Haberler

Erkan Yağcı: Türkiye turizmi stratejik dönüşüm dönemine girdi

15. Resort Turizm Kongresi’nde konuşan TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı, dünya turizmindeki hızlı büyümenin Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek sektörün önümüzdeki beş yılda rekabet, sürdürülebilirlik, insan kaynağı ve yapay zekâ odaklı bir dönüşüm sürecine girdiğini vurguladı.

Erkan Yağcı: Türkiye turizmi stratejik dönüşüm dönemine girdi

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Dr. Erkan Yağcı, 15. Resort Turizm Kongresi’nde “Yeni Küresel Düzende Türkiye Turizm Sektörü: Dirençten Dönüşüme, Dönüşümden Vizyona” başlıklı oturumda konuştu. Yağcı, dünya turizmindeki hızlı büyümenin Türkiye’nin rekabet gücünü yeniden konumlandırdığını belirterek sektörün önümüzdeki beş yılda yeni bir stratejik döneme girdiğini vurguladı.

TÜROFED’in Türkiye genelinde örgütlü bir çatı kuruluş olduğunu hatırlatan Yağcı, “Kısaca dünya turizmi hareketinden bahsedeceğim. Türkiye’nin durumunu anlamamız ve sektörümüzün nereye gittiğini, ne yaptığını doğru analiz edebilmek için biz hep bu şekilde Türkiye’yi konumlandırıyoruz” dedi.

Dünya turizmi 2030’da 2 milyar seyahatçiye gidiyor

Dünya Turizm Örgütü’nün 50. yılını kutladığını ifade eden Yağcı, “1975 yılında turizm sektörü sadece 222 milyon insanın seyahat ettiği bir sektör olarak ifade ediliyor. 2025 yılında da yaklaşık 1 milyar 541 milyon insanın seyahat edeceği bir sektöre gelmiş bulunuyor” dedi.

Yağcı, “1975 yılında yaklaşık 50 milyar dolar üreten sektör, şu an dünya genelinde 2025 tahmini ile 2 trilyon 200 milyar dolara ulaşacak büyüklüğü ifade ediyor. 2025 yılı dünya geneli için de bir büyüme yılı oldu. Dünyadaki ortalama turizm hareketinin büyümesi yaklaşık yüzde 3 ile yüzde 5 arası öngörülüyor” şeklinde konuştu.

Covid sonrası toparlanmaya dikkat çeken Yağcı, “Covid ile beraber dünyada 2020 ile 2024 yılı arasında kayıp bir 5 yıl var. Her ne kadar Türkiye bunu hızlı telafi etse de, aslında dünya Covid’den sonra ilk defa bu yıl büyüme trendine geçti” dedi.

“2026 ve 2027 yılları için de dünya turizm hareketinin artık çok beklenmedik bir gelişme olmadığı sürece, yıllık yaklaşık yüzde 3 ile yüzde 5 büyüme oranı ile devam edeceğini ifade edebilirim. Bu da yaklaşık 2030 yılına doğru seyahat edecek insan sayısının yaklaşık 2 milyar insana çıkacağını gösteriyor.”

“Türkiye hızlı toparlandı, ilk 5 hedefi kritik”

Türkiye’nin pandemi etkilerini hızlı atlattığını söyleyen Yağcı, “Türkiye dünyada en fazla ziyaretçi kabul eden ülke sıralamasında 4’üncü, gelirde de 7’nci sıraya gelmiş durumda” dedi.

Rekabetin artacağına dikkat çekerek, “Çin devreye girecek. Önümüzdeki 2-3 yıl içinde Türkiye’nin ilk 5’te olması en önemli hedeflerden biri olacaktır. Çünkü artık tüm destinasyonlar açılıyor ve tam rekabet ortamına giriliyor. Önümüzdeki yıllardan itibaren Çin turizm piyasasına gireceği için, sınırlarını aştığı için sıralamalarda değişiklikler olabilir” ifadelerini kullandı.

