Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Gölköy Mahallesi’nde yer alan Gökburun Yarımadası’nda Cengiz Holding tarafından yürütülen otel ve marina projesi kapsamında kara ve deniz alanlarında kapsamlı inşaat çalışmaları yapılıyor. 678 bin metrekarelik doğal ve arkeolojik SİT alanını kapsayan projede, 248 odalı bir otel, villalar ve marina alanı planlanıyor.
Proje kapsamında ayrıca denize 3 bin 171 metrekarelik alana beton bloklarla yedi adet dalgakıran inşa ediliyor. Çevreciler ve yerel halk, bölgenin doğal yapısının ve biyolojik çeşitliliğinin geri dönülmez şekilde zarar gördüğünü ifade ediyor.
Akdeniz foklarının yaşam alanında iş makineleri çalışıyor
Gökburun Yarımadası, nesli tehlike altındaki Akdeniz foklarının yaşadığı önemli alanlardan biri olarak biliniyor. Ancak proje, kıyıya iş makinelerinin girmesiyle hem karada hem denizde ciddi tahribata neden oldu. Deniz kıyısında yapılan dolgular ve dalgakıran çalışmaları sırasında Akdeniz foklarının barındığı mağara çevresinde yoğun faaliyet gözlemlendi.
Projenin çevresel etkilerine rağmen otel inşaatı için “ÇED gerekli değildir” kararı alınmıştı. Ayrıca, yaz dönemine ilişkin inşaat yasağına rağmen çalışmalar devam etti. Ağaçlar kesildi, kıyı hattı dolgularla değiştirildi.
“Arkeolojik alanlar ve ekosistem göz göre göre yok ediliyor”
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Bodrum Sözcüsü Nihat Kalyoncu, projenin Bodrum’un ekolojik ve kültürel mirasına ciddi zarar verdiğini söyledi. Kalyoncu’nun açıklamaları şöyle:
“Cengiz Holding neden durdurulamıyor? Çünkü kurumların bütün güçlerini almışlar. Bu nedenle de gördüğünüz gibi akla zarar bir durumun ortaya çıkmasına neden oldular. Bodrum’un doğasına, yapısına, altyapısına uymayan bir inşaat talanı var; yasaya uygun hiçbir şey yok.
Foklar, balıklar nereye gitti? Azaldı. Bu cehennemde nasıl yaşasınlar? Biz gelecek nesillere böyle bir Bodrum mu bırakacağız? Bu devletin bir ayıbıdır. Burada karada ve denizde ekosistem rant uğruna bitti.
Burada tahsisler var, tahsislerin ardından kapasite artışları var. Bunlar da yetmezmiş gibi arkeolojik alanlara tecavüz var. Tarihi hiçe sayıyorlar. Resmen talan mantığı var. Sanki bir yerlerden bir şeyler kaçırıyorlar gibi. İnşaat süresi yaklaşık 16-17 ay oldu. Belediye burada inşaatı durdurdu ama holding çalışmaya devam etti.
Yarımadaya öyle bir dalış yaptılar ki inanılır gibi değil. Burası arkeolojik SİT alanıydı. Tarihi eserlerin üzerinden iş makineleri geçti ama ne yazık ki devletimizin kurumları bu duruma engel olamadılar.”