Ünlü komedyen Cem Yılmaz Hürriyet'ten Ahmet Hakan'a röportaj verdi. Yılmaz röportajda üniversite yıllarında çalıştığı otellerle ilgili anılarını da paylaştı. Turizm bölümünde okurken otellerde çalıştığını belirten Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
" 1988-89 yılları arasında serviste komi olarak çalıştım. “Komi” sonra “komik”. Fazla mesafe kaydetmedim yani.
Otelcilik bana çok şey kazandırdı. Turizm-otelcilik okullarının çok meşhur olduğu zamanlardı.
Turizm patlıyor, yetişmiş kalifiye eleman ihtiyacı var. O dönemler... Eski meşhur Çınar Otel’de çalıştım. Arada bir giderim de...
Komi olarak başladım, komi olarak da bıraktım. Zaten ben bir işte ustalaşamadan meslek değiştiriyorum. Karikatürde de öyle oldu. Tam ustalaşacağım, başka bir işe geçiyorum.
Komiliğin bir sonraki evresi garson, onun üstü ise başgarson, oradan da yiyecek içecek müdürlüğüne kadar gider. Geri dönsem doğrudan “yiyecek içecek müdürü” olarak başlarım. Ama çok şey öğrendim. Sahnede onlardan bahsediyorum. Fakat bir otel filmi yapmayı çok isterim. Küçücük bir alanda çeşitli meslekler var, kocaman bir dünya var. Aynı gemi gibi... Bir memleket anlatılır otelden, gemiden...
Sahnede de yıllarca anlattım. Servis elemanına çok iyi davranırım. Servis elemanına iyi davranırsanız da yediğiniz içtiğinizden daha emin olursunuz. Aksi takdirde menüden sipariş ettiğiniz şeyi yemiyor, içmiyor olabilirsiniz... İşin arka tarafını bildiğim için söylüyorum bunu.
Servis elemanlığında insanla uğraşmak ne demek gördüm
Sosyal mesleklerden biridir servis elemanlığı... İyileri çok ciddi fark yaratır. O yerin müdavimi olmasanız bile o adamı görürsünüz. İnsanla uğraşıyorlar, ben de şu anda insanlarla uğraşıyorum. “İnsanla uğraşmak” ne demek o dünyada çok keskin bir şekilde gördüm ve öğrendim. Potansiyeli çok yüksek bir insan olarak gördüm garsonları... Taksiciler de öyledir, mahallenin bakkalı da öyledir. Çok sayıda insanla muhatap olanlarda enteresan, tuhaf bir bilgelik, bir erdem söz konusudur. Daha içe kapanık meslekler bunlardan yoksun olabiliyor.
Filmine koyduğu otelcilik anısını anlattı
Çınar Otel’de çalışırken, 15 yaşındayım. Bir müşteri çok sıklıkla ‘oğlum’ diye bana hitap ediyordu. “Bakıver oğlum, gel oğlum, git oğlum, evladım” diyordu. Adam çok yaşlı değil, sempatik karşılayacağım bir yaşta değil... O kadar çok oğlum deyince, elimde çok ağır bir gümüş tepsi var, yanına gittim “Bana oğlum diye hitap etmezseniz çok mutlu olurum. Ben turizm-otelcilik okulunda okuyorum, burada staj yapıyorum. Ben bir ay buradayım. Çok uzun süre burada değilim” dedim. “Hayırdır inşallah” deyip arkasını döndü. Ben de dedim ki: “Bu ‘hayırdır inşallah’ı şu gümüş tepsiyle taçlandırayım mı?” Unutmadım bunu, 30 yıl sonra filme koydum. Kara Komik Filmler 1’de müşteri “Boşları alıver, artistlik yapma” diye aşağılar garsonu... Garson da tepsiyle vuracak gibi olur. İşte bu benim öyküm... Ben gerçekten öyle bir şey yaşadım. Yani tepsiyi iyi taşırım."