Yağcı, “Türkiye’nin en büyük farkı, 2019 ile bugünü karşılaştırdığımızda, turizm gelirini yüzde 18 artırarak dünya turizm liginde ön plana çıkmış bulunuyor. Yıllarca söylediğimiz gibi, ucuz destinasyon değil; verdiği değeri alan, sunduğu hizmetin karşılığını alan bir destinasyon olma yoluna doğru gitme stratejisi izliyor” dedi.

“Yeni rakipler geliyor: Suudi Arabistan bunun en somut örneği”

Konuşmasında Suudi Arabistan’ın turizm yatırımlarını geniş şekilde değerlendiren Yağcı, “Daha önce Türkiye turizm piyasasında hiç olmayan ülkeler artık devreye giriyor; rekabet ortamı artıyor. Suudi Arabistan da bunlardan biri; Dünya Turizm Örgütü’nün toplantısının orada yapılması bunun bir göstergesi” dedi.

Yağcı, Suudi Arabistan’daki izlenimlerini şöyle aktardı:

“Üç günlük çok önemli bir turizm toplantısı daha yapıldı, o toplantıya da katıldım ve gerçekten çok nitelikli, içerik açısından zengin bir turizm toplantısıydı. Oradaki gözlemlerimi de paylaşmak istiyorum. 2026, 2027 ve 2028 için strateji geliştirirken, işletmelerinizi ve bölgelerinizi dünyada ve bölgemizde neler olduğunu çok iyi analiz etmeniz gerekiyor ki yanlış yere gitmeyelim.”

“Yaklaşık 120 ülkeden turizm bakanının katıldığı bir toplantıda, söz alan tüm turizm bakanlarının ortak bir cümlesi vardı: Hemen hemen tüm ülkeler turizm sektörünü stratejik sektör ilan etmiş durumda.”

Turizmin üç temel unsuru: umut, barış ve kırılganlık

Yağcı, “Bizim sektörümüzün üç temel unsuru vardır. Birincisi, turizm sektörü bir umut sektörüdür. İkincisi, turizm sektörü bir barış sektörüdür; barış ortamında turizm olur. Üçüncüsü, turizm sektörü nazik bir sektördür” dedi.

Makro riskler ve Avrupa’daki daralma

Yağcı, dünyadaki ekonomik risklere işaret ederek, “Makroekonomik göstergelerin bozulması risk yaratır. Maalesef bu durum şu an Avrupa’da da gözlemleniyor. Almanya’da ihracat ilk defa gerileme yaşadı. İngiltere’de yeni vergilerin konuşulması sektöre baskı yaratıyor. Dünya Turizm Örgütü de bunu söylüyor: Eğer turizm sektörüne zarar vermek istiyorsanız, vergileri artıracaksınız” dedi.

Altyapı, talep ve ‘value for money’ vurgusu

Yağcı, Antalya’nın altyapı avantajlarına dikkat çekerek, “Antalya’da hem havalimanı hem yatak kapasitesi açısından gerçekten çok önemli yatırımlar yapıldı. Yeni yatak eklemekten ziyade mevcut yatakların dönüşümü son derece önemli. Misafir, ‘value for money’ dediğimiz unsurun peşinde. Ödediğinin karşılığını almak isteyen bir taleple karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.

“Turizmin en büyük sorunu: Değeri kim alıyor?”

Yağcı, konuşmasının önemli bir bölümünü değer yaratma ve değeri alma konusuna ayırdı:

“Türkiye’de fiyatlar arttı; fiyatların yarattığı baskı talepte bir daralma yarattı. Türkiye’de her zaman yaşadığımız bir sıkıntı var. Yani biz bir değeri yaratıyoruz; yıllarca bu değeri turizm sektörü olarak ürettik. Ama her zaman İngilizce’de bir kavram vardır: value creation and value capture. Siz bir değer yaratırsınız ama o yarattığınız değerden ne kadar payınızı alırsınız?

