 3 yıldır sektirmeden gelmeye başladı. Yıllardır fuara gelen ve gerçekten özverili çalışan bazı patronlara turizm medyası mikrofon uzattığı zaman konuşmak istemediler. Birkaç kişinin “Beni yalan söylemek zorunda bırakmayın” dediğini duydum.
2 gün boyunca rakip ülke standlarını yakından görme, bazı isimlerle konuşma fırsatım oldu. Pek çok yabancı stant fuar havasında cıvıl cıvıldı. Avrupa’nın önde gelen turizm ülkeleri kendi stantlarında dil bilen, turizm ve pazarlamadan anlayan genç isimlerle fuara gelmişlerdi. Keşke bizim de işin uzmanı güleryüzlü ve patronaj torpilli olmayan stant görevlilerimiz olsa.
Fuarın ikinci günü bakanlığın düzenlediği basın toplantısı kalabalıktı. Ancak yine eskisi gibi öndeki 2 sıra protokole ayrılmıştı. (adı basın toplantısı olsa da) Bakan Nabi Avcı nazik üslubu ve güven veren konuşması ile başarılıydı. Lakin Alman gazeteciler çok kötü sorular sordu. Öyle gollük paslar verdiler ki Bakan Avcı da boş kaleye golleri attı. Fuarın ilk günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkiye standında bir basın açıklaması yaptı; bence en gereksiz olan buydu. Alanyalı kimliği ile turizmcilere yakın olan ve her yıl fuara gelen Bakan Çavuşoğlu keşke bu konuşmayı dünyanın en büyük en dikkat çekici fuarında yapmasaydı. Neler söylediğini sanırım herkes turizm basınından okudu.
Bu yıl ITB’de Asya Pasifik ülkeleri gayet hareketliydi. 3. gün gittiğim Barselona standı neredeyse ununu elemişti. Portekiz standının en yetkili ismi Almanya ürün müdürüydü. Fransızlar Provence, Alsace gibi destinasyonları ayrı ayrı konumlandırmışlardı. Bu yıl Sri Lanka’ya ilgi büyüktü. Mısır’ın eski turizm bakanı Hisham Zaazou ile görüştüm. Kıyı otellerine Türkiye’den turist beklediğini söyledi. Zaazou, Latif Grup bünyesinde yer alan Sundance Travel’ın başkanlığını yapıyor. Latif Group, gayrimenkulde 3 milyar dolarlık bir yatırımı olan bir şirket. Eski Bakan, Latif Group ile özellikle Şarm El Şeyh'i Mısır'ın sürdürülebilir turizmin odağına konumlandırmak istediklerini belirtti.
Bu yıl fuarda bir ilk de yaşandı. 9 - 11 Mart tarihlerinde Berlin Turizm Festivali düzenlendi. TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu ile birlikte ziyaret ettiğimiz Visit Berlin’den Anja Mikulla bu festivalin önümüzdeki yıllarda yine fuar döneminde ancak Berlin’in başka bir noktasında yapılacağını ITB’den de festival alanına servis kaldıracaklarını söyledi. Almanlar ürünü geliştirmeyi ve fırsatları değerlendirmeyi iyi biliyor.
Reise Analiz toplantısına katılan Recep Yavuz’dan aldığım bilgilere göre 2016 yılında Türkiye'nin Alman pazarındaki payı % 5.6 ile İspanya ve İtalya'nın ardından 3’üncü olarak gerçekleştiği açıklanmış. 2017 yılında bu oranın % 4 civarında olacağı ve sıralamanın 7’inciliğe gerileceğinin öngörüldüğü belirtilmiş.
2015’te 5.5 milyon ziyaretçinin geldiği Almanya pazarında Türkiye 2016’da yüzde 30'luk kayıp yaşadı. Almanya’dan gelen turist sayısı geride bıraktığımız yılda 3 milyon 890 bin kişi olarak kayıtlara geçti. Umarım en azından bu rakamı 2017’de koruruz. Yine de enseyi karartmayalım.
Sağlıcakla