Haberler

Cemal Kızıltan kaleme aldı!

Memleketin hali pür melali ortada; geleceğe yönelik hiçbir umut ışığı yok; ama bakıyorsun yetkililer çıkmış akla, hayale, gerçeğe ve hatta insafa uymayacak beyanlar da bulunuyorlar.

Cemal Kızıltan kaleme aldı!

Kimi “önümüzdeki yıldan başlayarak turizmin ve kültürel faaliyetlerin hem bu bölgede hem de Türkiye genelinde eskisinden daha parlak bir tablo çizeceğini müjdeliyor; kimi de burnumuzun dibindeki Avrupa’dan malum nedenlerle gelmeyen turistlerin açığını Arjantin’den gelen bir avuç turistle kapatacağımızı iddia ediyor. Kiminin saati 1980’lerde durmuş olmalı ki “biz gidelim, onları davet edelim, memleketimizi tanıtalım” diyor; kimi de daha pragmatik düşünüp, “turist başına şu kadar Euro bahşiş verelim, satışlar artsın” gibi fikirlerle beynimizi yakıyor.

Velhasıl ağzı olan konuşuyor, ama hiç biri dertlere derman olamıyor. Nasıl olsunlar ki teşhis belli, ama kimse hastaya gidip de esas derdinin ne olduğunu söyleyemiyor. Onun yerine kocakarı metotları ile tedavi peşindeler... Maalesef Türkiye’deki turizm sektörüne yön veren devlet ve sivil toplum örgütlerinin üst kademelerinde de böylesi bir safdilli olma durumu söz konusu.

Biz zaten ve senelerdir Türkiye’yi tanıtıyorduk. Bunu hem uluslararası reklam mecralarında, hem de ülkemize gelip memnun alan turistlerin gönüllü elçiliği ile gayet de başarılı olarak götürüyorduk. Çünkü yarattığımız imaj olumlu ve davetkar, sunulan hizmet ise dünya standartlarında idi. Ama maalesef son senelerde çarşı karıştı. PKK belası yeniden hortladı, güneydoğu adeta savaş alanı haline geldi. Komşularımızın durumu ortada. Bölge karışık; İŞİD-DEAŞ-DAEŞ (aynı örgüte bu kadar farkı isim takmayı nasıl beceriyoruz o da ayrı konu), artık ismi her ne ise bu başıbozuk sürüsü vahşet unsurunu yeniden tanımladı. Üstüne üstlük komşu toprakları ile sınırlı kalmayıp bize de bulaştılar. Sonuç: 2016 yılında turizm sektörü %45 oranında küçüldü!

Bu hafta turizm sektörünün en önemli etkinliği Londra’da gerçekleşiyor. WTM Fuarı'nda tüm iyi niyeti ile Türkiye’yi tanıtmaya ve ürünlerini satmaya çalışan turizmcilerle konuştunuz mu? Anlatılanlara göre Türkiye standı karantina alanı gibiymiş ve ne yazık ki fuar “Türk’ün Türk’e propagandası” şeklinde geçiyormuş. Aynı olumsuzluk geleneksel medya için de geçerli. Diyelim ki Guardian Gazetesi'ne tam sayfa “Cennet Türkiye” ilanı verildi, ama aynı gazetenin hemen yan sayfası Türkiye hakkında olumsuz haberlerle dolu... Kızamıyorsun da, çünkü onlar için gazeteci ve siyasilerin tutuklanmaları, gün aşırı canlı bomba eylemine maruz kalmak, Türkiye üzerinden gelip, hayata tutunmak için ölümü göze alan mültecilerin dramı gibi konular haber değeri taşıyor. Bizdeki gibi vakayi adiye muamelesi görmüyor.

Heyhat... Onlarca yılda ilmek ilmek ördüğümüz imajımız, üç sene içinde yerle yeksan oldu. İşin siyasi tarafında değiliz, ama sonuç bölümü de ortada.

Peki çözüm nerede? Keşke bizim elimizde olsa, ama değil; çünkü çözüm siyasetçilerde. Ülkemizdeki kavga, bölgedeki kargaşa, sınırlarımızdaki hareketlilik bitmedikçe, mülteci sorunu hallolmadıkça, siyasi ve demokrasi anlayışında toplumsal mutabakat sağlanmadıkça, ne yazık ki turizm kan kaybetmeye devam edecek. Daha da fenası, tüm bu olumsuzluklar yetmezmiş gibi, vasıfsız, bilgisiz ve etkisiz sektör temsilcileri de havanda su dövmeye devam edecekler.

Cemal Kızıltan

Tourismo Group

Grup Başkanı

Yorumlar (0)