Türkiye’nin bence yaşadığı en büyük sorun buydu. Bir değer yaratılıyor, ama o değere kim sahip çıkıyor? Otelci mi sahip çıkıyor? Ülke bu payını alabiliyor mu? Yoksa misafir mi sahip oluyor, ya da aracılar mı salip oluyor? Bunun çok iyi anlaşılması gerekiyor ki bu, önümüzdeki beş yılın stratejisini oluşturacak unsuru ifade ediyor. Bu, turizm sektöründe çok ciddi bir değer çizgisini ifade ediyor; insanların bir hizmet için ödemeye istekli oldukları fiyat. En büyük sorun bence biz burada yaşadık, halen yaşıyoruz. Maalesef Türkiye, sunduğu hizmeti hak ettiği fiyata satmakta sıkıntılar yaşıyor.”

Yeni strateji ihtiyacı ve İspanya örneği

Yağcı, “Bu değer algısını yaratacak yeni stratejilere ihtiyaç var. Rakipler de yerinde durmuyor. İspanya, 2030 yılına yönelik yeni bir stratejik politika açıkladı. Beş unsur üzerinden 15 yeni strateji geliştirdiler. “En iyi strateji bile 5 yıl içinde tekrar gözden geçirilmeli. Çünkü yeni rakipler ortaya çıkıyor” diyerek yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Sürdürülebilirlik artık çok boyutlu

“Sürdürülebilirlik sadece çevresel sürdürülebilirlik değil; ticari sürdürülebilirlik, istihdam sürdürülebilirliği, kârlılığın sürdürülebilmesi gibi her anlamda olmalı” diyen Yağcı, DTÖ’nün açıklanan temalarına dikkat çekti: “2026 yılında yapay zekâyla yeniden dizayn edilen turizm, 2027 yılında turizmin eğitim aracına dönüşümü temaları öne çıkıyor.”

“Teori ve pratik birlikte ilerlemeli”

Türkiye’de teori ve pratiğin ayrı ilerlediğini söyleyen Yağcı, “İşin teorisini bilmeden direkt pratiğe geçiyoruz; bu yanlışlara yol açıyor. Pratiğini bilmeden teoriyle hareket ediyoruz; bu da başka yanlışlara sebep oluyor. Teoriyle pratiğin bir araya gelmesi rekabet gücümüzü artıracaktır” dedi.

“Suudi Arabistan 5 yıl içinde çok büyük turizm ülkesi olacak”

Yağcı, Suudi Arabistan’daki dönüşümü şu sözlerle anlattı:

“Şimdi herkes ‘Orası turizm ülkesi olur mu?’ diye düşünüyor, ama önümüzdeki beş yıl içinde çok önemli bir turizm ülkesi olacak. Büyük ihtimalle ilk onun içine girecekler. “Riyad’a gittiğinizde o kadar çok eğlence anlamında tema parklar, su parkları, gezi alanları yapılmış. Destinasyon yaratılarak turizmde büyüme oluşturulmuş. Böyle olunca da insanlar sadece otel odaklı değil, şehir odaklı geldikleri için hem yerel halk turizmden besleniyor, hem de hizmetler hak ettiği fiyattan satılıyor.”

“Türkiye turizmi yeni bir dönüşüm dönemine girmiş durumda”

Konuşmanın sonunda Yağcı şu değerlendirmeyi yaptı:

“Önümüzdeki 5 yılı ve turizmin geleceğini konuşuyorsak, sektör yeni bir stratejik döneme, yeni bir dönüşüm dönemine girmiş bulunuyor. Bu dönüşümü hep birlikte yapmamız gerekiyor. Öncelikle zihinlerimizde bir dönüşüm gerçekleştirmemiz şart. Ardından ürünlerimizi dönüştüreceğiz ve destinasyonları dönüşerek, tamamen bir transformasyon yaratarak, önümüzdeki 5 yılı çok daha sağlıklı geçireceğimizi düşünüyorum.”

 

Yorumlar (0)